Kadınlar Günü Özel

Türkiye’nin Kadınları Ekonominin Geleceğini Şekillendiriyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu ile bir araya geldik. Kadınların ekonomik hayattaki temsili, girişimcilikte karşılaşılan yapısal engeller ve sürdürülebilir kalkınmada kadın liderliğinin rolünü konuştuğumuz bu özel söyleşide Bezircioğlu, iş dünyasında eşitliğin yalnızca bir hedef değil, stratejik bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.

1. KAGİDER, iş dünyasında kadın gücünü artırmak adına bugün hangi noktada ve öncelikli hedefleri neler?

KAGİDER bugün, kadın girişimciliğini destekleyen bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesine geçerek iş dünyasında eşitlik, kapsayıcılık ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında dönüşüm yaratan güçlü bir yapı haline geldi. Kurulduğumuz günden bu yana temel amacımız, kadınların ekonomik hayata eşit ve etkin katılımını sağlamak ve kadın girişimciliğini Türkiye’nin kalkınmasının önemli bir parçası olarak konumlandırmak oldu. Bugün geldiğimiz noktada, ulusal ve uluslararası paydaşlarla iş birliği içinde çalışan, veri temelli yaklaşımı benimseyen ve yürüttüğü çalışmaların etkisini ölçebilen bir organizasyonuz.

Yakın zamanda kamuoyuyla paylaştığımız Sosyal Etki Karnemiz de bu dönüşümün somut bir göstergesi oldu. “Yatırımın Sosyal Getirisi Etki ve Nitel Araştırma Raporu”, KAGİDER projelerinin yalnızca ekonomik çıktılar üretmediğini; kadınların profesyonel, sosyal ve bireysel yaşamlarında kalıcı bir güçlenme yarattığını ortaya koydu. Rapora göre projelerimiz kapsamında yapılan her 1 TL’lik yatırımın paydaşlar için 4,80 TL değerinde sosyal fayda üretmesi, oluşturduğumuz etkinin sürdürülebilirliğini ve yaygınlığını açıkça gösteriyor. Ancak bizim için en önemli kazanım, kadınların artan özgüveni, karar alma süreçlerine daha güçlü katılımı ve birbirlerini destekleyen bir dayanışma kültürünün büyümesidir.

Önümüzdeki dönemde öncelikli hedefimiz, bu etkiyi daha geniş bir coğrafyaya yaymak ve kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren modelleri Türkiye’nin her bölgesinde erişilebilir hale getirmek. Kadın girişimci sayısını artırmak kadar mevcut girişimlerin büyümesini ve ölçeklenmesini desteklemek, kadınların yönetim kademelerinde ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasını sağlamak, kapsayıcı tedarik zincirlerini yaygınlaştırmak ve genç kadınların iş hayatına daha güçlü hazırlanmasına katkı sunmak odak alanlarımız arasında yer alıyor.

Özellikle dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve uluslararası pazarlara erişim başlıklarında kadın girişimcilerin rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz. Çünkü inanıyoruz ki kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer aldığı bir yapı, yalnızca kadınlar için değil, toplumun tamamı için daha adil, daha dirençli ve daha sürdürülebilir bir geleceğin temelini oluşturuyor.

2. Türkiye’de kadınların iş hayatına katılımı ve liderlik temsili açısından en kritik eşik sizce hangisi?

Türkiye’de kadınların iş hayatındaki yolculuğuna baktığımızda en kritik eşik, iş gücüne katılım ile liderlik pozisyonlarında temsil arasındaki kopukluk olarak karşımıza çıkıyor. Kadınlar eğitim hayatında yüksek başarı oranlarına ulaşmalarına rağmen iş hayatına girişte, işte kalıcılıkta ve özellikle orta yönetimden üst yönetime geçiş aşamasında önemli kayıplar yaşanıyor. Bu durum yalnızca bireysel kariyerlerin önünde bir engel oluşturmuyor; aynı zamanda kurumların çeşitlilikten doğan yaratıcılık, inovasyon ve rekabet avantajını da sınırlıyor. Oysa farklı bakış açılarına sahip ekiplerin daha güçlü kararlar aldığı ve daha sürdürülebilir sonuçlar ürettiği artık çok net bir şekilde ortaya konmuş durumda.

Bu kırılma noktasının arkasında birden fazla yapısal neden bulunuyor. Bakım sorumluluklarının büyük ölçüde kadınların üzerinde kalması, kariyer sürekliliğini zorlaştıran en önemli unsurlardan biri. Bunun yanında iş dünyasında hâlâ varlığını sürdüren bilinçsiz önyargılar, kadınların liderlik potansiyelinin yeterince görünür olmasını engelleyebiliyor. Kadınların çoğu zaman kendilerini kanıtlamak için daha fazla çaba göstermek zorunda kalması da bu süreci zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor.

