Franchise İstanbul Expo, UFRAD Franchising Derneği desteği ve Tüyap Fuarcılık organizasyonu ile 16-19 Nisan 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı.
Katılımcı sayısı ve buna bağlı ziyaretçi 10 yıl önceki fuarlara göre düşüktü. Bunun yanında Komagene, Pizza Max, Landmann Schnitzel, Bursa Kebap Evi, Cups&Clouds Coffee House, Tab Grubu Markaları, Esto Lahmacun, Nevada Coffee ve Hot Döner yoğun ziyaretçiyi kabul ettiler.
Türkiye’de 4000 civarı marka, 70.000 şube, 350.000 kişilik istihdam sağlayan sektör için fuar katılımcısı daha fazla olmalıydı.
Franchising fuarından beklentiler, yalnızca yeni markalar görmekten ibaret olmamalıdır. Hem franchise verenler hem de yatırımcılar için fuarın temel amacı; doğru iş ortaklıklarını kurmak, sektörü analiz etmek ve geleceğe yönelik fırsatları değerlendirmektir.
Türkiye’de franchising sistemi son yıllarda hızlı bir büyüme gösterirken, bu büyümenin sağlıklı bir zemine oturduğunu söylemek ne yazık ki zor. Sektörün en temel sorunlarından biri, franchising faaliyetlerini doğrudan düzenleyen kapsamlı bir kanun ya da bağlayıcı bir yönetmelik bulunmamasıdır. Bu durum hem franchise veren markalar hem de yatırımcılar açısından ciddi riskler doğurmaktadır.
Bugün Türkiye’de teorik olarak herkes franchise verebilir durumdadır. İster 100 şubeli bir marka olun, ister tek şubesi yeni açılmış bir işletme; herhangi bir yeterlilik, standart veya denetim mekanizmasına tabi olmadan franchise sistemi kurmak mümkündür. Bu da sektörde ciddi bir kalite sorunu yaratmaktadır. Çünkü franchising, yalnızca marka kiralamak değil; know-how transferi, operasyonel standartlar, eğitim sistemleri ve sürdürülebilir iş modeli gerektiren profesyonel bir yapıdır.
Ancak uygulamada birçok markanın bu temel unsurlardan yoksun olduğu görülmektedir. Franchise veren firmaların önemli bir kısmı; eğitim altyapısı oluşturmadan, operasyon kılavuzları hazırlamadan ve yatırımcıyı uzun vadede destekleyecek sistemleri kurmadan şubeleşmeye gitmektedir. Bu durum kısa vadede büyüme gibi görünse de orta ve uzun vadede marka değerinin zedelenmesine, şubelerin kapanmasına ve yatırımcı mağduriyetine yol açmaktadır.
Bir diğer önemli eksiklik ise “Franchise Danışmanlığı” alanının resmi bir meslek olarak tanımlanmamış olmasıdır. Gayrimenkul danışmanlığı, sigorta aracılığı veya otomotiv alım-satımı gibi birçok alanda belirli standartlar, yetki belgeleri ve mesleki yeterlilikler aranırken; Ahmet Yılmaz franchising gibi yüksek yatırım tutarlarının söz konusu olduğu bir alanda benzer bir düzenlemenin olmaması ciddi bir çelişkidir. Bugün sektörde danışmanlık adı altında faaliyet gösteren birçok kişi veya kurumun yeterli bilgi, deneyim ve etik standartlara sahip olup olmadığı belirsizdir.
Bu noktada, franchising sektörünün sağlıklı gelişimi için çok paydaşlı bir düzenleme ihtiyacı açıktır. Başta UFRAD olmak üzere, ilgili bakanlıklar, ticaret odaları, sektör dernekleri (STK’lar) ve baroların ortak bir çalışma yürütmesi gerekmektedir. Bu çalışmalar kapsamında öncelikle franchising tanımı netleştirilmeli, franchise veren firmalar için asgari kriterler belirlenmeli ve sözleşme standartları oluşturulmalıdır.
Ayrıca Franchise Danışmanlığı mesleği resmi olarak tanımlanmalı, bu alanda faaliyet gösterecek kişilere eğitim, sertifikasyon ve yetkilendirme şartı getirilmelidir. Böylece hem markaların doğru yapılandırılması sağlanacak hem de yatırımcıların daha bilinçli kararlar almasının önü açılacaktır. Denetim mekanizmalarının kurulması ise sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. UFRAD Yönetim Kurulu Üyesi Erol Işık bu alanda faaliyet gösterecek kişilere eğitim çalışmalarına başlayacaklarını bildirdi.
Sonuç olarak franchising, doğru kurgulandığında hem girişimciler hem de markalar için büyük fırsatlar sunan bir modeldir.
Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir değere dönüşmesi için kuralların, standartların ve mesleki yapıların oluşturulması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Türkiye’nin bu alanda atacağı adımlar, sektörün geleceğini doğrudan belirleyecektir.

