Makaleler

Dijital Şehir Kültürü

Şehirler Dijitalleşiyor mu, Yoksa Dijitalleşmiş mi Görünüyor

Hani var ya çok sık duyarsınız ama bir süre sonra anlamını kaybetmeye başlar.

Son yıllarda benim için o kelimelerden biri “dijitalleşme” oldu.

Nereye gitsem aynı cümleyi duyuyorum.

“Şehrimizi dijitalleştiriyoruz.”

Her duyduğumda ise kendime aynı soruyu soruyorum.

Gerçekten mi?

Yoksa biz sadece dijitalleşmiş görünmeyi mi seviyoruz?

İlk bakışta bu soru biraz sert gelebilir. Ama yıllardır belediyelerde, müzelerde, ulaşım projelerinde, spor tesislerinde ve farklı yaşam alanlarında çalışırken gördüğüm birçok örnek, beni tam da bu sorunun peşinden gitmeye yöneltti. Bazen milyonlarca liralık yatırımların önünde duruyorum.

Her şey yeni. Her şey modern. Dijital ekranlar, kiosklar, mobil uygulamalar, sensörler…

Ama birkaç dakika sonra yaşlı bir vatandaş içeri giriyor ve ilk cümlesi şu oluyor:

“Evladım, ben nereye gideceğim?”

Eyvah, işte o an şunu fark ediyorum.

Bazen teknoloji kuruluyor ama deneyim kurulmuyor. Çünkü dijitalleşmek ile dijitalleşmiş görünmek aynı şey değil. Belediye binasına kiosk koymak, o belediyeyi dijital yapmaz.

Bir müzeye QR kod yerleştirmek, o müzeyi dijital yapmaz. Bir mobil uygulama geliştirmek de tek başına bir şehri akıllı yapmaz.

Çünkü teknoloji, kurulduğu gün değil; insanların onu doğal bir şekilde kullanmaya başladığı gün değer üretir.

Bugün birçok kurum teknoloji yatırımı yapıyor.

Bu çok kıymetli.

Ancak bazen teknolojiyi bir çözümden çok, bir vitrin olarak konumlandırıyoruz.

Oysa teknoloji vitrin olmak için değil, görünmeden hayatı kolaylaştırmak için vardır.

İyi tasarlanmış bir teknoloji çoğu zaman fark edilmez.

İnsan sadece işinin kolaylaştığını hisseder.

Belediyede daha az bekler. Müzede daha fazla öğrenir. Toplu ulaşımda zaman kazanır. Parkta kendini daha güvende hisseder.

İşte benim “Dijital Şehir Kültürü” dediğim yaklaşım tam da burada başlıyor.

Yıllardır aynı cümleyi söylüyorum.

Doğru ürün, doğru yerde kullanılmalı.

Bugün buna bir cümle daha eklemek istiyorum. Doğru teknoloji, doğru yerde ve doğru amaç için kullanılmalı.

Çünkü teknoloji satın alınabilir. Yazılım geliştirilebilir. Yeni nesil sistemler kurulabilir.

Ama dijital kültür satın alınamaz.

Dijital kültür; insanı anlayarak, ihtiyacı doğru okuyarak ve teknolojiyi hayatın doğal bir parçası hâline getirerek inşa edilir. Bu yazı dizisinde yeni ürünlerden söz etmeyeceğim.

Yeni teknolojileri sıralamayacağım.

Birlikte şehirleri konuşacağız.

İnsan davranışlarını konuşacağız.

Bir park neden boş kalır?

Bir müzede insanlar neden bazı alanlarda daha uzun vakit geçirir?

Bir vatandaş neden dijital sistemi kullanmak yerine ilk olarak danışma masasını arar?

Ve en önemlisi…

Teknoloji gerçekten hayatı kolaylaştırıyor mu, yoksa sadece dijitalleşmiş görünmemizi mi sağlıyor?

İşte bu yüzden bu serinin adı Dijital Şehir Kültürü.

Çünkü kültür satın alınmaz.

İnşa edilir.

Ve ben bu yolculuğa tek bir cümleyle başlamak istiyorum.

“Doğru teknoloji görünmezdir. Etkisi ise herkes tarafından hissedilir.”

Armiya Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Özgen Kart