Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mimar Filiz Cingi Yurdakul, günümüz AVM ziyaretçisinin alışverişten fazlasını talep ettiğini vurguluyor: “Ziyaretçi artık mekânla bağ kurmak, sosyalleşmek ve hatırlanabilir bir deneyim yaşamak istiyor.”
AVM mimarisinde son yıllarda öne çıkan tasarım trendleri neler? Yeni nesil ziyaretçilerin beklentileri bu mimari yaklaşımı nasıl şekillendiriyor?
AVM mimarisinde bugün en büyük dönüşüm, alışveriş merkezlerinin yalnızca ticaret yapılan yapılar olmaktan çıkıp kentsel yaşamın aktif bir parçasına dönüşmeleri. Aura Design olarak biz AVM’yi; ticaret, sosyal yaşam, kültür, kentsel entegrasyon, teknoloji ve sürdürülebilirliğin birlikte çalıştığı çok katmanlı bir ekosistem olarak görüyoruz. Yeni nesil ziyaretçi alışverişten çok daha fazlasını arıyor; deneyim yaşamak, sosyalleşmek, açık havayla bağ kurmak, dijital kolaylıklarla desteklenen konforlu bir akış içinde olmak istiyor. Dolayısıyla mimari yaklaşımımızda geçirgen cepheler ve iç–dış mekân sürekliliği, gün ışığını mekânın derinliklerine taşıyan atriumlar yer alıyor. Markaların ve kullanıcı davranışlarının hızla değişmesine uyum sağlayan esnek mağaza birimleri, dijital yönlendirme ve akıllı planlama sistemleri, kent meydanı etkisi yaratan sosyal alanlar ve özgün mimari kimlik oluşturan güçlü cephe tasarımları ile yapılarımız şekilleniyor.

AVM’lerin sadece alışveriş değil, sosyal yaşamın da merkezi haline geldiğini görüyoruz. Deneyim odaklı mimari tasarımlar AVM projelerinde nasıl bir fark yaratıyor?
Bugün AVM’ler artık kentsel destinasyon ve buluşma mekânları. İnsanları orada tutan şey ise yalnızca alışveriş değil; mekânın sunduğu deneyim, atmosfer ve sosyal enerji. Bu nedenle deneyim odaklı tasarım yaklaşımı bizim için sadece bir tercih değil, AVM’nin kimliğini belirleyen temel strateji. Mekânı tasarlarken gastronomi sokaklarının yarattığı açık–kapalı geçişler, sanat ve kültürün mekâna entegre edilmesi, aileler ve gençler için tematik sosyal alanların oluşturulması, pop-up markalarla dinamik bir atmosfer yaratılması ve insan ölçeğinde düşünülmüş toplanma noktalarının kullanılması bizim için çok önemli. Böylece AVM, ziyaretçinin farklı zaman dilimlerinde farklı deneyimler bulabileceği, hatırlanabilir bir mekân kimliğine kavuşuyor. Perakende hiçbir zaman tek başına ele alınmıyor. Eğlence fonksiyonlarının, gastronomi merkezlerinin ve etkinlik–kültür programlarının güçlü bir şekilde desteklediği hibrit bir model AVM’nin canlılığını sürekli kılıyor.
Sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve kentsel entegrasyon artık tüm yapılarda kritik başlıklar. Modern AVM projelerinde bu unsurlar nasıl ele alınıyor?
Aura Design’da sürdürülebilirlik, tasarım sürecinin üzerine sonradan eklenen bir başlık değil; bütün kararların üzerinde yükseldiği temel omurga. Enerji verimliliğini artıran doğal ışık ve havalandırma çözümleri, yeşil çatı ve teras sistemleriyle ısı yükünün azaltılması, yağmur suyu geri kazanımına yönelik altyapı uygulamaları ve enerji performansı yüksek cephe sistemleri projelerimizin standart yaklaşımı. Pek çok projemizde sürdürülebilirlik hedeflerini tasarımın en erken aşamasında ele alıyoruz; çünkü uzun ömürlü bir yapının ancak sürdürülebilir bir model üzerine kurulabileceğine inanıyoruz. Kentsel entegrasyon ise AVM’nin başarısının belirleyici unsuru. Bir AVM’nin gerçekten yaşayabilmesi için kentle güçlü bir ilişki kurması gerekir. Bu nedenle projelerimiz toplu taşımayla entegre olur, yaya akışını güçlendirir, çevresindeki atıl alanların dönüşümüne katkı sağlar ve kamusal alan üreterek çevreyi zenginleştirir. Benim için çok net bir gerçek var: Kentle ilişkilenmeyen AVM yaşayamaz. Kente değer katan AVM ise dönüşür, gelişir ve kullanıcıyla bağını uzun yıllar sürdürülebilir bir şekilde korur.
