AVM ve perakende sektörleri, 2024 yılının son çeyreğinde başlayan aşağı yönlü trendin 2025’te daha da belirginleşmesiyle birlikte, adet satışlardaki ve buna bağlı perakende cirolarındaki düşüşle karşı karşıya kaldı. Pandemi sonrası ertelenmiş talebin devreye girmesiyle, enflasyonun çok üzerinde artış gösteren perakende ciroları; enflasyonu düşürmeye yönelik önlemler ve ekonomideki soğuma etkisiyle reel daralma sinyalleri vermeye başladı.
2025 yılının temmuz ayında metrekare verimliliği geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak %32,9 büyüdü. Temmuz ayı enflasyonu %33,52 olarak gerçekleşti. Artış oranını enflasyonundan arındırdığımızda, ufak oranda da olsa reel bir daralma olduğunu görüyoruz. Yılın geri kalanında, okul açılışı ile birlikte bir toparlanma olacağını ön görüyoruz. Yıl sonuna doğru da yılbaşı alışverişi etkili olacaktır. Bununla birlikte, ekonomideki soğuma ve sıkı para politikasının etkisi ile perakende satış cirolarındaki artışın yıl sonunda enflasyonun bir miktar altında tamamlanacağını düşünüyoruz. Daralma, gıda ve sağlık gibi zorunlu tüketim haricindeki, tüketicinin daha kolay vazgeçebildiği kategorilerde daha belirgin hissedilecektir.
Satış ve cirolardaki gerilemeye ek olarak artan işletme maliyetleri de AVM’leri zorluyor. Kira artış oranlarındaki kısıtlamalar, ticari gayrimenkullerde sosyal konuttan bile daha korumacı düzenlemeler, artan enerji ve işçilik maliyetleri, mevzuat yükümlülükleri ve pazarlama giderlerinin tamamen yatırımcının üzerinde kalması; kârlılık marjlarını daraltıyor ve yatırımcıların finansal manevra alanını kısıtlıyor. Bunlar hem yeni AVM yatırımlarının hem de mevcut merkezlerde yenileme ve modernizasyon projelerinin ertelenmesine yol açıp büyüme dinamiklerini zayıflatan faktörler. Tüm bu unsurlar krediye erişimin de zorluğu sebebiyle uzun vadede hem alışveriş turizmi gelir potansiyelinde hem de istihdamda kayıplara neden olabilir.
Sektörün bu zorlu dönemde ayakta kalması için kısır tartışmalardan arınıp ihracatı, satışları ve ciroları nasıl artırırız; AVM’leri nasıl daha cazip hale getiririz gibi yapıcı soruların cevaplarını aramalıyız. Markalarımızın rekabet gücünü artırmak için özellikle vergi avantajları ve finansmana erişim kolaylığı gibi kamu tarafından alınabilecek önlemleri konuşmalıyız.
Sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı etkileyen belirsizlik ortamında, ticari gayrimenkul yatırımlarının başarısı ve devamlılığı için güvene, pozitif bakış açısına ve iş birliklerine ihtiyaç vardır. Sektörde sağlıklı yatırımların hayata geçirilmesi için ekonomik stabilitenin yanında uluslararası normların uygulanarak yatırımcı için güven ortamının sağlanması büyük önem arz ediyor. Bunun yanı sıra marka karmalarının optimizasyonu, operasyonel verimlilik, enerji yönetimi, sürdürülebilirlik yatırımları ve dijitalleşme yoluyla iş yapış süreçlerinin efektif hale getirilmesi, yılın geri kalanında sektörümüzü geleceğe taşımak için önde gelen gündem maddeleri olacak.