Bu nedenle çözümün yalnızca bireysel çabayla değil, toplumsal dönüşümle mümkün olduğuna inanıyoruz. Kurumların esnek ve kapsayıcı çalışma modellerini yaygınlaştırması, eşit fırsat politikalarını somut uygulamalarla desteklemesi ve şeffaf kariyer süreçleri oluşturması büyük önem taşıyor. Aynı zamanda kadınların mentorluk ve rol model ağlarına erişiminin artırılması, liderlik yolculuğunda sürekliliği güçlendiren önemli bir unsur. Kadınların iş hayatına katılımının artması kadar, karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması da Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimi açısından kritik bir eşik.

3. Kadın girişimcilerin hâlâ karşılaştığı yapısal engeller neler ve KAGİDER bu engelleri aşmak için hangi somut adımları atıyor?

Türkiye’de kadın girişimciliği, son yıllarda artan farkındalık, teşvik programları ve girişimcilik ekosistemine yönelik desteklerle önemli bir ivme kazansa da hâlâ yeterli seviyeye ulaşabilmiş değil. Kadın girişimciliği, ekonomik büyüme ve toplumsal refahın artırılması açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) 2002 yılında kurulduğunda Türkiye’de kadın girişimci oranı yüzde 4 seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 12’ye yükselmiştir. Öte yandan iş gücü piyasasındaki tablo, girişimciliğin kadınlar açısından neden kritik bir alan olduğunu da gösteriyor. TÜİK tarafından Aralık 2025’te yayımlanan son verilere göre, Türkiye’de iş gücüne katılım oranı erkeklerde %66,8 iken kadınlarda %31,7 seviyesinde. Bu oranlar, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük. Kadınların iş kurma potansiyeli ve yaratıcılığı göz önünde bulundurulduğunda, girişimcilik ekosisteminde çok daha fazla yer almaları gerektiği açık. Ancak kadın girişimciler, iş dünyasına adım attıklarında pek çok yapısal ve toplumsal engelle karşılaşıyor.

Kadın girişimcilerin en büyük sorunlarının başında finansmana erişimde yaşadıkları zorluklar geliyor. Kadınlar, erkeklere göre bankalardan kredi alma ve yatırımcı desteği bulmada daha fazla engelle karşılaşmaktadır. KAGİDER olarak bizler, kadın girişimcilerimizin ihtiyaçlarını doğru şekilde analiz ederek, bu ihtiyaçlara yönelik sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. Kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla düzenlediğimiz eğitim ve farkındalık programlarıyla onların bilgi ve becerilerini artırıyoruz.  Ayrıca, kamu ve özel sektör temsilcileriyle iş birliği yaparak kadın girişimcilerimize yönelik yenilikçi finansman modelleri geliştirilmesine katkıda bulunuyoruz.

Bir diğer önemli engel ise iş ve özel hayat dengesinin kurulmasındaki zorluklardır. Türkiye’de kadınlar, halen ev içi sorumlulukların büyük bir kısmını üstlenmek zorunda kalıyor. Çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi sorumluluklar kadınların iş dünyasında daha aktif rol almasını engelleyebiliyor. Kreş ve bakım desteklerinin yetersizliği, kadın girişimcilerin işlerine tam zamanlı olarak odaklanmalarını zorlaştıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

4. Finansmana erişim konusunda kadın girişimciler için nasıl bir yol haritası öneriyorsunuz?

Finansmana erişim, kadın girişimciliğinin en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Türkiye’nin Kadın Girişimciliği İzleme Raporumuz’a göre, 2019 yılında %45 olan kredi kullanma oranı 2025’te %86’ya yükseldi. Bu artış, kadınların finansal araçlara erişimde önemli bir mesafe kat ettiğini ortaya koyuyor. BDDK verilerine göre kadın girişimcilerin yaklaşık %80’i bankalardan kredi kullanıyor. Bu durum, klasik finans sistemine entegrasyonun arttığını gösterirken; teminat bulma sorununun hâlâ önemli bir engel olduğunu da hatırlatıyor.

