1937’den bu yana Türkiye’nin köklü ayakkabı markalarından biri olan TOGO, mirasını koruyarak geleceğe yatırım yapıyor. Dijitalleşme, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik odaklı stratejileriyle marka, 2026’da hem Türkiye’de mağaza ağını genişletmeyi hem de Avrupa ve Orta Doğu’da büyümeyi hedefliyor.
TOGO, 1937’den bu yana Türkiye’nin köklü ayakkabı markalarından biri. Markanın hikâyesini ve dönüşüm yolculuğunu anlatır mısınız?
TOGO CEO’su Ahmet Akkuş; TOGO, 1937’de Togo Acemyan tarafından kurulduğunda Türkiye’nin ilk modern ayakkabı markalarından biriydi. 1940’larda açtığımız fabrikamız, dönemin en büyük üretim tesislerinden biri olarak Türk ayakkabı sanayisinin gelişmesinde önemli rol oynadı. O yıllarda TOGO, yalnızca marka değil, modernleşmenin simgesiydi.
2017 yılında markayı devraldığımızda, mirası korurken geleceğe hazırlamak gibi çift yönlü sorumluluğumuz vardı. Son 8 yılda hem mağaza ağımızı büyüttük hem de dijitalleşmeye büyük yatırım yaptık. Bugün TOGO, lüks deri ürünler, ayakkabı, çanta ve aksesuarlarla sadece Türkiye’de değil, uluslararası pazarda da büyüme hedefleyen bir marka konumuna geldi. “Zamansız Stil, Eşsiz Kalite” sloganımız, geçmişten geleceğe taşıdığımız bu vizyonu özetliyor.
Yeni nesil perakende trendleri TOGO’da nasıl yankı buluyor? Dijitalleşme ve veri analitiği karar süreçlerinde nasıl rol oynuyor?
Bugünün müşterisi yalnızca ürün satın almak istemiyor; deneyim yaşamak istiyor. Mağazalarımızı bu anlayışla yeniden tasarlıyoruz. Deneyim odaklı konsept mağazalarımızda müşteriler, ürünleri sadece denemekle kalmıyor; dijital ekranlar, artırılmış gerçeklik (AR) uygulamaları ve kişisel öneri sistemleriyle koleksiyonlarımızı keşfedebiliyor.
Dijitalleşme, bizim için yalnızca e-ticaret değil; veri analitiğiyle birleştiğinde işimizin merkezine oturuyor. Stok dağıtımından mağaza içi kampanyalara kadar her kararı, gerçek zamanlı veriler ışığında alıyoruz. Bu sayede doğru ürünü, doğru zamanda ve doğru mağazada sunabiliyoruz.
Tüketicinin satın alma davranışlarında ne gibi değişiklikler gözlemliyorsunuz?
Tüketici davranışlarında üç önemli değişim görüyoruz. Hız-Kolaylık; Müşteriler, hızlı teslimat, kolay iade ve çok kanallı alışveriş deneyimine daha fazla önem veriyor. Değer-Kalite Arayışı; fiyat hassasiyeti artsa da, insanlar uzun ömürlü ve kaliteli ürüne yatırım yapmayı tercih ediyor. Kişiselleştirme Beklentisi; müşteri, kendine özel öneriler almak, kendi stiline uygun koleksiyonları görmek istiyor.
Satış tahminleri, stok yönetimi ve müşteri analitiğinde teknolojiyi nasıl kullanıyorsunuz?
Yapay zekâ tabanlı tahminleme sistemleri kullanıyoruz. Satış verilerini, sezon trendlerini, müşteri davranışlarını analiz ederek hangi ürünün, hangi mağazada, hangi adette satılacağını öngörebiliyoruz.
Geliştirdiğimiz “AI Destekli Dağıtım Sistemi” sayesinde mağazalar arası stok transferlerini optimize ediyoruz. Bu sistem, ürünlerin tükenmesini önlerken gereksiz stok yükünü de azaltıyor.
Müşteri deneyimini güçlendirmek için hem mağazacılık tarafında hem de dijital kanallarda teknolojiyi aktif kullanıyoruz. Fiziksel mağazalarda dijital ekranlar, stok entegrasyon sistemleri, mobil ödeme çözümleri ile hızlı ve sorunsuz bir alışveriş akışı sağlıyoruz. Online tarafta; kişiselleştirilmiş öneri sistemleri, yapay zekâ destekli CRM uygulamaları, omnichannel sadakat programımız TOGO Treasure, müşteriye özel yolculuk sunmamıza imkân veriyor. TOGO Treasure ile segment bazlı teklifler, katmanlı avantajlar, hızlı/kolay iade‑değişim süreçleriyle müşteriye gerçek değer sunuyoruz.
2026 TOGO için nasıl bir yıl olacak?
2026 bizim için büyümenin yılı olacak. Türkiye’de 40 mağaza hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Yeni AVM ve cadde mağazaları açacağız, aynı zamanda uluslararası pazarda ilk adımlarımızı atmayı planlıyoruz. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu’da seçili noktalarda TOGO mağazaları açmayı hedefliyoruz.
Dijital tarafta, e-ticaret ve pazaryeri kanallarımızı daha da güçlendireceğiz. Yatırım yaptığımız bir diğer alan sürdürülebilirlik; vegan deri koleksiyonlarımızı genişletecek, üretimde daha çevreci çözümler uygulayacağız.
2026, TOGO’nun hem yerelde hem globalde daha görünür, daha güçlü bir marka olduğu yıl olacak.
