Mall Report Makaleler Okullar AVM’ler Gibi Korunsaydı…
Makaleler

Okullar AVM’ler Gibi Korunsaydı…

Ben alışveriş merkezi sektöründe çalışan bir profesyonelim. Ancak bu kez, bütün dünyayı sarsan ve hepimizin içine ağır bir taş gibi oturan bir konuya değinmek istiyorum. Önce Şanlıurfa Siverek’te eski bir öğrencinin okulda silahlı saldırı düzenlediği, 16 kişinin yaralandığı haberini aldık. Hemen ertesi gün Kahramanmaraş’ta bu kez bir ortaokulda çok daha ağır bir tabloyla karşılaştık; resmî açıklamalara göre 9 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Çocuklarını kaybeden ailelere sabır, yaralılara acil şifa diliyorum. Bu acının tarifi yok.

Bu iki olay bana çok temel bir soruyu yeniden düşündürdü: Biz, çocuklarımızın bulunduğu alanları gerçekten nasıl koruyoruz? Daha doğrusu, ticari alanlar için gösterdiğimiz refleksi eğitim yapıları için de aynı ciddiyetle gösteriyor muyuz?

Türkiye’de AVM’lere girerken X ray cihazı, çanta kontrolü, dedektör, görünür güvenlik görevlisi ve kamera sistemiyle karşılaşıyoruz. Şanlıurfa Valiliği’nin son olayların ardından okullarda ziyaretçi girişini bahçe kapısında karşılama, kontrol dışı girişleri engelleme ve okul çevresinde okul dışı kişilerin beklemesini yasaklama yönünde ilave tedbirler açıklaması da aslında sorunun özünü gösteriyor: Okul güvenliği artık tali değil, asli bir kamu meselesidir.

Dünya örneklerine baktığımızda şunu görüyoruz: Gelişmiş ülkeler okul güvenliğini sadece “kapıya bir görevli koymak” üzerinden ele almıyor. Kontrollü tek giriş, dijital ziyaretçi kaydı, anlık kriz protokolü, merkezi izleme, riskli davranışları önceden tespit etmeye dönük tehdit değerlendirme ekipleri ve olay sonrası psikososyal destek birlikte çalışıyor. Yani mesele yalnızca sert güvenlik değil; katmanlı güvenlik. Hatta araştırmalar, metal dedektör gibi önlemlerin tek başına mucize üretmediğini, asıl farkı süreç disiplini ile erken uyarı mekanizmalarının yarattığını söylüyor. Bu da bize önemli bir şey anlatıyor: Güvenlik, cihazdan önce tasarım meselesidir.

AVM tarafında ise dünya daha tecrübeli. Özellikle Türkiye, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve kısmen Singapur gibi ülkelerde görünür güvenlik çok daha güçlü. Ancak işin püf noktası sadece giriş kapısında değil. Başarılı örneklerde güvenlik; drop-off alanından otoparka, servis koridorundan yükleme sahasına, kamera odasından kriz komuta yapısına kadar bütün binaya yayılıyor.

AVM’lerde bugün yıllardır uygulanan mantık şu: Riski kapıda karşıla, içeride izle, arka alanda kontrol et, olay anında zinciri koparma. Açık konuşmak gerekirse, çocukların bulunduğu okullarımızda da artık benzer bir disiplin konuşulmalı. Elbette okulu bir kışlaya çevirmeden; ama sahipsiz de bırakmadan.

Benim vardığım sonuç şu: Okullar AVM’ler gibi korunmalı derken, kastım çocukların turnikeler ve sert bariyerler arasında yaşaması değil. Kastım şu: ziyaretçi kontrolü net olmalı, giriş sayısı azaltılmalı, okul çevresi boş bırakılmamalı, kameralar sadece kayıt için değil anlık izleme için de anlamlı hale gelmeli, riskli davranışlara erken müdahale edilmeli, yerel idare ile emniyet arasında kâğıt üstünde değil sahada çalışan bir koordinasyon kurulmalı. Çünkü bugün en büyük yanılgı, güvenliği yalnızca olay olduktan sonra konuşmak. Oysa gerçek güvenlik, olay hiç yaşanmadan önce kurulan sistemdir.

Okul güvenliğinde en doğru model, yüksek gösterişli sertlikten çok yüksek süreç kalitesidir; AVM güvenliğinde ise görünür kontrol ile güçlü komuta altyapısının birleşimidir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan da tam olarak bu denge. Çocuklarımız için geç olmadan…

Beytullah Aksoy

İsra Holding İş Geliştirme & Satış Direktörü

Exit mobile version