Antakya’nın köklü mutfak mirasını modern bir iş modeliyle buluşturan KEBO, kısa sürede Türkiye genelinde güçlü bir büyüme yakalayarak dikkatleri üzerine çekti. KEBO Başkan Vekili Çiğdem Kıral, markanın büyüme stratejilerinden global hedeflerine, franchise yaklaşımından kadın girişimciliğe uzanan yolculuğunu anlattı.
KEBO Başkan Vekili Çiğdem Kıral
Kebo’nun Antakya’dan doğan bir marka olarak Türkiye genelinde hızlı büyüme yakalamasının arkasındaki temel stratejiler neler oldu?
Kebo’nun hikâyesi, eşimle birlikte 1996 yılında 45 metrekarelik mütevazı bir dükkânda başladığımız girişimcilik yolculuğuna dayanıyor.
Tavuğun marinasyonundan mayonezine, özel baharatlarla zenginleştirilmiş sosuna kadar her detayı titizlikle ele alarak yaklaşık iki yıl süren yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda bugün Kebo’nun imza lezzeti haline gelen ürünü ortaya çıkardık. Amacımız yalnızca bir ürün üretmek değil, güçlü bir “lezzet deneyimi” sunmaktı.
Antakya gibi güçlü bir sentez mutfağına sahip bir şehirden çıkıp bu kültürü modern bir fast food markasına dönüştürmek bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu.
2015 yılına kadar butik bir yapı ile ilerlerken, Ankara’da açtığımız ilk mağaza markamız için önemli bir kırılma noktası oldu ve kısa sürede yoğun ilgi gören, tercih edilen bir marka haline geldik.
Bugün Ankara’daki modern üretim tesisimizde günlük 2,5 ton kapasiteyle üretim yapıyor; 60 olan franchise sayımızı 100’e çıkarma hedefiyle büyümemizi sürdürüyoruz. Aynı zamanda global pazarlara açılma vizyonumuz doğrultusunda ilerliyoruz.
Büyümemizin temelinde güçlü operasyonel altyapımız ve sürekli yatırım yaptığımız Ar-Ge gücümüz yer alıyor. Özellikle geliştirdiğimiz özgün sos ve mayonez reçeteleri, Kebo’nun sektördeki en güçlü farklılaştırıcı unsurlarından biri haline geldi. Bugün pek çok şehirde “Hatay soslu döner” adıyla sunulan ürünlerin referans noktası aslında Kebo’dur. Ancak bu lezzetin gerçek standardı; yıllar içinde geliştirdiğimiz, korunmuş reçetelerimiz ve disiplinli üretim modelimizle yalnızca Kebo’da sürdürülebilir şekilde sunulabilmektedir.
Kendi deneyimimizle geliştirdiğimiz mutfak sistemi sayesinde üretimden servise kadar tüm süreçleri standardize ederek her noktada aynı lezzeti sunmayı garanti altına alıyoruz. Bu sayede farklı şehirlerde müşterilerimize her zaman aynı kaliteyi sunuyor, “Antakya’dan gelen özgün lezzet” deneyimini yaşatıyoruz.

Franchise modeline artan yatırımcı ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kebo bu süreçte yatırımcı seçiminde hangi kriterlere öncelik veriyor?
Franchise modeline artan ilgi, sektörün gelişimi açısından son derece değerli. Ancak bu ilgiyi sürdürülebilir başarıya dönüştürmek için doğru yatırımcı ile doğru markanın buluşması kritik önem taşıyor.
Kebo olarak geliştirdiğimiz mutfak sistemi, sektörümüzde global ölçekte de örnek ve öncü bir model olma özelliği taşıyor. Ölçülebilir, şeffaf ve operasyonel olarak minimum personelle sürdürülebilir bir yapı sunarken, atık yönetimini de optimize ederek yatırımcıya ciddi bir verimlilik ve maliyet avantajı sağlıyoruz.
Yatırımcı seçiminde finansal yeterlilik önemli bir kriter olmakla birlikte tek başına belirleyici değil. Marka değerlerine uyum, operasyonel disiplin, kalite standartlarına bağlılık ve uzun vadeli bakış açısı bizim için öncelikli unsurlar arasında yer alıyor.