Bu engeli aşmak için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği yapması gerekmektedir. Kamu, kadın girişimciler için finansman sağlama konusunda destekleyici politikalar geliştirebilirken, özel sektör bankalar ve yatırımcılar, kadın girişimcilere yönelik daha esnek ve erişilebilir kredi seçenekleri sunmalıdır. Sivil toplum kuruluşları ise eğitim ve mentorluk gibi destek hizmetleriyle kadın girişimcilerin potansiyelini ortaya çıkarmalıdır. Bizler, kadın girişimcilerimizin ihtiyaçlarını doğru şekilde analiz ederek, bu ihtiyaçlara yönelik sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. Kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla düzenlediğimiz eğitim ve farkındalık programlarıyla onların bilgi ve becerilerini artırıyoruz.  Ayrıca, kamu ve özel sektör temsilcileriyle iş birliği yaparak kadın girişimcilerimize yönelik yenilikçi finansman modelleri geliştirilmesine katkıda bulunuyoruz.

5. Uluslararası iş birliklerinin, Türkiye’de kadın girişimciliğine ve kadın liderliğine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslararası iş birlikleri, kadın girişimciler için yalnızca yeni pazar fırsatları yaratmakla sınırlı değil; aynı zamanda bilgi transferi, iyi uygulama örneklerine erişim ve küresel ağların bir parçası olma imkânı sunuyor. Farklı ülkelerde geliştirilen destek modellerinin incelenmesi, kadın girişimciliği alanında daha hızlı ve sürdürülebilir ilerlemeyi mümkün kılıyor. Bu iş birlikleri sayesinde kadın girişimciler küresel tedarik zincirlerine daha kolay dahil olabiliyor, ihracat kapasitelerini artırabiliyor ve markalarını uluslararası ölçekte konumlandırabiliyor.

Uluslararası platformlarda kadın liderlerin görünürlüğünün artması ise Türkiye’deki genç kadınlar için güçlü bir rol modeli etkisi yaratıyor. KAGİDER olarak uluslararası ağlarda aktif şekilde yer almamızın temel nedeni de bu etkiyi büyütmek ve Türkiye’deki kadın girişimcilerin küresel ölçekte rekabet edebilecek potansiyele sahip olduğunu daha görünür kılmak. Bu yaklaşımın somut yansımalarından biri olarak, hayata geçirdiğimiz ve hızla büyüyen KAGİDER Global projesi kapsamında, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Türk kadın girişimcileri, yöneticileri ve akademisyenleri aynı ağ altında buluşturuyoruz. 2025 yılında New York, Londra  ve Brüksel’de yeni üyelerimizle bir araya gelerek bu ağı daha da güçlendirdik. KAGİDER Global, yurt dışındaki Türk kadınlarının hem birbirleriyle hem de Türkiye ile daha güçlü bağlar kurmasına, iş birliklerini artırmasına ve küresel ölçekte görünürlüklerini güçlendirmesine önemli katkı sağlıyor.

KAGİDER’in ulusal ölçekte yürüttüğü çalışmalar, aynı zamanda uluslararası alanda da güçlü bir savunuculuk ve etki alanı yaratıyor. 2012 yılından bu yana her yıl Mart ayında, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu toplantıları kapsamında New York’ta düzenlediğimiz yan etkinlikler ve paneller aracılığıyla Türkiye’den kadın girişimcilerin sesini küresel platformlara taşıyoruz. Bu yıl da 70. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştireceğimiz KAGİDER panelinin yanı sıra, New York’ta farklı kurum ve paydaşlarla temaslarda bulunarak uluslararası iş birliklerimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. 8–13 Mart tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz bu ziyaretle, kadın girişimciliğini küresel ölçekte görünür kılma çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

6. Kadın yöneticiler olarak, iş dünyasında kadınlara ilham vermek adına en önemli mesajınız ne olur?

Kadınlara vermek istediğim en önemli mesaj, kendi potansiyellerine güvenmeleri ve iş hayatında var olmayı bir tercih değil, bir hak olarak görmeleri olur. İş dünyasında başarı tek bir doğru yoldan geçmiyor; her kadının kendi deneyimi, bakış açısı ve liderlik tarzı değerli. Önemli olan mükemmel olmayı beklemeden adım atabilmek ve öğrenme sürecini yolculuğun doğal bir parçası olarak kabul etmek.

Aynı zamanda dayanışmanın gücüne inanıyorum. Kadınların birbirlerini desteklediği, deneyimlerini paylaştığı ve birlikte büyüdüğü ekosistemler kalıcı değişim yaratıyor. Bugün iş dünyasında daha fazla kadın lider görüyorsak, bu yalnızca bireysel başarıların değil, kolektif bir çabanın sonucu. Yeni nesil kadınlara en büyük mesajımız ise şu: cesur olun, görünür olun ve masada yerinizi talep etmekten vazgeçmeyin.