AVM

AVM Sektörü Renovasyon ve Yeşil Dönüşüme Odaklanıyor

Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı, Mart 2026 ciro endeksi sonuçlarını değerlendirerek sektörün enflasyona karşı gösterdiği direnci analiz ederken; sıfırdan projeler yerine 15 yaşını doldurmuş mevcut bina stokunun modernizasyonuna odaklandıklarını ifade etti.

Son dönemde açıklanan AVM ciro endekslerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ciro artışı reel bir büyümeye mi işaret ediyor, yoksa enflasyon etkisi mi daha baskın?

Mart 2026 sonuçlarımız, sektörümüzün zorlu ekonomik koşullardaki direncini ve adaptasyon yeteneğini net bir şekilde ortaya koydu. AYD ve Akademetre verilerine göre, metrekare verimlilik endeksimiz yıllık bazda nominal %35,4 artarak 5.184 puana ulaştı. Bu rakamı Mart ayındaki %30,87’lik enflasyon oranıyla kıyasladığımızda, sektörde %3,5 oranında gerçek bir reel büyüme yaşandığını memnuniyetle görüyoruz. Bu toparlanma bizim için kritik bir eşik; zira 2025 yılını, ciroların enflasyonun altında kalarak (%30 nominal artışa karşı %34,88 enflasyon) reel olarak gerilediği bir dönem olarak kapatmıştık. İki sektör büyüme anlamında ön plana çıkıyor: %59 nominal büyüme ile kişisel bakım ve kozmetik, %58 ile ise teknoloji. Bu ikilinin ardındaki grupta ise %47,2 ile yiyecek ve içecek kategorisi ön sırada yer alıyor. Bu üç grubun her birinin hikayesi birbirinden farklı. Savaş sebebiyle artan enerji maliyetlerinin enflasyonist riskler yaratacağı korkusu/algısı, tüketicinin teknoloji ürünlerine yönelik talebini erkene çekmesine neden olmuş. Öte yandan, bakım ve kozmetik kategorisi, uzun süredir olduğu üzere “lipstick etkisi” üzerinden destek buluyor. Yani, satın alma gücündeki erime sonucu tüketici kendisini mutlu kılmak adına göreceli olarak daha ucuz olan lüks ürünlere talep yöneltiyor.

Ziyaretçi sayımızdaki %6,7’lik yıllık artış da büyümenin sadece fiyat artışlarından değil, fiziksel bir talep canlılığından beslendiğini ispatlıyor.

Türkiye’de hangi bölgeler AVM yatırımları açısından hala potansiyel taşıyor? Hiç AVM yatırımı bulunmayan şehirler yatırımcılar için yeni bir cazibe alanı olabilir mi, yoksa yüksek ziyaretçi potansiyeli ve tüketim hacmi nedeniyle yatırımlar mevcut AVM yoğunluğu bulunan şehirlerde toplanmaya devam mı eder?

Türkiye genelinde 450 AVM ile büyük bir ekosistemi temsil ediyoruz. Halen AVM’si bulunmayan 13 şehrimiz bakir bir potansiyel sunsa da yatırım iklimi şu an oldukça seçici. Yüksek finansman maliyetleri nedeniyle 2026’da açılacak 5 projenin tamamı aslında pandemi öncesi temelleri atılmış yatırımların tamamlanması niteliğinde. Mevcut konjonktürde sıfırdan inşaat yerine, 15 yaşını doldurmuş “yaşlı” bina stokumuzun renovasyonu ve fonksiyon değişikliği öncelikli gündemimizdir. Anadolu’daki metrekare verimlilik artışının (%35,3) İstanbul’u (%25) geride bırakması, yereldeki iştahı gösteriyor. Ancak yatırımcıların, yüksek ziyaretçi potansiyeli ve operasyonel verimlilik nedeniyle, bir süre daha mevcut yoğunluğun olduğu bölgelerdeki nitelikli yapıların modernizasyonuna ve el değiştirmesine odaklanacağını öngörüyoruz.

Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm, AVM sektöründe ne kadar öncelikli bir gündem haline geldi? Bugünü 5 yıl öncesiyle kıyasladığınızda, sektörün bu alanda nasıl bir ilerleme kaydettiğini düşünüyorsunuz?

5 yıl önce pandemi dalgasıyla tamamen operasyonel devamlılığı ve hayatta kalmayı konuşurken, bugün AYD olarak “yeşil dönüşümü” stratejimizin kalbine koyduk. Sektörümüz bu süreçte muazzam bir olgunluk kazandı. Artık AVM’lerimizi sadece alışveriş noktası değil, karbon ayak izi ölçülen sürdürülebilir “yaşam merkezleri” olarak kurguluyoruz. Özellikle eskiyen binaların renovasyonunda enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi modellerini uygulamak artık bir tercih değil, uluslararası finansmana erişim için de bir zorunluluk. Bu dönüşümü içselleştiremeyen yapılar, önümüzdeki 5 yılda hem marka karması hem de varlık değeri açısından rekabetçi kalma şansını kaybedecektir.