Laleli’de başlayan ticaret yolculuklarını bugün Giotelli ve Sabri Özel markalarıyla uluslararası bir moda ekosistemine dönüştürdüklerini belirten Sky Group Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kaya kontrollü büyüme, yüksek kalite anlayışı ve güçlü müşteri sadakatinin markalarının temel yapı taşlarını oluşturduğunu söylerken; deneyim odaklı mağazacılık anlayışıyla hem Türkiye’de hem de global pazarda güçlü bir konum hedeflediklerini vurguladı.
Kuruluşunuzdan bugüne uzanan süreçte markanız açısından kritik dönüm noktaları neler oldu? Bu yolculukta hangi kararlar markanın yönünü belirledi?
Biz bu sektörün okulunda, Laleli’de yetiştik. Sovyet coğrafyasının tamamına ürün satmayı başarmış bir markayız. 1987 yılında İstanbul’a geldim, 1999’da ise kendi şirketimizi kurduk. Bu yolculuk boyunca çok çarpıcı deneyimler yaşadık. Öyle dönemler oldu ki, 33 bin adet aynı model takım elbise sattık. Bu satışların neredeyse tamamı siyah takımlardan oluşuyordu. Litvanya, Moskova gibi pazarlarda toptan satış noktalarımız vardı.
Bir gün kendime şu soruyu sordum: Bu takımları kim giyiyor? Yüzde yüz polyester bir kumaş; güneşin altında 20 dakika dursanız erir. Sonrasında öğrendim ki bu ürünleri ağırlıklı olarak cenaze hizmetleri müdürlükleri satın alıyormuş. Ahirete bile ihracat yapıyoruz. Bu farkındalık, üretim anlayışımızı sorgulamamıza neden olan ilk önemli kırılma noktalarından biri oldu.

Yıllar içinde aldığınız kritik kararlar nelerdi?
Zamanla şunu öğrendik: Çok üretmek ya da çok mağaza açmak her zaman daha fazla kazanç anlamına gelmiyor. Ben her zaman butik ve kontrollü büyümeden yana oldum. Aylık 15 bin adetlere kadar çıktığımız dönemler oldu. 2009 yılında ise stratejik bir kararla tamamen damatlık sektörüne yöneldik. O dönemde Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren marka sayısı oldukça sınırlıydı.
Bu süreçte, düğün sonrasında da takım elbise olarak kullanılabilen özel bir yaka formu geliştirdik. Türkiye’de bunu ilk uygulayan markalardan biri olduk. Ardından İran pazarına açıldık. Bir dönem İran’daki 100 mağazanın 90’ında ürünlerimiz satılıyordu; kalan mağazalarda ise Giotelli tabelası altında taklit ürünler bulunuyordu.
Giotelli bugün Rusya’dan Norveç’e, Makedonya’dan Kazakistan’a, Dubai ve Katar’dan Avrupa’ya uzanan bir coğrafyada mağazalara sahip. 2015 yılında İzmir’de büyük bir fabrika yatırımı yaptık. Ancak aynı dönemde yaşanan Türkiye–Rusya uçak krizi, dış pazarı ciddi şekilde etkiledi. Bu süreç bizi iç pazara yönlendirdi ve zamanla damatlık üreten birçok markanın tedarikçisi haline geldik. Damatlık üretimi, yaklaşık 22 parçanın bir araya geldiği oldukça zahmetli bir süreç. İşte bu noktada Sabri Özel markasının serüveni başladı.
Mağazalaşma stratejinizi nasıl kurguluyorsunuz?
Cadde mağazacılığını her zaman daha çok sevdim. Yapılan kapasite analizlerinde Türkiye için 92 AVM yeterli görülürken bugün 490’ın üzerinde AVM bulunuyor. Girdiğinizde ise neredeyse hepsinde aynı markaları görüyorsunuz. Oysa Sabri Özel, köklü bir marka olmasına rağmen 5 yıl boyunca piyasada yoktu. Markayı yeniden canlandırmak adeta ölüyü diriltmek gibiydi.
Bugün tüketici kitlesinin yaklaşık %75’i AVM’leri tercih ediyor. Bu nedenle biz de AVM tarafında kontrollü bir büyüme hedefliyoruz. Hem cadde hem AVM dengesini gözeterek ilerliyoruz.
Geride bıraktığımız 2025 yılını nasıl bir performansla kapattınız? 2026 yılına yönelik hedefleriniz neler? Bu yıl koleksiyonlarınızda hangi temalar öne çıkıyor?
2025 yılı beklentilerimizin üzerinde bir performansla tamamlandı. Markanın sorunlarının geride kaldığını ve geleceğe güvenle bakabileceğimizi gördük. Sabri Özel ile birlikte Giotelli’yi de paralel şekilde büyüttük. Henüz yeni olmasına rağmen 12 ayda 25 mağazaya ulaştık; 3 yeni mağaza daha yolda.
Takım elbiseye doğmuş bir marka olsak da trikoda da güçlü bir koleksiyon ortaya koyduk. Dikiş kalitesi bizim için vazgeçilmez. Bayilik sistemini tercih ediyoruz ve 50 mağazanın üzerine çıkmamaya kararlıyım. Çünkü belli bir noktadan sonra kaliteyi korumak zorlaşıyor.
İthal kumaşlarla çalışıyoruz, klasik takım elbise kalıplarının dışına çıkarak daha casual ve sportif bir çizgi benimsiyoruz. Polyester yerine poliviskon, yün apre iplikler kullanıyoruz. 38 yıllık deneyimimizle, iğneden ipliğe kaliteyi hiç bozmadık.

Markanızı perakende ekosistemi içinde ve küresel ölçekte nasıl bir oyuncu olarak konumlandırmayı hedefliyorsunuz?
Yurt dışında Giotelli olarak 13 tane mevcut mağazamız var. Şu an moda Kore’ye kaydı diye düşünüyorum. Orta Doğu’yu çok büyük bir fırsat olarak görüyorum. Benim kendi başıma da bir şey yapma imkanım yok, ülkenle birlikte gelişen bir şey bu.
Dijitalleşmenin hızla dönüştürdüğü perakende dünyasında, teknolojiye uyum sağlarken marka kimliğinizi ve müşteri sadakatini korumayı nasıl başarıyorsunuz?
Bugün markalaşma mı dijitalleşme mi diye sorarsanız, dijitalleşmeyi daha öncelikli görüyorum. Dijital çok hızlı değişiyor; uyum sağlamak zor ama mecburuz. Buna rağmen eskiyi korumanın da çok önemli olduğuna inanıyorum.
Müşteri sadakati konusunda ise çok şanslıyız. Sabri Özel’in inanılmaz sadık bir müşteri kitlesi var. Giotelli’de 30 yılı aşkın süredir bizimle olan müşterilerimiz bulunuyor. Biz ürün değil, duygu satıyoruz. İnsanlar kendilerini iyi hissettiklerinde markaya yeniden dönüyor. İade oranlarımız sektör ortalamasının oldukça altında. Kontrollü büyüme, sürdürülebilir başarının anahtarı.

Sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim anlayışı doğrultusunda ne gibi çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Ambalajlarda geri dönüştürülebilir malzemeler kullanmaya başladık. Geri dönüşüme uygun organik kumaşları da kademeli olarak koleksiyonlarımıza dahil ediyoruz. Piyasanın ve dünyanın bizi götürdüğü yöne göre, bu alandaki adımlarımızı kararlılıkla atmayı sürdürüyoruz.
