AVM Öne Çıkanlar

AVM’lerin Kapsayıcı Gücü: Herkes İçin Erişilebilir Yaşam Alanı

Fiba CP CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, şirket olarak, global deneyimlerini yerel ihtiyaçlarla harmanlayarak, farklı gelir gruplarına hitap eden dengeli marka karmalarıyla kapsayıcı ve sürdürülebilir AVM ekosistemleri oluşturduklarını vurguladı.

AVM’lerde farklı gelir gruplarına hitap eden markaların bir arada olması, toplumsal kapsayıcılığı nasıl etkiliyor? Kiralama ve danışmanlık süreçlerinizle bu dengeye nasıl katkı sağlıyorsunuz?

AVM’ler artık yalnızca ticaret yapılan alanlar değil; aynı zamanda toplumsal etkileşimin, kültürel kaynaşmanın ve yaşamın ortak paydada buluştuğu sosyal mekanlar olarak konumlanıyor. Bu çerçevede, farklı gelir gruplarına hitap eden markaların bir arada bulunması, AVM’lerin kapsayıcı rolünü pekiştiriyor. Ziyaretçi çeşitliliğini artıran bu yaklaşım, sosyal eşitliğe katkı sağlayan önemli bir araç haline geliyor.

Fiba CP olarak; Türkiye’nin farklı şehirlerindeki AVM’lerimizin yanı sıra Çin, Romanya ve Moldova’daki projelerimizde de bu dengeyi temel bir strateji olarak benimsiyoruz. Her ülkenin ve şehrin sosyoekonomik yapısını analiz ediyor; marka karmamızı bölgesel ihtiyaçlar, gelir seviyeleri ve yaşam tarzlarına göre şekillendiriyoruz. Kiralama ve danışmanlık süreçlerimizde hem lüks markalara hem de ulaşılabilir fiyat segmentlerine sahip markalara yer vererek dengeli bir yapı oluşturuyoruz.

Bazı bölgelerde tek AVM konumunda olmamız, bizi her kesime hitap eden bir yaşam alanı sunma konusunda daha da motive ediyor. Bu sorumlulukla yalnızca alışveriş değil; sosyalleşme, kültürel etkinlik ve deneyim odaklı alanlar yaratmaya özen gösteriyoruz. Ayrıca sadece ulusal veya uluslararası markalar değil; yerel üreticiler, sosyal girişimler ve topluluk temelli konseptlere de alan tanıyarak daha kapsayıcı ve özgün bir AVM deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Bu yaklaşımımız, sadece alışveriş deneyimini her kesime hitap eden bir yapıya dönüştürmekle kalmıyor; aynı zamanda ESG kriterleriyle ve gayrimenkul sektöründe öne çıkan placemaking gibi küresel trendlerle de örtüşüyor. Uluslararası deneyimimiz sayesinde farklı pazarlardan elde ettiğimiz içgörüleri birbirine entegre ederek, hem yerel hem de global düzeyde sürdürülebilir, kapsayıcı AVM modelleri geliştiriyoruz. Böylece yalnızca ziyaretçilere değil, markalara da uzun vadeli değer yaratıyoruz.

Lüks ve ekonomik markaların dengeli dağılımı için nasıl bir kiralama stratejisi izliyorsunuz? Bu modelin sürdürülebilirliği adına hangi adımları atıyorsunuz?

Lüks ve ekonomik markaların dengeli biçimde konumlandırılması, AVM’lerin daha geniş bir kitleye hitap etmesini sağlarken, ticari başarısını da artıran stratejik bir unsurdur. Fiba CP olarak, kiralama süreçlerimizde farklı gelir gruplarına hitap eden markaları bir araya getirerek kapsayıcı ve dengeli bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Bu dengeyi sürdürülebilir kılmak için hem perakende trendlerini hem de ziyaretçi verilerini yakından takip ediyoruz. Her lokasyonun sosyoekonomik yapısını dikkate alarak marka karmamızı sürekli güncelliyor, değişen tüketici davranışlarına hızla adapte olabilen dinamik bir yapı oluşturuyoruz.

Türkiye’den Çin’e, Romanya’dan Moldova’ya uzanan geniş coğrafyada edindiğimiz deneyimle, her bölgenin tüketim alışkanlıklarını ve sosyoekonomik yapısını dikkate alarak çok katmanlı bir kiralama stratejisi uyguluyoruz. Aynı zamanda uzun vadeli iş birlikleriyle markaların başarılarını destekliyor; her bütçeye hitap eden, güçlü ve sürdürülebilir bir AVM ekosistemi yaratıyoruz. Kiralama ve marka yerleşimi kararlarımızda yalnızca gelir düzeyi ya da demografi değil, bölgesel dinamikler, satın alma gücü, rekabet yapısı, eğitim ve eğlence ile yiyecek-içecek konseptlerinin etkisi gibi faktörleri de sürekli analiz ediyoruz. Bu alanlarda yapılan doğru kurgular, AVM’nin yalnızca yakın çevreye değil, daha uzak bölgelerden de ziyaretçi çekme potansiyelini güçlendiriyor.

Dolayısıyla AVM’nin çekim alanını genişletmek, sadece lokasyonla değil, içerikle ve deneyimle de şekilleniyor.

Ayrıca, günümüzün hızla değişen dünyasında mimari esneklik de giderek daha fazla önem kazanıyor. Kullanıcı ihtiyaçları zamanla değiştikçe, yapıların bu dönüşüme uyum sağlayarak pazar koşullarına cevap verebilmesi büyük bir avantaj sunuyor. Bu esneklik, AVM projelerinin hem ticari ömrünü uzatıyor hem de işlevselliğini geleceğe taşıyarak uzun vadeli sürdürülebilirliği destekliyor.