Ekim sayımızda dergimizde ağırladığımız KEBO Yönetim Kurulu Başkanı Akın Kıral ve Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Kıral, markanın 2026 yılında 70’in üzerinde fiziksel şubeye ulaştığını belirterek, franchise yapılanmasını fiziksel mağazaların yanı sıra düşük maliyetli bulut mutfak modeli ve yeni markalarla çeşitlendirdiklerini ifade etti.
KEBO’nun bugün ulaştığı hacmi nasıl değerlendiriyorsunuz? Mevcut şube sayınız, franchise yapınız ve Türkiye genelindeki yayılımınız açısından geldiğiniz noktayı paylaşır mısınız?
KEBO, 1996 yılında iki gencin Antakya’da başlayan aşk hikayesinin sonucudur. Türkiye’nin gastronomi başkenti olan Antakya’da başlayan bu hikaye 2000’lere doğru şehirde bir efsaneye dönüşmüş, orijinal reçetesi tüm dünyada “Hatay Soslu Döneri” adıyla hâlâ esen bir lezzet rüzgarına dönüşmüştür. Bu rüzgarda birçok firma yelken doldururken, unutulmaması gereken taklitlerin aslını güçlendirdiğidir. Aynı yıllarda karı koca olan çift vizyonlarını geliştirerek global bir marka olabilmek adına, şirketin sağlıklı büyüyebilmesi için Ar-Ge, tesisleşme ve standardizasyon alanlarında yatırımlar yaptılar ve hedeflerini ülkede lider olan iki Amerikalı köfte ekmekçinin tahtlarını sallamak olarak belirlediler.
Hedefe ilerlerken pandemi ve en önemlisi 6 Şubat felaketi ilerleyişimizi sekteye uğratsa da, 2024 yılının ikinci yarısıyla birlikte hızlı bir büyüme ve franchise’laşma ile beraber 2026 yılında 70’ten fazla fiziksel şubeye eriştik. Biz hep döner sektörünün ilerici, yenilikçi, bir anlamda “trend setter” markası olduğumuzun bilincindeydik. Bu bilinci özgüvenimizle de birleştirerek, bu markanın tüm Türkiye tarafından bilinmesi ve erişilebilir hale gelmesine çabaladık. Herhangi bir bölgeden, şehirden veya ilçeden kaçınmadan, markamıza güvenerek Türkiye’nin dört bir tarafında fiziksel şube açmaya devam ediyoruz.
Özellikle 2026’nın 4. çeyreği ve 2027’nin ilk 2 çeyreğinde Marmara Bölgesi’ndeki ve İstanbul’daki yatırımlarımızı daha da çeşitlendireceğiz.
Bizi en mutlu eden de belki de Hatay Atatürk Caddesi’ndeki küçük merdiven altı dükkanımızda çocukluklarına, ergenliklerine, ilk aşk heyecanlarına şahit olduğumuz, yeri geldiğinde ağabey, anne, baba olduğumuz çocuklarımızın, şu anda da birçok noktamızda iş partnerimiz olması. Tabii ki yalnızca Antakyalıların hedefinde değiliz ama partnerlerimizle aramızda güven bağından öte bir ilişki kurmaya çalışıyoruz; yalnızca franchise’larımız değil, üreticilerimizden tedarikçilerimizle kadar kurduğumuz ilişkiyle hâlâ bir aile edasındayız.
KEBO’nun franchise modelini yatırımcı açısından nasıl tanımlarsınız? Yatırımcılara sunduğunuz destekler neler?
KEBO artık yalnızca fiziksel bir mağaza modeli veya low cost ürünlerle kendini ayakta tutmaya çalışan bir şirket değil. Şu anda birden fazla franchise modelimiz bulunuyor; bir tanesi klasik fiziksel mağazalar üzerinden şekillenirken, ikinci franchise modelimiz ise paket servis ağırlıklı lokasyonlarda ara caddelerde düşük maliyetli bulut mutfak mantığında çalışan KEBO’lar. Benim ve şirketimizin öngörüsü ve vizyonu doğrultusunda mağaza işletme giderlerinin de başa çıkılamayacak noktaya gelmesiyle beraber yeni atılımlarda bulunduk. Paket siparişlerin gitgide artan bir grafikle neredeyse masa siparişlerini ikiye katlayacak bir duruma gelmesi ve mevcut komisyon oranlarıyla kârlılığın sekteye vurmasından ötürü 2 yeni marka yaratma kararı aldık.
