Ağustos sayımızda bir araya geldiğimiz BMD Başkanı Sinan Öncel perakende sektöründe dijitalleşme ve e-ticaretin yükselişini, gelişen teknolojinin markaları nasıl dönüştürdüğünü ve Türk perakende markalarının son dönemde Orta Doğu pazarına artan ilgisini okurlarımız için değerlendirdi.
Perakende sektöründe dijitalleşme ve e-ticaretin yükselişi, markaların iş yapış biçimlerini nasıl dönüştürüyor? Bu dönüşümde öne çıkan fırsatlar neler?
Markalı perakendede dijitalleşme, müşterilerin alışveriş alışkanlıklarında değişiklikleri de beraberinde getiriyor. Bu değişiklikler özellikle kişiselleştirme, çok kanallı deneyimler, hız ve sürdürülebilirlik etrafında şekilleniyor. Örneğin müşteri, mağazada ya da eticaret sitesinde gördüğü ürünlerle ilgili kişiselleştirilmiş ürün önerileri, stil önerileri veya beden numara tavsiyesi bekliyor. Beklentilere uygun olarak hazır giyimde sanal deneme kabinleri, ev ürünlerinde artırılmış gerçeklik ile ürünlerin evde nasıl durduğunu görme gibi teknolojiler yaygınlaşıyor. Online ve fiziksel mağaza deneyimi arasındaki sınırlar tamamen kalkacak. Müşteri e-ticaret sitesinde görüp beğendiği bir ürünü mağazada deneyip alabilecek, mağazada denediği ürünü online sipariş edebilecek. Tıkla-al (click-and-collect) ve mağazadan iade gibi hizmetler yaygınlaşacak. Yeni dönemde anında teslimat seçenekleri, basit ödeme süreçleri ve zahmetsiz iade/ değişim olanakları müşteri memnuniyetinde kilit rol oynayacak. Özellikle züccaciye ve ev ürünlerinde büyük parçalı ürünlerin hızlı teslimatı önemli bir beklenti olacak. Müşteri trendlerini ve talep tahminlerinin yapay zekâ destekli analitiklerle gerçek zamanlı takip edilip, doğru ürünleri doğru zamanda stokta bulundurma yeteneği kritik önem kazanacak. Bu altyapı, özellikle moda sektöründe değişen trendlere hızlı adaptasyonu sağlayacak. Diğer taraftan tüketiciler, satın aldıkları ürünlerin üretim süreçleri, kullanılan malzemeler ve markanın sürdürülebilirlik politikaları hakkında daha fazla bilgi talep edecekler. Dolayısıyla markaların teknolojik alt yapılarını bu gerçeklere göre güçlendirmeleri büyük önem taşıyor. Teknolojik altyapısını az önce bahsettiğim müşteri beklentilerine göre kurgulayan markalar rakiplerine göre önemli bir avantaj elde edecekler. Ayrıca dijital teknolojilerin firmalar için giderleri azaltırken verimliliği artırma arayışında büyük bir fırsat sunduğunun da altını çizmemiz gerekiyor.
Türk perakende markalarının son dönemde Orta Doğu pazarına artan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bölgeye yapılan açılımların sürdürülebilirliği ve başarısı için hangi stratejik adımlar önem kazanıyor?
BMD üyesi markalar bugün yurt dışındaki 17 bin civarında mağaza ve satış noktasıyla perakende sektörümüzü başarıyla temsil ediyor. Ortadoğu ve özellikle Körfez Bölgesi, markalarımızın yurt dışına ilk adımlarını attıkları coğrafya oldu. Bugün giyimden, beyaz eşyaya, mobilyadan kozmetiğe farklı kategorilerde onlarca markamız Ortadoğu’da faaliyetlerini sürdürüyor. Markalarımızın pazarda daha güçlü bir şekilde yer alabilmeleri için öncelikle rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmeleri gerekiyor. Son iki yılda ülkemizde maliyetler çok fazla arttığı için bazı markalarımız tedariklerinin bir kısmını yurt dışından sağlamak durumunda kalıyor. Diğer taraftan son 10 yılda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri örneklerinde de gördüğümüz gibi Türkiye’nin bölge ülkeleri ile siyasi ve diplomatik ilişkileri, ticarette son derece belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.
