AYD Zirvesi’nde “En Beğenilen Anchor Mağaza” ödülüne layık görülen Boyner’in mağazacılık vizyonunu değerlendiren Boyner Mağazacılık CEO’su Eren Çamurdan, “Mağazalarımızı yalnızca alışveriş yapılan alanlar olmaktan çıkararak moda, sanat ve teknolojinin bir araya geldiği deneyim merkezlerine dönüştürüyoruz. Müşterilerimizin bu yaklaşımı sahiplenmesi, bizim için en değerli karşılık.” diyor.
AYD Zirvesi’nde “En Beğenilen Anchor Mağaza” ödülünü almak Boyner için ne ifade ediyor? Bu ödülün arkasındaki ekip, strateji ve mağaza deneyimi hakkında neler söylersiniz?
“En Beğenilen Anchor Mağaza” ödülü, Boyner’de yıllardır istikrarlı biçimde inşa ettiğimiz müşteri ve deneyim odaklı yeni nesil mağazacılık yaklaşımının müşterilerimiz tarafından açık bir şekilde karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu ödülü bizim için değerli kılan, mağazalarımızı yalnızca alışveriş yapılan alanlar olmaktan çıkarıp moda, sanat ve teknolojinin iç içe geçtiği, güçlü bir bağ kurulan deneyim alanlarına dönüştürme vizyonumuzun somut bir yansıması olması.
Bu yaklaşımın merkezinde, değişen müşteri beklentilerini doğru okumak ve mağaza deneyimini bu beklentilerle sürekli olarak yeniden kurgulamak yer alıyor. Mağazacılığı statik bir operasyon değil, her gün yeniden şekillenen yaşayan bir deneyim olarak ele alıyoruz. Teknolojiyi insan odağı ve yaratıcılıkla birlikte kurgulayarak, mağazalarımızı müşterilerin kendilerini iyi hissettikleri, güven duydukları ve tekrar tekrar ziyaret etmek istedikleri deneyim merkezlerine dönüştürüyoruz.

AVM’lerde anchor mağaza rolünün geleceğini nasıl görüyorsunuz Boyner’in mağaza tasarımı, kategori çeşitliliği ve sürdürülebilirlik yaklaşımında nasıl bir dönüşüm planlıyorsunuz?
Alışveriş merkezlerinde anchor mağazaların rolü, artık yalnızca büyüklük ya da ziyaretçi trafiğiyle tanımlanmıyor. Bugün bu mağazalar, AVM deneyiminin nasıl yaşandığını belirleyen; merkezin ritmini, atmosferini ve ziyaretçiyle kurduğu ilişkiyi şekillendiren yapılar hâline geldi. Ziyaretçi beklentileri çeşitlendikçe, anchor mağazalar da alışverişin ötesine geçen, farklı ihtiyaçlara aynı anda karşılık verebilen yaşam alanlarına dönüşüyor.
Boyner’de mağaza tasarımını bu değişime yanıt verecek şekilde ele alıyoruz. AVM içindeki mağazalarımızda akıcı mağaza düzeni, açık alan kurguları ve farklı deneyim alanları, ziyaretin doğal akışını destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Kategori çeşitliliğini ise yalnızca genişlik üzerinden değil, doğru seçki ve bütünlük üzerinden kurguluyoruz. Çok markalı yapımız, farklı yaşam tarzlarına ve beklentilere aynı anda karşılık verebilen bir yapı sunarken; mağaza içinde geçirilen zamanı daha anlamlı ve dengeli hâle getiriyor. Mağazalarımızdaki Costa Coffee noktaları da bu deneyimin doğal bir parçası ve AVM ziyaretine eşlik eden tamamlayıcı alanlar olarak konumlanıyor. Sürdürülebilirlik, bu dönüşümün ayrılmaz bir boyutu. Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla mağazacılık operasyonlarımızın çevresel etkisini azaltmaya odaklanıyor, enerji kullanımında daha dengeli ve sorumlu bir modele ilerliyoruz. Bu yaklaşımı yalnızca operasyonel bir tercih olarak değil; AVM ekosistemi içinde uzun vadeli değer üretmenin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Tüm bu yaklaşım, Boyner’in AVM deneyimi içindeki anchor rolünü tutarlı ve bütüncül bir zemine taşıyor.
Tüketici tarafında “İndirim Korumalı Alışveriş” uygulamasını hayata geçirme kararınızın arkasındaki motivasyon nedir? Bu uygulama Boyner’in müşteri sadakati, markaya olan güven ve alışveriş alışkanlıkları üzerinde nasıl bir etki yarattı?
Müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi yalnızca bir alışveriş anı üzerinden tanımlamıyoruz. Alışveriş sürecinde yaşanan beklentileri doğru okuyarak, bu sorunlara gerçek ve karşılık bulan çözümler üretmeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla geçtiğimiz Mart ayında, “İndirim Korumalı Alışveriş” uygulamasını hayata geçirdik.

Bu uygulamayla Boyner mağazalarından, boyner.com.tr’den ve Boyner Now üzerinden yapılan alışverişlerde, satın alınan bir ürünün fiyatı 30 gün içinde düşerse aradaki fiyat farkını Hopi Paracık olarak müşterilerimize iade ediyoruz. Böylece, müşterilerimizin alışveriş kararlarını fiyat takibi kaygısı taşımadan, güvenle verebilmelerini sağlıyoruz.
Bu anlayışı geçtiğimiz aylarda devreye aldığımız “Dilediğin Zaman İade” uygulamasıyla bir adım daha ileri taşıdık. İadeyi 30 günle sınırlamayan “Dilediğin Zaman İade” uygulamasıyla, satın alma sonrasında da müşterilerimizin yanında durarak, alışverişin yalnızca satış anında değil, sonrasında da güvenle sürdüğü bir yapı oluşturuyoruz.
Bu bütüncül yaklaşım, müşterilerimizle kurduğumuz ilişkinin gücünü ölçülebilir sonuçlara da taşıyor. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla müşteri memnuniyeti skorunda kaydettiğimiz %7’lik artış, bu anlayışın etkisini net biçimde ortaya koyuyor.