Yanlış anlaşılmasın, küçük esnafın veya bazı şirketlerin yaptığı gibi, aynı ürünlerin farklı ambalaja dahi konmadan servis edilmesi şeklinde değil; ChickN Fried Kitchen, yani CFK adıyla bir kızarmış tavuk ürün gamı oluşturduk. İçerisinde kova menüler, çıtır menüleri gibi ürünler de bulunmakla beraber, aynı zamanda yine kendi dönerimizi kullandığımız ama yine kendi üretimimiz olan sarımsaklı hardallı mayonezle harmanladık. Bu markayı Haziran ayında devreye aldık ve optimal hedeflerimize yaklaştı.
Üçüncü markamız ise Kıraloğlu Döner. Daha low cost ürünlerin bulunduğu ama bu sefer de operasyona pilav ve et döneri katacağımız bir marka yarattık; paket sipariş verilerini incelediğimizde döner sekmesi dışında pilav ve kızarmış tavuk ürünlerinin satışı da bizi ayrı bir noktaya getirecek.
Aslına bakarsanız hem fiziksel mağazalarımızda hem de bulut mutfak olarak konumlandırdığımız mağazalarımızda bu üç marka da farklı müşteri kitleleriyle hizmet verecekler. Bu sayede de hem paket havuzumuzu artıracağız hem de alanında tek olan mutfak sistemimize ve personel ihtiyacına gerek olmaksızın mevcut paket sayımızı ikiye katlayacağız. Bu sayede yatırımcımızın kârlılık oranlarını da epeyce yukarı çekiyoruz.
Biz KEBO olarak, kendimizi yatırımcımızın her daim yanında olmakla sorumlu tutuyoruz. Bütün ürünlerini (kullandığı dönerinden mayonezine, ambalaj malzemelerinden temizlik malzemelerin) biz tedarik ediyoruz. Sözleşme sürecinden itibaren ailemizin bir parçası olarak addettiğimiz yatırımcılarımızın tüm problemlerini kendi problemimiz gibi çözmeye çalışıyoruz. Belki de yaklaşımımızdan dolayı bilmiyorum ama her yatırımcımız ne mutlu bize ki bir, hatta birden fazla daha şube açmak istiyor.
KEBO olarak şube sayınız ve coğrafi yayılımınız arttıkça aynı ürün, hizmet ve müşteri deneyimini korumak için hangi mekanizmaları güçlendiriyorsunuz?
Mutfağımız belki de dünyadaki en yenilikçi mutfak tasarımlarından biri. İçeride herhangi bir şekilde ustalık gerektirecek bir kullanım veya tecrübe isteyen durum yok. Bu operasyonel yönetimi kolaylaştırsa da tabii ki kalite kontrolü sağlamıyor.
Tedarikçilerimiz ve devreye girecek olan üretim fabrikamızla beraber Türkiye’nin veya dünyanın herhangi bir yerinde aynı lezzeti sağlamaya devam ediyoruz. Bunu yaparken de hâlâ mottomuz olan “Katkısız ve Doğal”ı sürdürmeye de devam ediyoruz. Temin ettiğimiz hiçbir üründe katkı maddesi kullanmıyoruz. Buna karşılık ürünlerimizi 30 günün üstünde doğal ve katkısız olarak muhafaza ediyoruz; stok kontrolünü de zora sokacak girişimlerde bulunmuyoruz. Şirketimizi büyütüyoruz, dolayısıyla ekibimiz de genişliyor ama bir insanın denetleyebileceği süre ve mekan sayısı sınırlı. Biz bunun da önüne geçmek istedik, teknolojiden de geri kalmama düşüncesiyle kendi otomasyon sistemimiz ve yapay zeka destekli denetleme sistemimizi devreye aldık.