Bizim için en kritik konu, yatırımcının markayı sahiplenmesi ve Kebo’nun kalite anlayışını aynı hassasiyetle uygulamasıdır. Sürdürülebilir büyümenin temelinde bu ortak vizyonun yer aldığına inanıyoruz.
Hatay mutfağını fast-casual konsepte taşıyan bir marka olarak, önümüzdeki dönemde Kebo’yu global arenada nasıl konumlandırmayı hedefliyorsunuz?
Kebo olarak, gastronominin en güçlü şehirlerinden biri olan Antakya’dan dünyaya özgün bir lezzet sunmanın gururunu yaşıyoruz. Bu sadece bir ürün değil; köklü bir mutfak kültürünün modern bir yorumudur.
Ürünlerimizin temelinde doğallık, sağlıklı içerik ve katkısız üretim anlayışı yer alıyor. Soslarımızdan mayonezimize, tavuğun özel marinasyonundan tüm üretim süreçlerine kadar yüksek kalite standartlarını koruyoruz. Bu yaklaşım, markamızın lezzet gücünü ve farklılaşmasını oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Kebo’yu global ölçekte sentez mutfağa sahip Antakya ‘nın modern temsilcisi olarak konumlandırmak. Yerel değerlerimizi koruyarak uluslararası pazarlarda güçlü bir marka bilinirliği oluşturmak ve bu eşsiz lezzeti dünyanın farklı coğrafyalarına taşımak en önemli stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Türkiye’de kadınların franchise ve yeme-içme sektöründe daha aktif rol alması için sizce hangi destek mekanizmalarına ihtiyaç var?
Kadınların yeme-içme sektöründe daha fazla yer almasının, hem müşteri deneyimi hem de işletme disiplini açısından önemli bir fark yarattığını görmekteyiz Kadınların bulunduğu işletmelerde hizmet kalitesi, detaycılık ve operasyonel düzenin belirgin şekilde yükseldiğini sahada birebir çalışan deneyimleyen bir kadın girişimciyim .
Bu alanda kadınların daha aktif rol alabilmesi için finansal erişimin kolaylaştırılması, özel teşvik mekanizmalarının artırılması ve girişimcilik eğitimlerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.
Bununla birlikte mentorluk programları, rol model görünürlüğü ve kadın girişimcileri destekleyen iş birlikleri de ekosistemin güçlenmesine önemli katkı sağlayacaktır. Kadınların sektörde daha fazla yer alması, yalnızca bireysel başarı değil; aynı zamanda sektörün genel kalite ve sürdürülebilirliği açısından da stratejik bir kazanım olacaktır.
Türkiye’de kadınların franchise ve yeme-içme sektöründe daha aktif rol alması için sizce hangi destek mekanizmalarına ihtiyaç var?
Kadınların bu alanda daha aktif olması için öncelikle finansmana erişim imkanlarının artırılması gerekiyor. Bunun yanı sıra mentorluk programları, girişimcilik eğitimleri ve rol model görünürlüğü çok önemli. Kadınların yalnız olmadığını hissetmesi, deneyim paylaşımı yapabileceği platformların artması da süreci destekler. Aynı zamanda cesaretlendiren, yargılamayan bir ekosistem yaratılması gerekiyor. Çünkü çoğu zaman en büyük engel, dış koşullardan çok içsel çekinceler oluyor.
Sizin girişimcilik hikâyenizden ilham alacak kadınlara, özellikle kendi markasını büyütmek isteyenlere en net tavsiyeniz ne olur?
En net tavsiyem şu olur: Mükemmel zamanı beklemeyin. Başlamak, en büyük adımdır. Küçük başlayın ama büyük düşünün. Kendi hikâyenize inanın ve başkalarının çizdiği sınırlarla kendinizi tanımlamayın. Yol boyunca hatalar olacak, bu çok normal. Önemli olan vazgeçmemek ve her deneyimden öğrenerek ilerlemek. Eğer gerçekten inanıyorsanız, o yol mutlaka açılıyor
