L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü İrem Karaoda Tanrıkulu ile Eylül sayımızda gerçekleştirdiğimiz röportajımızda Tanrıkulu; “Gelecek için L’Oréal” sürdürülebilirlik programımız ile gezegenimizin sınırlarının aşılmaması için somut adımlar atmayı taahhüt ediyoruz.” diyerek sürdürülebilirliğe verdikleri önemin altını çizdi.
L’Oréal’in sürdürülebilirlik yaklaşımını kısaca özetleyebilir misiniz?
“Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Yaratmak” vizyonumuz ışığında sürdürülebilirlik, sözde kalan bir kavram olmaktan çok stratejimizin önemli bir parçası haline gelerek, günlük hayatımızla entegre bir gerçekliğe dönüşüyor. 2020 yılında hayata geçirdiğimiz “Gelecek için L’Oréal” sürdürülebilirlik programımız ile gezegenimizin sınırlarının aşılmaması için somut adımlar atmayı ve bu adımların her birini ölçümlemeyi taahhüt ediyoruz. Programın benzerlerinden en büyük farkı kapsayıcılığı, bu sebeple hedeflerimizi belirlerken tüm iş ekosistemimizi sürece dahil ediyoruz. İklim, su, biyoçeşitlilik, doğal kaynaklar ve toplumsal fayda olmak üzere 5 başlık altında, yenilikçi ve cesur taahhütler ortaya koyuyoruz.
Markalarınız bazında yaptığınız sürdürülebilirlik çalışmaları nelerdir?
L’Oréal Türkiye’nin portföyünde bulunan 24 markamızın geliştirdiği toplumsal ve çevresel fayda projeleri ile etki ve kapsam alanımızı hem çeşitlendiriyor hem de genişletiyoruz.
• Garnier, “Yeşil Bir Adım” kampanyası ile sosyal medyada yapılan her bir paylaşım için sivil toplum kuruluşu “Plastics for Change” iş birliğiyle 5 plastik şişeyi geri dönüştürüyor. Ayrıca marka, tüketicilerimizin daha sürdürülebilir seçimler yapmalarını ve bilinçlenmelerini sağlamak hedefiyle “Çevresel ve Sosyal Etki Etiketleme Sistemi”ni geliştirdi.
• La Roche-Posay, Anthelios güneş koruyucu ürününü geri dönüşümlü malzemeler kullanılarak üretilen ambalajıyla tüketicilerine sunuyor.
• Lancôme, ikonik sembolü ve ana hammaddesi olan gülü Isparta’da gül hasadı yapan kadınlardan temin ederek kadınları güçlendirirken biyoçeşitliliği ve gezegenin kaynaklarını da gelecek nesiller için korumayı hedefliyor.
• Profesyonel ürünler bölümümüz, iş ortaklarımız olan kuaför salonlarında kullanılmak üzere, su problemine somut bir yanıt vermek için akıllı bir duş başlığı üretti. Geliştirilen bu teknoloji, doğrudan lavabolara takılıyor ve her bir yıkamada su tüketimini %69’a kadar azaltabiliyor.
Deprem bölgesinde ne gibi projeleriniz var?
Güzelliğin hayatları değiştirme gücüne olan inancımızla bu sene tüm sosyal fayda projelerini deprem bölgelerine yönlendirdik. Deprem bölgesi için önce güzellikle nefes, sonra da umut olma adına çalışıyoruz. Bu kapsamda deprem bölgesine gönderdiğimiz mobil güzellik servisleri tırımız Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta bir ay boyunca 7 bin güzellik servisi verip, mobil oyun parkı ve çocuk filmleriyle 3 bin çocuğun yüzünü güldürmek için çalıştı. Ayrıca 10 markamız, toplumsal ve çevresel fayda projelerini bölgeye destek olmak için yeniden şekillendirdi. Hayata geçirdiğimiz projelerimizi kısaca anlatmak isterim;
• Garnier, sürdürülebilir güneş panelleriyle Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman’da her gün 860 kişinin temiz sıcak su ihtiyacını karşılıyor.
• L’Oréal Paris, Burs Fonuyla depremden etkilenen genç kadınlara destek oluyor.
• Vichy, bölgedeki kadınlara psikolojik destek ve iş imkânı sağlıyor.
• La Roche-Posay, bölgedeki kanserli çocuklara tedavi ve ürün desteği veriyor.
• CeraVe Tırı, cilt bakım servislerimizi ihtiyaç bölgelerine ulaştırıyor.
• Kiehl’s, kız çocuklarının eğitim, barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılıyor.
• Armani, ‘Acqua for Life’ projesiyle bölgedeki 5 bin kişiye temiz su erişimi sağlıyor.
• Lancôme, bölgedeki kadınları güçlendirmek için ilk adımını atıyor.
• L’Oréal Professionnel, ‘Head Up’ projesi ile kuaförlerin mental sağlığını iyileştirme adına hareket ediyor ve ücretsiz eğitimler sunuyor.
• Kérastase, kariyerlerinin başındaki genç kadınlar için PowerTalks programını başlatıyor.
