BMD, 2026’da perakende sektörünün önceliğini maliyet yönetimi olarak belirledi. Başkan, “Kira ve işçilik artışları markalar üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Sürdürülebilirlik için Borçlar Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi ve gümrük yüklerinin hafifletilmesi gerekiyor,” açıklamasında bulundu.
BMD olarak geride bıraktığımız yılı nasıl değerlendiriyorsunuz? Üyeleriniz açısından öne çıkan gelişmeler ve sektörün genel performansı nasıldı?
Markalı perakende için 2025 zor bir yıl oldu. Kira, işçilik ve hammadde başta olmak üzere maliyetlerdeki yüksek artışlar nedeniyle dünyanın en pahalı ülkelerinden biri haline geldik.
Ülkemizde alışveriş yabancı turist için cazibesini tamamen kaybetti. 2022’de toplam kartlı harcamaların yüzde 9,2’si yabancılar tarafından gerçekleştirilmişken bu yılın Ocak-Eylül döneminde oran yüzde 4,4’e geriledi.
BMD üyelerinin yaklaşık yarısını giyim ve ayakkabı markaları oluşturuyor. Alım gücü daralan yerli müşteri bütçesini gıda, kira ve eğitim gibi zorunlu giderlere ayırmak zorunda kalıyor. Hazır giyim ve ayakkabıda ise satışları ancak yüksek indirimlerle canlandırabiliyoruz. Markalar depolarındaki ürünü yüksek indirimlerle elden çıkararak nakit kaynak yaratmaya ve banka kredilerinden kurtulmaya çalışıyor. Bu durum enflasyonla mücadeleye katkı veriyor. Yıllık enflasyon yüzde 33 düzeyindeyken giyim ve ayakkabıda yıllık fiyat artışı ağustos ayında tek haneye indi. Ancak kira, hammadde ve işçilik başta olmak üzere yüksek maliyet sorunu devam ediyor. Maliyetlerdeki aşırı artış sektörde kırılganlığı artırıyor.
Böylesine zorlu bir dönemde markalarımız bir yanda da 10 uzama yılını dolduran kontratlarda mülk sahibinin yüzde 600’e kadar varan fahiş kira artışı talepleriyle karşılaşıyor. Üyelerimizin yüzde 64’ünün mülk sahibiyle davalık olması sorunun boyutunu ortaya koyuyor.
2026’ya girerken perakende sektörünü bekleyen temel fırsat ve riskleri nasıl görüyorsunuz? BMD’nin yeni dönemde öncelikli hedefleri, stratejik gündem maddeleri neler olacak?
Mevcut veriler ışığında baktığımızda markalı perakende için yüksek maliyetlerin 2026’da da öncelikli sorun alanlarının başında geleceğini söyleyebiliriz. Kira artışlarının yanı sıra yılbaşından itibaren asgari ücrete paralel olarak işçilik maliyetleri artacak. Dolayısıyla maliyetleri düşürmek markalarımız için stratejik önemini koruyacak. Özellikle 10 uzama yılını dolduran kontratlarda fahiş kira artışı taleplerinin önüne geçilebilmesi için mülk sahibinin sebepsiz fesih hakkının kaldırılması gerekiyor. Bunun da yolu Borçlar Kanunu’nda ilgili maddenin yeniden düzenlemesinden geçiyor. Kira artışlarının yıllık TÜFE ortalamasına göre yapılmasının da adil olmadığını düşünüyoruz. Örneğin Örneğin Ekim 2025’te yıllık enflasyon yüzde 33’ün altındayken, yıllık kira artışı yüzde 37,15’ti. Enflasyonla mücadeleye de zarar veren bu düzenlemenin gözden geçirilmesini istiyoruz. Diğer taraftan hammadde ve ara mal ithalatında ilave gümrük vergileriyle referans fiyat uygulamasının kaldırılması gibi sektörü destekleyecek önlemlerin hızla devreye alınması gerekiyor.
