Mall Report Franchise Yemek Hizmetlerinde Güç Dengesi Değişiyor, Avrupa ve Asya-Pasifik Öne Çıkıyor
Franchise Öne Çıkanlar

Yemek Hizmetlerinde Güç Dengesi Değişiyor, Avrupa ve Asya-Pasifik Öne Çıkıyor

Küresel yemek hizmetleri pazarı, pandemi sonrası toparlanma sürecini tamamlayarak daha istikrarlı ve yapısal bir dönüşüm evresine girdi. 2025 yılı itibarıyla sektörün büyüklüğü yaklaşık 2,98 trilyon euro seviyesine ulaşarak ılımlı bir büyüme trendi sergiledi.

Deloitte’un TUTTOFOOD ile paylaşılan Yemek Hizmetleri Market Monitor 2026 ön verilerine göre, 2025 yılında küresel sektör büyümesi bir önceki yıla kıyasla %2,2 olarak gerçekleşti. Bu dönemde büyümeye en fazla katkı sağlayan bölgeler ise %6,0 ile Avrupa ve %3,2 ile Asya-Pasifik oldu.

Fiere di Parma CEO’su Antonio Cellie, “Yemek hizmetleri sektörü, değişen tüketim alışkanlıkları ve giderek karmaşıklaşan tedarik zincirleriyle yeni bir döneme giriyor” dedi. Cellie, Güney Avrupa’nın önde gelen gıda platformlarından TUTTOFOOD’un 4 bini aşkın üst düzey alıcıyı uluslararası tedarikçilerle buluşturduğunu belirterek, ITA (İtalyan Ticaret Ajansı) iş birliğiyle yürütülen Alım Heyeti Programı sayesinde sektör içgörülerinin somut iş fırsatlarına dönüştüğünü vurguladı.

Deloitte Ortağı ve Değer Yaratma Hizmetleri Lideri Tommaso Nastasi ise son yıllardaki büyümenin iki temel dinamikten beslendiğine dikkat çekti: format çeşitliliğinin artması ve zincir operatörlerin yaygınlaşması. Özellikle hızlı servis restoranlarının (QSR) bu dönüşümde kritik rol oynadığını belirten Nastasi, zincir yapıların hizmet, kalite ve müşteri deneyimini entegre bir şekilde sunma konusunda öne çıktığını ifade etti. Bu gelişmelerin değer zincirinin tamamını daha cazip hale getirdiğini vurgulayan Nastasi, tedarikçilerin bu sayede operasyonlarını sadeleştirdiğini, maliyetlerini optimize ettiğini ve ortak geliştirme projeleriyle daha hedefli çözümler sunduğunu dile getirdi.

“Sektördeki bu dönüşüm, operasyonel verimlilik, format inovasyonu ve tedarik zinciri entegrasyonunun rekabetin temel belirleyicileri haline geldiği “yeni normal”e işaret ediyor.”

2025 yılında 19 milyar euro büyüklüğe ulaşan Türkiye yemek hizmetleri sektörü, ivme kaybederek bir önceki yıla kıyasla %1,5 daraldı. Bu gerileme, son beş yılda ortalama %2,9 büyüme kaydedilen dönemin ardından gerçekleşti. Söz konusu büyüme döneminde ise, %13 artış gösteren hızlı servis restoranları (QSR) modeli belirleyici rol oynadı.

Son beş yılda Türkiye’de sektör performansına yön veren hızlı servis restoranları (QSR) segmentinin, önümüzdeki dönemde de sokak lezzetleriyle birlikte en hızlı büyüyen alanlar arasında yer alması öngörülüyor. Bu iki segmentin etkisiyle küresel büyümede ise Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgeleri öne çıkıyor.

Türkiye pazarının 2030’a kadar toparlanarak yeniden güçlü bir görünüm kazanması bekleniyor. Bu görünüm, gıda sektöründe stratejik yatırımlar açısından fırsatların sürdüğüne işaret ediyor.

Küresel yemek hizmetleri sektöründe öne çıkan başlıca trendler

Küresel ölçekte tüketici tercihleri hızla değişiyor. Premium ambalajlama, paket servis büyümesini destekleyen kritik unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin %90’ı premium ambalaj sunulduğunda daha geniş bir ürün yelpazesinden sipariş vermeye istekli olduğunu belirtirken, %53’ü bu deneyim için daha fazla ödeme yapmaya hazır. Öte yandan fiyat-performans dengesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Tüketicilerin yaklaşık %80’i müşteri yolculuğunun tüm aşamalarında daha fazla dijitalleşme talep ederken, bu beklentiler birçok pazarda henüz tam anlamıyla karşılanabilmiş değil.

Arz tarafında ise mekân dışı tüketimin artışı, işletmeleri yeni formatlara yönlendiriyor. Operatörlerin %41’i paket servis ve gel-al odaklı alanlara daha fazla yer ayırmayı planlarken, QSR markalarının %34’ü yalnızca paket servise yönelik lokasyonlara odaklanıyor. Otomasyonun yaygınlaşması da dikkat çekiyor: İşletmelerin %74’ü verimliliği artırmak amacıyla yeni teknolojileri devreye alıyor. Her ne kadar bugün yalnızca %28’i bu yatırımların kârlılığa doğrudan katkı sağladığını ifade etse de, bu eğilim önümüzdeki dönemde verimlilik artışı ve inovasyon açısından önemli fırsatlara işaret ediyor.

Exit mobile version