Perakende

Hazır Giyimde Kritik Eşik Rekabetçiliğimiz Zayıfladı, Müşteri Kaybediyoruz

İHKİB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan, son iki buçuk yılda artan maliyetler ve kur-enflasyon dengesizliği nedeniyle Türkiye hazır giyim sektörünün küresel rekabette ciddi güç kaybı yaşadığını belirterek, “Dolar bazında rakip ülkelerin çok üzerine çıktık, fiyat tutturamıyoruz ve müşteri kaybediyoruz.” uyarısında bulundu. Paşahan, ihracattaki düşüşü durdurmak için döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılmasının sektörün toparlanmasına ciddi katkı sağlayacağını ifade ediyor.

2025 yılı hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı açısından nasıl geçti? Hangi pazarlar ve ürün grupları öne çıktı?

2025’in Ocak-Kasım döneminde 15,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 eksideyiz. Yılı 17 milyar dolar civarında bir ihracatla tamamlayabileceğimizi öngörüyoruz.

Hazır giyimde Avrupa Birliği (AB) en büyük pazarımız. Toplam hazır giyim ihracatımızın yüzde 61’ini AB ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Diğer Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu, ilk üçteki diğer bölgesel pazarlarımızı oluşturuyor. Ülkeler özelinde baktığımızda Almanya ilk sırada yer alıyor. Almanya’yı Hollanda ve İspanya izliyor.

İhracatımızda temel ürün gruplarında ise örme giyim yüzde 53’le ilk sırada yer alıyor. Dokuma yüzde 35’le ikinci, hazır eşya yüzde 12 ile üçüncü sırada bulunuyor. 

Türkiye hazır giyim sektörünün global rekabetteki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hazır giyim ve konfeksiyon, katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile Türkiye ekonomisi için stratejik önem taşıyor. Bugün bu sektörde küresel oyunculardan biriyiz. Kaliteli üretimimizle, tasarım kapasitemizle, hızımızla, Avrupa gibi büyük bir pazar için yakından tedarik avantajımızla, AB standartlarındaki sosyal uygunluk kriterlerimizle rakiplerimizden ayrışıyoruz. Ancak son iki buçuk yılda “yüksek faiz düşük kur” politikasının sonucunda Türkiye’nin çok pahalı hale gelmesi nedeniyle rekabetçiliğimiz zayıfladı. Bugün üretim maliyetlerinde dolar bazında Asya’daki rakiplerimize göre yüzde 60-65, Doğu Avrupa’daki ülkelere göre yüzde 15-20 daha pahalıyız. Dolayısıyla fiyat tutturamıyoruz ve müşteri kaybediyoruz.

2026 yılında İHKİB’in öncelikli stratejileri neler olacak?

Bizim öncelikle ihracattaki düşüşü durduracak adımları atmamız gerekiyor. Bunun da yolu kurla enflasyon arasındaki dengenin sağlanmasından, tekstil hammaddeleri ithalatında uygulanan ilave vergilerin düşürülmesinden, istihdam desteğinin ayrım yapılmaksızın tüm firmalara verilmesinden, emek yoğun sektörlere prim desteğinden ve reeskont kredilerinde faizin yüzde 15’e indirilmesinden geçiyor. Ayrıca halen yüzde 3 olan döviz dönüşüm desteğinin hazır giyim gibi cari fazla veren sektörlerde yüzde 10’a çıkarılmasının sektörün toparlanmasına çok büyük katkı yapacağını söyleyebiliriz. 

Orta ve uzun vadede birim ihracat değerini artıracak çalışmaları yapmak durumundayız. Bu kapsamda dijital ve yeşil dönüşümü stratejik bir hedef olarak görüyoruz. Dönüşüm için AB’nin Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) fonlarını etkili bir şekilde kullanıyoruz. AB fonları ile bir taraftan sektöre kalıcı kurumlar kazandırırken diğer taraftan mevcut iştiraklerimizin yetkinliğini artırıyoruz.