Böyle özel bir günü kendi bakış açımdan, tecrübelerimden ve gözlemlerimden yola çıkarak anlatmak istedim.
8 Mart’ın dünya kadınlar günü olarak kutlanmasının nedenini araştırdığımızda, farklı tarihsel anlatımlar olduğunu görüyoruz. Detaya girmeden, şunu söylemek yeterli diye düşünüyorum; 1900’lü yılların başlarında farklı ülkelerde kadınların çalışma koşulları, eşit ücret ve oy hakkı talepleri etrafında yaşanan toplumsal mücadeleler, zamanla küresel bir farkındalığa dönüştü ve 8 Mart, dünya genelinde kabul gören bir gün haline geldi.
Böyle bir günün en azından farkındalık yaratmak açısından değerli olduğunu düşünmekle birlikte, “Dünya Kadınlar Günü” adında bir gün olmasının, kadınların bakış açısından nasıl algılandığını hep merak etmişimdir. Kendilerine sorduğumda farklı görüşler olsa da genelde olumlu gördüklerini söylüyorlar.
Maalesef günümüzde hala bu konunun tartışılıyor olması ve kadın-erkek eşitliğinin sahada karşılığını bulmamış olması gerçekten üzücü.
Batı Avrupa ülkelerini ziyaret etmiş kişiler, o ülkelerde kadın veya erkek etiketinden ziyade insanların birey olarak görüldüklerini gözlemlemişlerdir. Bununla birlikte, ülkemizde kadın haklarıyla ilgili adımların o Avrupa ülkelerinden çok daha önce ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından atıldığını da biliyoruz. Atatürk’ün izinden ve vizyonundan gittiğimiz sürece, ayrımcılığın olmadığı bir toplum olmayı başaracağız.
Ülkemiz ve kendi sektörümüz açısından baktığımızda bu durumun maalesef sahadaki yansımasının farklı olduğuna şahit oluyoruz. Kadın istihdamının kadın-erkek eşitliğini yansıtan seviyelerde olmadığını yayınlanan resmi verilerde görebiliyoruz.
Aslında kadın-erkek eşitliği derken, toplumsal haklar ve normlar konusunda eşit olunmasından bahsediliyor. Binlerce yıldır biçilen ve üstlenilen roller ve yaşanmışlıkların getirdiği farklılıklarımız elbette var. Bu farklılıklar, birey olarak kabul edilmeyi ve eşit şartlarda olmayı engellememeli.
Kendi tecrübelerime göre, kadınların erkeklere göre detaylara daha fazla hakim, riskleri daha erken fark eden, iletişim ve temsil konularında daha becerikli olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Fakat işe alımlarda ve terfilerde şeffaf olmayan bazı uygulamalar neticesinde, yetkinliklerin ve fırsat eşitliğinin göz ardı edilerek tercihlerin daha fazla erkekler tarafında olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte ülkemizde kadınların maalesef hala evlere mahkum olduğu, topluma karışamadığı, akademik eğitimden ve çalışma hayatından mahrum kaldığı bölgeler var. Bu durum, ülkemizde her ne kadar kadın ve erkek nüfusu eşit olsa da, iş hayatına katılan kadın oranının daha az olmasına neden oluyor.
8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” nün alışverişe ve AVM’lere nasıl bir etkisi olduğundan da kısaca bahsetmek isterim;
Her ne kadar “Anneler Günü” veya “Sevgililer Günü” kadar alışverişe yansıyan bir etkisi olmasa da, bu özel günün de bir hareketlilik yarattığını söyleyebiliriz.
İçinde bulunduğu hafta boyunca, kadınlara yönelik ürünler ağırlıklı olmak üzere kampanyalar düzenleniyor. Kozmetik, aksesuar, çiçek gibi ürün ve ürün gruplarında satışlar artıyor. AVM’lerde ayak sayısı arttığı için genel olarak farklı sektörlere ve satışlara da katkı sağlıyor.
Bazı AVM’lerde o güne özel söyleşiler, çeşitli atölye çalışmaları, konser, stand up gibi etkinlikler düzenlenerek farkındalığa destek olunmaya çalışılıyor. Bu durum ziyaretçi sayısını artırıcı etki yapabiliyor. Bu özel günde ciro üretmekten çok daha önemli olarak, yapılan farkındalık sağlayıcı işler, kadın istihdamına fayda sağlayacak etkiler, AVM’nin algısını ve marka değerini olumlu olarak etkiliyor.
Özetle, dünya genelinde kutlanan en azından bir özel gün olmasının, kadın haklarının ve kadın erkek eşitliğinin korunmasında farkındalık yaratması açısından değerli olduğunu düşünüyorum.
Oğuz ISIGÖLLÜ
Genel Müdür
Ramada Plaza by Wyndham
Gevgelija / Kuzey Makedonya

