Mall Report Eğlence 7’den 77’ye Eğlencenin 30 Yıllık Yolculuğu: Playland
Eğlence

7’den 77’ye Eğlencenin 30 Yıllık Yolculuğu: Playland

Yenilikçi iş modelleri ve müşteri deneyimi odaklı yaklaşımıyla her yaştan kullanıcıya hitap eden Playland, Türkiye genelinde ve uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürüyor. Playland Kurucu Ortakları Şaban Taş ve Seydi Taş ile gerçekleştirdiğimiz röportajda markanın kuruluş hikâyesini, sektördeki dönüşümü ve gelecek hedeflerini konuştuk.

Playland’in kuruluş öyküsünü paylaşır mısınız?

Seydi Taş: İlk olarak tekstil alanında çocuklara yönelik bir mağaza açma hedefiyle yola çıktık. Müşteri ilgisini artırmak için mağaza önüne oyuncaklar koymamız işimizin yönünü değiştiren kırılma noktası oldu. Ardından oyun makineleriyle sektöre giriş yaptık ve zamanla bu alanın büyük bir potansiyel taşıdığını görerek Türkiye’de yatırımlarımıza başladık. Başlangıçta küçük alanlarda ilerledik ve kademeli olarak büyüdük.

Şaban Taş: Markamızın 30 yıllık serüveninde zorluklarla karşılaştık ancak her zaman çocukların gelişimine katkı sağlamak, bizim için en önemli motivasyon kaynağıydı. Çocuklar bizim için çok kıymetli. Bugünün çocuğu, yarının büyüğü. Bu yüzden, çocuklara ne verirseniz, gelecekte onun karşılığını alırsınız.

Playland’in gelecek yatırım hedeflerinizden bahseder misiniz? Hangi lokasyonlara ve bölgelere ağırlık vereceksiniz?

Şaban Taş: Konjonktürün belirleyici olduğu bir dönemdeyiz; doğru lokasyonlarda konumlanmak her zamankinden daha kritik. 2030 yılına kadar yurt dışı yatırımlarla birlikte toplamda yaklaşık 140 noktaya ulaşmayı hedefliyoruz. Bu da 35 yeni yatırım anlamına geliyor. Türkiye’nin birçok şehrinde halihazırda varız; bundan sonraki süreçte odağımızı daha çok yurt dışına kaydırıyoruz. Almanya, Hollanda ve Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın merkezi noktalarında yer almayı planlıyoruz. Bu doğrultuda önemli adımlar attık ve görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Avrupa’daki prosedürlerin daha yavaş ilerlemesi nedeniyle sürecin biraz daha zamana yayılacağını öngörüyoruz.

Avrupa pazarında ağırlıklı olarak lisanslı eğlence yatırımlarına yöneliyoruz. Bu model, uzun vadeli ve sürdürülebilir yapısıyla öne çıkıyor. Türkiye’de ise lisanslı eğlence konseptleri henüz yaygın değil; geçmişte denenen örnekler de kalıcı olamadı. Bunun en önemli nedenlerinden biri, tüketici davranışlarının çok hızlı değişmesi. Türkiye’de eğlence hizmetleri de hızlı tüketiliyor ve bu durum sektörün sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Oysa yurt dışında, örneğin bir Disney ya da Mickey Mouse gibi lisanslı karakterler, nesiller boyunca bilinirliğini koruyabiliyor. Türkiye’de bu ölçekte ve süreklilikte örnekler henüz oluşmuş değil.

Seydi Taş: Planladığımız 35 yeni yatırım, metrekare ölçeği açısından da sektördeki benzer projelerin oldukça üzerinde konumlanıyor. Yeni projelerimiz minimum 1.500 metrekareden başlayıp 5.000 metrekareye kadar ulaşıyor. Bunun da ötesinde, yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığımız yaklaşık 10.000 metrekarelik çok daha büyük ve farklı konseptte bir projemiz bulunuyor. Detaylarını önümüzdeki dönemde paylaşacağız.

Türkiye’de teknoloji ve eğlence çok hızlı dönüşüyor ve aynı hızla tüketiliyor. Bu durum, yatırım maliyetlerini ciddi şekilde artırıyor. Örneğin bugün alınan bir oyun makinesi, bir yıl gibi kısa bir sürede demode hale gelebiliyor. Ayrıca Türkiye’de eğlence sektörünün kategorik olarak yeterince doğru konumlandırılmadığını düşünüyoruz. Lisans bilinirliği ve lisans değeri hâlâ istenilen seviyede değil. Tüketici tercihlerinde lisansın belirleyiciliği sınırlı kalıyor; çoğu zaman AVM’de bulunan herhangi bir eğlence merkezi tercih ediliyor.

Buradaki en temel eksiklik, müşteriyle kurulan duygusal bağın zayıf olması. Biz Playland olarak son iki yıldır özellikle bu alana odaklanıyor, kullanıcı deneyimini derinleştirerek daha güçlü bir bağ kurmayı hedefliyoruz.

Konjonktür çok önemli biliyorsunuz ki doğru yerlerde olmak gerekiyor. 2030’a kadar yurt dışıyla beraber 140 civarında bir hedefimiz var. Yani 35 tane daha yeni yatırımımız olacak. Türkiye’nin birçok şehrinde zaten varız. Daha çok yurt dışına öncelik veriyoruz; Almanya, Hollanda ve Fransa gibi. Bu ülkelerin merkezi noktalarında yer almayı planlıyoruz, bu anlamda adımlar atıldı ve görüşmeler yapıldı. Sadece Avrupa’da prosedürler biraz daha yavaş ilerlediği için sürecin biraz uzayacağını öngörüyoruz. Avrupa’da daha çok lisanlı eğlence yatırımları yapıyoruz. Bazı lokasyonlarda yine Playland’e öncelik veriyoruz. Avrupa’da bu alan daha çok lisanslı ve uzun süreli olacak şekilde ilerliyor. Türkiye’de bu şekilde lisanslı eğlenceler yaygın değil, deneyenler de oldu ancak uzun süreli projeler olmadı. Türkiye’de halk birçok alanda olduğu gibi eğlence alanındaki hizmetleri de çok hızlı tüketiyor. Bu durum ülkemizde bu sektörün sürdürülebilir olmasını zorlaştırıyor diyebiliriz. Yurt dışında örneğin bir Disney ya da Mickey Mouse farklı jenerasyonlardaki bireyler tarafından bilinir. Türkiye’de buna benzer örnekler maalesef ki yok.