Kendi otomasyon sistemimiz sayesinde fabrikadan çıkan ürünleri anında stoğa ekleme, çok daha kolay bir şekilde sayım yapma ve hem dükkan sahibi hem de şirketin raporlara erişimini çok daha kolay hale getirdik. Şu anda en ufak detayı dahi aylık raporlardan veya 15 günlük raporlardan görebiliyoruz. Örneğin dükkanlarımızın saatlik grafiğini, saatte kaç paket satış yaptığını, aynı gün ve saat içerisinde önceki haftalara veya aylara kıyasla nasıl bir gelişim izlediğini herhangi bir yazılımsal kalabalık olmadan 2, bilemediniz 3 tıkla kolayca gösterebiliyoruz. Keza kasa satış programımız da bizim için ve bizim ihtiyaçlarımıza göre tasarlandığından, hem satış personelimiz hem de yatırımcılarımız performansından ve erişilebilir yapısından çok memnunlar.
Yapay zeka destekli denetim sistemimiz ise dükkanlarımızın açılış saatinden temizlik yapılıp herkes dükkanı terk edene kadar, mevcut her ürünün tek tek kaç saniyede hazırlandığını, ekmeklerinin yeterince kızartılıp kızartılmadığını, ürünün kaç saniye bekletildiğini ve kümülatif olarak ne kadar sürede banttan ayrıldığını, satış elemanlarımızın müşteriyle nasıl iletişim kurduğunu ve önerili satış yapıp yapmadığını kontrol ediyor. Keza masalardan boşların ne kadar sürede toplandığı ve temizlendiğini raporluyor. Tabii bu yalnızca operasyonel denetim kısmı. Keza sistemimiz açılış temizliğini, yapıldıysa ara temizlikleri ve sayısını, kapanış temizliklerini, fritöz temizliği ve fritöz yağ değişimini, personel kıyafet ve hijyen kontrolünü günlük olarak yapıyor ve bunu size gün sonunda raporlanmış bir şekilde iletiyor.
Günlük raporların yanında haftalık, 15 günlük ve aylık raporlar da bulunuyor. Bu ihlaller veya tam uyum sürecine göre de şubelerimiz oluşturulan puan matriksine göre 100 üzerinden puanlanıyorlar. Hem işletmecimizin dükkanına daha hakim olması hem de bizim şubelerimizi 7/24 denetlememizi sağlıyor. Bu sayede hem operasyonel giderlerimizi azaltıyoruz hem de her zaman bir gözümüz şubelerimizin nasıl çalıştığında oluyor. Bir KEBO işletmecisi dükkanında olmasa bile dükkanının düzenli, temiz ve kayıp kaçak olmadan çalışabildiğini evinden veya denizaşırı bir ülkeden bile iç rahatlığıyla kontrol edebiliyor.
KEBO’nun önümüzdeki dönemde franchise yapılanmasını hangi yönde geliştirmeyi planlıyorsunuz? Büyüme hedeflerinizde hangi pazarlar, lokasyonlar ve yatırımcı profilleri öncelikli olacak?
KEBO önümüzdeki dönemde büyümeye ve gelişmeye devam edecek. Edindiğimiz yeni operasyonel yetkinlikler ve üretim kapasitemizi artırmamızla beraber yalnızca Türkiye’ye değil, tüm dünyaya ulaşabilecek ve açılabilecek bir konumdayız. Pazar ve yatırımcı portföyü konusunda kendimizi asla kısıtlamıyoruz çünkü kendimize güveniyor ve inanıyoruz.
Bulut mutfak operasyonumuzla beraber yatırım maliyetini yarı yarıya kıstığımız için bu yönde de hızlıca gelişim gösterip öncelikle Türkiye’nin dört bir tarafında KEBO ulaşmayan bir hane kalmasın istiyoruz. Dolayısıyla da gelişim açısından fiziksel mağazaların yanına onları tamamlayıcı ve eğer lokasyonlar uygun değilse paket ağını tamamlayıcı bir KEBO ulaşım ağı, paket hub’ları yaratmak istiyoruz. İsteğimiz İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere bu paket ağlarını tam verimli bir halde kurarak bu şehirlerdeki her bir haneyi potansiyel KEBO müşterisi yapmak ki her bir müşteri KEBO yedikten sonra başka bir markayı denemek bile istemeyecek.
