AVM

Gelenekten Evrensele: MarkAntalya AVM’ye Uluslararası Arenadan 11 Ödül

MarkAntalya AVM, Ramazan ayında hayata geçirdiği kültür ve deneyim odaklı etkinlikle uluslararası arenada dikkat çeken bir başarı elde etti. Geleneksel sanat ve zanaatları ziyaretçilerle yeniden buluşturan etkinlik; Hermes Creative Awards’ta 5 Platinum, Stevie Awards’ta 1 Gümüş ve 2 Bronz, MarCom Awards’ta ise 3 Altın ödül kazanarak toplamda 11 uluslararası ödüle layık görüldü. Etkinlik; geleneksel zanaat atölyeleri, ziyaretçi etkileşimleri, kültürel deneyim alanları ve dijital iletişim çalışmalarıyla bütüncül bir Ramazan atmosferi sundu. MarkAntalya AVM Yönetimi, elde edilen bu başarının yalnızca marka adına değil; aynı zamanda kültürel değerlere sahip çıkan projelerin uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu göstermesi açısından da büyük önem taşıdığını belirtti. Biz de bu önemli başarı sonrası, MarkAntalya AVM Pazarlama ve Kiralama Müdürü Itır Elif Bayarı ile bir araya gelerek ödül sürecini, projeye dair detayları ve önümüzdeki dönem hedeflerini konuştuk.

Ramazan etkinliğinin çıkış fikri nasıl ortaya çıktı ve projeyi diğer etkinliklerden ayıran en önemli unsur neydi?

Ramazan ayı, toplumumuzun bir araya geldiği, manevi bağların ve kültürel paylaşımların en yoğun yaşandığı dönemlerden biri. Biz yola çıkarken, alışveriş merkezlerinin klasikleşen, sadece tüketime veya yüzeysel eğlenceye dayalı Ramazan aktivitelerinin ötesine geçmek istedik. Çıkış noktamız; modern yaşamın temposunda kaybolmaya yüz tutmuş, unutulan zanaatları ve geleneksel Ramazan ruhunu hak ettiği değerle yeniden canlandırmaktı.

Projeyi diğer etkinliklerden ayıran en önemli unsur ise “yaşayan, hissettiren ve deneyimlenen bir nostalji” sunması oldu. Statik bir sergi kurgulamak yerine, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ve aralarında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip Kültür ve Turizm Bakanlığı zanaatkarlarımızın da bulunduğu yaşayan bir kültürel ekosistem oluşturduk.

Ziyaretçilerimizi sadece birer izleyici olarak konumlandırmadık; onları çarık yapımı, telkari, ahşap oyma kaşık, mozaik, ipek koza, minyatür ve çömlek gibi köklü sanatların ustalarıyla birebir atölye çalışmalarında bir araya getirdik. Bu eşsiz zanaat deneyimlerini; ruhumuzu dinlendiren semazen gösterileri, geleneksel tiyatromuzun yapı taşları olan Karagöz-Hacivat gibi sahne performansları ve o eski Ramazanların vazgeçilmez tatlarıyla birleştirdik. Ziyaretçilerimize sadece bir etkinlik değil, geçmişle gelecek arasında kurulan çok güçlü ve yaşayan bir köprü sunduk.

Geleneksel sanat ve zanaatları yeniden ziyaretçilerle buluştururken nasıl bir deneyim yaratmayı hedeflediniz?

Hedefimiz kesinlikle bir “müze” soğukluğu yaratmak değil, aksine nesiller arası bir köprü kurmaktı. Unutulmaya yüz tutmuş zanaatların ustalarını halkla, özellikle de genç nesille doğrudan buluşturarak dokunulabilir, hissedilebilir ve öğrenilebilir bir alan açtık. Bir çocuğun ilk kez macun şekerini tatması, bir gencin geleneksel bir el sanatının yapılışına canlı tanıklık etmesi ve yetişkinlerin kendi çocukluklarındaki o eski Ramazanların sıcaklığını hissetmesi bizim için esas başarı kriteriydi. Kısacası, beş duyuya birden hitap eden, samimi ve interaktif bir toplumsal hafıza deneyimi yaratmayı amaçladık.

MarkAntalya olarak uluslararası alanda kazandığınız bu ödüller sizin ve ekibiniz için ne ifade ediyor?

Hermes Creative, Stevie ve MarCom gibi küresel ölçekte prestije sahip organizasyonlardan toplam 11 ödülle dönmek, tarif edilemez bir gurur vesilesi. Bizim için bu ödüller, yerel ve kültürel değerlerimizin doğru bir vizyonla işlendiğinde uluslararası arenada ne kadar büyük bir evrensel karşılık bulabileceğini kanıtladı. Konsept aşamasından operasyona, dijital iletişimden saha uygulamasına kadar gece gündüz demeden çalışan çok güçlü bir ekibimiz var. Bu başarı, tüm ekibimizin emeğinin, vizyonunun ve kurduğumuz güçlü koordinasyonun uluslararası otoriteler tarafından tescillenmesi anlamına geliyor. Motivasyonumuzu katlayan harika bir itici güç oldu.

Bu uluslararası başarının ardından MarkAntalya’da ziyaretçileri nasıl yeni projeler bekliyor?

Bu başarı çıtayı bizim için oldukça yukarıya taşıdı; artık sorumluluğumuz daha da büyük. Ziyaretçilerimiz MarkAntalya’da alışverişin yanı sıra; kültürün, sanatın, yenilikçi dijital deneyimlerin ve toplumsal değerlerin harmanlandığı yaşayan merkezler bulmaya devam edecek. Uluslararası standartlarda, ezber bozan ve yine ödüllere aday olacak yeni konsept projeler üzerinde çalışıyoruz. Ziyaretçilerimize ilkleri yaşatmaya ve alışveriş deneyimini sosyal bir yaşam kültürüne dönüştürmeye devam edeceğiz.

MarkAntalya bu yıl 13. yaşını kutluyor ve bu anlamlı dönüm noktasında gelen 11 uluslararası ödül, başarı grafiğinizi taçlandırmış oldu. Alışveriş merkezinin bu köklü geçmişi ışığında, pazarlama stratejinizi nasıl kurguluyorsunuz ve bu ödüller genel vizyonunuzla nasıl örtüşüyor?

13 yıl, bir alışveriş merkezinin hem şehirle bütünleşmesi hem de ziyaretçileriyle güçlü bir aidiyet bağı kurması açısından çok değerli bir süreç. MarkAntalya olarak 13. yılımızı böylesine prestijli 11 uluslararası ödülle taçlandırmak, bizim için sadece bir kutlama değil, aynı zamanda doğru yolda olduğumuzun en somut göstergesi oldu.

Pazarlama stratejimizin temelinde “şehrin yaşayan, dinamik ve değer üreten bir sosyal yaşam merkezi olmak” vizyonu yer alıyor. Günümüz dünyasında pazarlama, yalnızca kampanyalar veya indirim günleri düzenlemekten ibaret değil; ziyaretçilerin kalbine dokunan, onlara anlamlı deneyimler sunan ve toplumsal değerleri sahiplenen markalar kalıcı izler bırakıyor.

Biz de 13 yıllık birikimimizle, yerel ve kültürel zenginliklerimizi modern pazarlama dinamikleriyle harmanlayan stratejik bir yol izliyoruz. Kazandığımız bu ödüller, kurumsal vizyonumuzun küresel standartlarda bir karşılığı olduğunu kanıtlarken, önümüzdeki dönemde de yenilikçi, sürdürülebilir ve insan odaklı projeler üretme konusundaki kararlılığımızı pekiştiriyor.