Şaban Taş: Bu planladığımız 35 şube metre kare bazında baktığımızda sektördeki benzer işlerin çok üzerinde olacak. Minimum 1500’den başlıyor 5000 metre kareye kadar çıkıyor; hatta kısa zaman içinde hayata geçirmeyi düşündüğümüz bir proje var. 10.000 metre karelik; çok farklı konseptte tasarlamayı düşünüyoruz. Bunun detaylarını ilerleyen zamanlarda paylaşacağız. Ülkemizde teknoloji de eğlence de çok hızlı bir değişim yaşıyor ve aynı zamanda toplum tarafından çok hızlı tüketiliyor. Bunun sonucunda da yatırım maliyetleri olarak en pahalı sektör bizimkisi oluyor. Aldığımız bir makine bir yıl gibi kısa bir süre için demode olabiliyor. Türkiye’de eğlencenin kategorisini tam olarak algılanmadığını düşünüyorum. Burada lisans bilinirliği ve lisans değeri konuları çok zayıf kalıyor. Herhangi bir AVM’de bir eğlence merkezi varsa oraya gidiyor. Lisansı vs. çok belirleyici olmuyor bu tercihlerde. Bu noktada eksiklik müşteriyle duygusal bağ kurulamaması. Bizler Playland olarak bu konuda iki yıldır çalışmalar yapıyoruz.

Avrupa’da daha çok lisanlı eğlencelerin yaygın olduğunu belirttiniz; peki Türkiye’de bu denendi mi?

Seydi Taş: Evet lisanslı eğlenceyi biz getirdik. Ancak beklediğimiz gibi olmadı. Hayata geçirilen projeler çok uzun süreli olmadı. Lisanslı eğlence normal eğlence merkezine göre iki buçuk kat daha yüksek maliyete çıkıyor. Ayrıca yatırımın kazancı da çok yüksek olmuyor.

Avrupa’da çok yaygın olan “Eğitici eğlence” konsepti örnekleri Türkiye’de de var mı?

Seydi Taş: Eğitici eğlence mantığında buna benzer bir KidZania yapıldı. Ondan önce Kids Mondo vardı. İkisi kapandı biliyorsunuz. O yüzden biz o işe çok sıcak bakmadık baştan beri. Niye bakmadığımızı da söyleyebilirim. Çocuklar evde eğitimle uğraşıyor, okulda da eğitimle uğraşıyor. Eğlence alanında da eğitimle uğraştıkları zaman bu çocukların eğlenecek bir alanı kalmıyor. Çocukların yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri, ev ve okul dışında yeni bir alan lazım. Biz de bu alanı oluşturmanın peşindeyiz zaten.

Şaban Taş: Biz çocukların ne istediğini, nasıl eğlendiğini, ne yapmak istediğini çok iyi biliyoruz. Ama biz aslında çocukların ve ailelerin arzusuna göre değil yatırımcıların isteği doğrultusuna yatırım yapmak zorunda kalıyoruz. Maalesef. Bizim en büyük mağduriyetimizde bu diyebiliriz.

“Eğlenmek Her Çocuğun Hakkıdır” mottosu ile hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeniz ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Playland olarak eğlenceyi çocukların gelişimi ve mutluluğunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle eğlenceye erişimi olmayan çocuklara ulaşmayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. Her yıl hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukları eğlenceyle buluşturuyoruz. Bu vizyonun en somut örneklerinden biri olan Playland Eğlence Tırı ile “Eğlenmek her çocuğun hakkıdır” diyerek şehir şehir dolaşıyor, eğlenceyi çocukların ayağına götürüyoruz. Bugüne kadar yüz binlerce çocuğa ulaştık. Ancak bizim için önemli olan sayı değil, her bir çocuğun hayatına dokunabilmek. Özellikle eğlenceye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde çocukların yüzündeki mutluluk, yaptığımız işin en değerli karşılığı. Playland olarak sosyal sorumluluğu bir proje değil, sürdürülebilir bir yaklaşım olarak görüyor; daha fazla çocuğa ulaşmak için çalışmaya devam ediyoruz.

Son olarak sektöre iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Seydi Taş: Playland olarak sektörün en eski markalarından biriyiz ve bu süreçte birçok yatırımcıya teknik anlamda da destek olduk. Sektörün gelişimine katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada eğlence sektörü Türkiye’de ciddi bir büyüme gösterdi ve artık çok daha büyük ölçekli yatırımların yapıldığı bir yapıya dönüştü.

Buradan sektöre vermek istediğimiz en önemli mesaj; eğlence sektörünün statik değil, sürekli dönüşen ve kendini yenilemek zorunda olan bir alan olduğudur. Teknoloji, kullanıcı beklentileri ve deneyim anlayışı her geçen gün değişiyor. Bu nedenle yatırımcıların ve sektör paydaşlarının yeniliğe açık olması, müşteri deneyimini merkeze alarak hareket etmesi büyük önem taşıyor. Biz de bu dönüşümün bir parçası olmaktan ve sektöre katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz.

Exit mobile version