Eğlenceyi, ailece deneyimlenen bir sosyal yaşam alanına dönüştürdüklerini belirten Playpark & Bowlingo Genel Müdürü Mesut Malkoç; bu güçlü anchor markaların tüm perakende, yeme-içme ve sinema ekosistemine sağladığı katkıyı anlattı.
Çocuklardan yetişkinlere kadar çok geniş bir kitleyi ağırladığınız oyun alanlarınızda, farklı yaş gruplarına aynı anda hitap edebilmenin ve ailece eğlence konseptini sürdürülebilir kılmanın sırrı nedir?
Bizim için eğlence yalnızca çocuklara sunulan bir hizmet değil; ailece birlikte deneyimlenen bir sosyal yaşam alanı. Bu nedenle şubelerimizi planlarken sadece oyun ekipmanına değil, ziyaretçinin tüm yolculuğuna odaklanıyoruz. Çocuk enerjisini özgürce yaşarken ebeveynin de kendini rahat, güvende ve sürecin içinde hissetmesi gerekiyor.
Farklı yaş gruplarına aynı anda hitap edebilmenin en önemli noktası; doğru planlama ve deneyim çeşitliliği oluşturmak. Küçük yaş grupları için güvenli soft play alanları sunarken, daha büyük çocuklar için hareket ve rekabet içeren deneyimler, yetişkinler için ise sosyal vakit geçirebilecekleri konforlu alanlar tasarlıyoruz.
Ayrıca ailelerin bugün artık sadece “çocuk oyalayan” alanlar değil, kaliteli zaman geçirebilecekleri deneyim merkezleri aradığını görüyoruz. Biz de bu noktada eğlenceyi; sosyalleşme, teknoloji, etkinlik ve deneyim odaklı bir yapıyla sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyoruz. Bir AVM ziyaretinin merkezine eğlenceyi koyduğunuzda, aile doğal olarak daha uzun süre vakit geçiriyor ve tekrar ziyaret etme motivasyonu artıyor.
Oyun & eğlence alanları bir perakende mağazasından farklı olarak, devasa metrekarelerde operasyon yöneten bir yapıya sahip. AVM yönetimleri için Playpark & Bowlingo gibi anchor eğlence markalarının, AVM’nin genel sepet ortalamasına ve ziyaretçi kalış süresine etkisi nedir?
Bugün AVM’ler için en önemli başlıklardan biri “ziyaretçinin içeride geçirdiği süre”. Çünkü ziyaret süresi uzadıkça yeme-içme, perakende ve diğer harcama kalemleri de doğal olarak büyüyor. Eğlence markaları tam bu noktada güçlü bir anchor görevi görüyor.
Playpark & Bowlingo gibi büyük ölçekli eğlence alanları, ziyaretçiyi sadece kısa süreli bir alışveriş için değil, deneyim yaşamaya gelen bir misafir haline dönüştürüyor. Bizim gözlemlediğimiz en önemli etkilerden biri şu: Eğlence alanına gelen bir aile, AVM’de planladığından daha uzun süre kalıyor. Bu da restoranlardan kahve alanlarına, mağazalardan sinemaya kadar tüm perakende grubuna pozitif katkı sağlıyor.
Aynı zamanda eğlence markaları, AVM’ye “duygusal bağ” kazandırıyor. Ziyaretçiler sadece alışveriş yaptıkları değil, anı biriktirdikleri alanlara geri dönüyor. Bu da AVM açısından uzun vadeli ziyaretçi sadakati oluşturuyor.
AR, VR ve dijital sadakat sistemlerini fiziksel oyun alanlarınıza nasıl entegre ediyorsunuz? Teknolojiyi, oyunun heyecanını artırmak için bir araç olarak nasıl kullanıyorsunuz?
Teknolojiyi, deneyimi güçlendiren bir araç olarak görüyoruz. Çünkü fiziksel hareket, sosyal etkileşim ve gerçek deneyim bizim sektörümüzün temelini oluşturuyor. Dijital sistemleri ise bu deneyimi daha heyecanlı, daha ölçülebilir ve daha sürdürülebilir hale getirmek için kullanıyoruz.
Özellikle VR ve interaktif dijital oyun sistemleri, çocukların yalnızca izleyen değil deneyimin içine giren bir oyuncuya dönüşmesini sağlıyor. Hareket algılayan oyunlar, interaktif yarışmalar ve dijital görev sistemleri sayesinde fiziksel aktivite ile teknolojiyi bir araya getiriyoruz.
Sadakat tarafında ise dijital üyelik sistemleri, puan kazanımları ve kişiselleştirilmiş kampanyalar üzerinde çalışıyoruz. Buradaki hedefimiz yalnızca tekrar ziyaret sağlamak değil; misafirin kendisini markanın bir parçası gibi hissetmesi.
Önümüzdeki dönemde AR destekli oyun senaryoları, uygulama tabanlı görev sistemleri ve fiziksel oyun alanıyla entegre çalışan dijital deneyimler sektörün dönüşümünde çok önemli rol oynayacak. Biz de bu dönüşümün içerisinde, teknolojiyi eğlencenin ruhunu koruyarak kullanan markalardan biri olmayı hedefliyoruz.

