Bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2026’ya yaklaşırken perakende sektörü için en kritik eşik, büyüme kavramının yeniden tanımlandığı bir noktaya işaret ediyor. Son iki yılda açıklanan ciro artışları ilk bakışta pozitif görünse de verinin alt kırılımları daha farklı bir hikâye anlatıyor. Nominal büyüme devam ederken, reel tarafta hem tüketici hem de perakendeci ciddi bir sıkışma yaşıyor.
2025 yılı boyunca AVM ciro endeksleri yaklaşık %25–30 bandında artış gösterirken, aynı dönemde enflasyonun %35’in üzerinde seyretmesi reel büyümenin negatif olduğunu net biçimde ortaya koydu. Daha çarpıcı olan ise ziyaretçi sayılarındaki düşüş. Birçok projede ziyaretçi trafiği yıllık bazda %3–5 gerilerken, metrekare verimlilikleri ciddi baskı altına girdi. Bu tablo, 2026’ya “eski oyun kurallarıyla” girilemeyeceğini açıkça gösteriyor.

Tüketici Davranışı: Harcama Var, Refleks Değişti
2026 perakendesini anlamak için önce tüketiciyi doğru okumak gerekiyor. Güncel veriler, tüketicinin toplam harcamasını tamamen kısmadığını; ancak harcama önceliklerini net biçimde değiştirdiğini gösteriyor. Özellikle ayakkabı kategorisindeki birim satış adetleri düşerken, ortalama sepet tutarındaki artış büyük ölçüde fiyat kaynaklı.
Son 12 ayda birçok perakendecide ayakkabı kategorisi ciroları enflasyonun çok altında büyürken (yani reel olarak küçülürken), tekstil, teknoloji, yeme–içme gibi hizmet ve deneyim odaklı kategorilerde hem trafik hem de ciro daha dirençli bir seyir izledi. Bu veri bize şunu söylüyor: Tüketici harcamayı değil, “önceliği” değiştiriyor.
2026’da tüketici için ürünün modası kadar; kullanım süresi, işlevselliği ve fiyat–performans dengesi belirleyici olacak. Bu nedenle “herkese hitap eden” geniş ürün yelpazeleri yerini daha net, daha fonksiyonel ve daha az riskli koleksiyonlara bırakacak.
AVM’ler: Doluluk Oranı Yanıltıcı Bir Gösterge
AVM’ler açısından 2026’nın en kritik konusu, performansın hangi metriklerle ölçüleceği. Bugün hâlâ birçok projede %95 ve üzeri doluluk oranları başarı göstergesi olarak sunuluyor. Oysa aynı projelerde metrekare başına ciro ve kiracı başına kârlılık enflasyon karşısında hızla geriliyor.
Veriler gösteriyor ki; son iki yılda AVM’lerde ortalama kira artışları TÜFE’ye paralel ilerlerken, birçok perakendecinin cirosu bu artışı karşılayacak hızda büyümedi. Sonuç olarak kira/ciro oranları sağlıklı bandın üzerine çıktı ve bu durum mağaza kapanışlarını veya küçülmelerini tetikleyen ana faktörlerden biri hâline geldi.
2026’da AVM’ler için kritik soru artık şu olacak:
“Bu metrekare bana sadece kira mı üretiyor, yoksa sürdürülebilir trafik ve değer mi?”
Bu soruya cevap veremeyen projeler için doluluk oranı yüksek olsa bile risk artıyor. Daha esnek kira modelleri, performansa duyarlı sözleşmeler ve doğru marka karması artık bir tercih değil, zorunluluk.
Markalar: Stok ve Hız Kazanacak
Marka tarafında 2026’nın kazananları, yüksek hacimle sezona girenler değil; stok riskini doğru yönetenler olacak. Son dönemde birçok markada sezon başı stok seviyelerinin yüksek tutulması, sezon içinde agresif kampanyaları kaçınılmaz hâle getirdi. Bu da marj erozyonunu hızlandırdı.
Veriler, sezon sonu stok oranlarının birçok kategoride %50–60 bandında kaldığını gösteriyor. Bu oranlar, markaların hem nakit akışını hem de yeni sezon esnekliğini ciddi şekilde sınırlıyor. 2026’da daha düşük stokla, daha hızlı reaksiyon alabilen markalar rekabette öne çıkacak.
Ayrıca kampanya bağımlılığı da ciddi bir kırılma noktasına gelmiş durumda. Sürekli indirim yapan markalar, tüketici nezdinde “gerçek fiyat” algısını ve en önemlisi güvenirliklerini kaybetmeye başladı. Bu nedenle 2026 yılı, kampanyanın değil; doğru fiyatlamanın ve net değer önerisinin yılı olacak.
Sonuç: 2026 Bir Ele(n)me Yılı
2026’yı bir büyüme yılı olarak değil, bir netleşme ve eleme yılı olarak okumak daha gerçekçi. Bu dönemde piyasa; doğru stratejisi, güçlü operasyonel kası ve sürdürülebilir finansal yapısı olanları yollarına devam ettirirken, verimsiz iş planları, yanlış lokasyonlar ve gerçeklikten kopuk iş modelleri bu süreçte doğal olarak elenecek.
Bu dönemde başarı; agresif genişleme planlarıyla değil, doğru lokasyonlar, sağlıklı mali yapılar ve gerçekçi bütçelerle tanımlanacak.
Kazananlar; veriye bakmaktan kaçınmayan, zayıf performansla yüzleşebilen ve tüketici gerçeğini erkenden kabul edenler olacak.
Kaybedenler ise hâlâ reel olmayan büyüme rakamlarıyla kendini ikna etmeye çalışanlar.
Perakendede yeni dönemin ana sorusu net:
“Ne kadar büyüyoruz?” değil, “Ne kadar dayanıklıyız?”
Murat Kocaerkek
Moda Ve Spor Perakende
Profesyoneli

