Mall Report Perakende Perakende Artık Sadece Alışveriş Değil, Bir Yaşam Biçimi
Perakende

Perakende Artık Sadece Alışveriş Değil, Bir Yaşam Biçimi

Perakende sektöründe dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve müşteri deneyimi odağında yaşanan dönüşümün nabzını tuttuğumuz Temmuz sayımızda; sektör profesyonelleriyle gerçekleştirdiğimiz özel röportajlarda yeni nesil yatırım stratejilerini, değişen tüketici beklentilerini ve rekabet ortamında öne çıkan uygulamaları tüm yönleriyle ele aldık.

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Adaptif, Dijital, Deneyim Bazlı. Türkiye’de perakende artık sadece alışveriş değil, bir yaşam biçimi. Sürekli yenilenen beklentiler, hızla entegre olan dijital çözümler ve duyguyu tetikleyen marka deneyimleri bu sektörü yeniden tanımlıyor. DESA olarak 52 yıllık tecrübemizle biz, üretim gücümüzle bu değişimi yönlendiren, her dokunuşta hikâye anlatan bir moda markasıyız. Hammadde seçiminden ürün sunumuna kadar tüm süreci kendi çatımızda yöneten iş modelimizle, teknolojiyi ve deneyimi entegre ediyor, dijital dönüşüm yatırımlarımızla sektöre yön veriyoruz.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Kapsayıcılık

Bugünün perakende dünyasında artık yalnızca ürün satmak değil, müşterinin yaşamına anlamlı bir şekilde dokunmak gerekiyor. En önemli trend, markaların her kanalda, her müşteriyle, her ihtiyaca yanıt verebilecek kapsayıcı bir deneyim sunması. Kapsayıcılık; yalnızca fiziksel ve dijital kanallar arasında köprü kurmak değil, aynı zamanda her müşteriyi farklı beklentileriyle tanımak, anlamak ve ona göre bir değer sunmak demek. Müşteri ister mağazada ister mobilde ister sosyal medyada markayla temas kuruyor olsun; deneyim aynı tutarlılıkla, aynı özenle ve aynı duyguyla karşılık bulmalı. Bu bakış açısı, sezgisel teknolojilerin kullanımını,

veriye dayalı kişiselleştirmeyi ve kültürel çeşitliliğe duyarlı bir iletişim tonunu beraberinde getiriyor. Sadece ürünü değil, hizmeti, hikâyeyi ve markanın değerlerini de kapsayan bu bütünsel yaklaşım, perakendenin geleceğini tanımlıyor. DESA olarak biz de müşterimize yalnızca ulaşılabilir olmakla yetinmiyor; onunla empati kuran, yaşam tarzına eşlik eden, her temas noktasında değer yaratan bir marka deneyimi sunuyoruz. Kapsayıcılığı, deneyimsel tasarım anlayışımızın ve sürdürülebilir marka stratejimizin merkezine koyuyoruz. Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir? Müşteri deneyiminde ilk faktör olarak kişiselleştirme öne çıkıyor. Dijital platformlarda tüketici davranışlarını analiz ederek, her müşteriye özel içerikler üretiyoruz. Video içeriklerimizin süresini, formatını ve anlatım tonunu dijital platformların güncel verilerine göre optimize ederek hem algoritmalara hem de kişisel tercihlere hitap eden bir yapı kuruyoruz. İkinci faktör olarak omnichannel -çok kanallı- yaklaşım oldukça önemli. 15 Mart’tan itibaren İlkbaharYaz koleksiyonumuzu hem tüm DESA mağazalarında hem de online platformumuzda eş zamanlı olarak erişime açarak, müşterilerimize kesintisiz bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. Perakende teknolojilerine yaptığımız yatırımlarla, dijital ve fiziksel kanallar arasında sorunsuz bir geçiş sağlıyoruz. Üçüncü ve en önemli faktör ise insan kaynağına yaptığımız yatırım. DESA’da bir yandan zanaatkârlık geleneğini yaşatacak ustalar yetiştirirken, diğer yandan perakende mağazalarımızda müşterilerimize değer katan, deneyim odaklı hizmet sunacak ekipler geliştiriyoruz. Özellikle yaz koleksiyonumuzda öne çıkan ince işçilikli deri tasarımlar, bu ustalığın ve uzmanlığın en güzel yansıması niteliğinde. Süetin hafif dokusu ve perforeli, nefes alan özel deri uygulamaları, sıcak yaz günlerinde dahi konforlu ve şık bir görünüm sunuyor. İnsan kaynağımıza yaptığımız bu yatırım, hem yüksek kaliteli ürünlerimizin hem de müşteri memnuniyetinin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Bu üç faktörün birleşimi, zamansız tasarım anlayışımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla birleşerek, DESA’nın deneyim pazarlaması stratejisini oluşturuyor. Müşterilerimize sadece bir ürün değil, bir yaşam tarzı sunuyoruz. Bu yaklaşımın önemli bir uzantısı olarak, DESA üretim süreçlerinde de çevre duyarlılığını ön planda tutuyor. Leather Working Group tarafından “Gold (Altın)” dereceye layık görülen şirket, hammadde temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde izlenebilirlik sistemini başarıyla uyguluyor. Bu sistem, üretimin her aşamasının Avrupa Birliği sağlık ve çevre standartlarına uygunluğunun kontrol edilmesini sağlıyor. DESA ayrıca, kimyasal kullanımını azaltan, su ve enerji tasarrufu sağlayan üretim teknolojilerine yaptığı yatırımlarla çevresel etkisini sürekli olarak azaltıyor. Böylece hem doğaya duyarlı hem de yüksek kalite standartlarına sahip ürünler ortaya koyuyoruz.

Burçak Çelet- DESA Yönetim Kurulu Üyesi

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Türkiye’de perakende sektörünü üç kelimeyle özetlemek gerekirse; rekabet, fiyatlama ve duygusal bağlılık önceliklidir. Bu üç dinamiğin, sektörün finansal performansı ve sürdürülebilir büyümesi üzerinde doğrudan etkili olduğu kanaatindeyim. Rekabet, maliyet kontrolü ve yatırım etkinliği açısından kritik bir unsurken; fiyatlama, kar marjlarının optimize edilmesinde temel rol oynuyor. Duygusal bağlılık ise marka sadakati, marka veya firma taraflılığı ya da karşıtlığı gibi faktörlerle müşteri bağlılığını derinleştirip uzun vadeli finansal değer yaratımına katkı sağlıyor.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Perakende sektöründeki en kritik trendin dijitalleşme olduğunu düşünüyorum. Dijital dönüşüm, operasyonel verimlilikten müşteri erişimine kadar tüm süreçleri köklü bir şekilde yeniden şekillendiriyor ve şirketlerin finansal sürdürülebilirliğine doğrudan, güçlü bir katkı sağlıyor. Bu nedenle, dijitalleşmeye yatırım yapmak ve bu dönüşümü hızla benimsemek, uzun vadeli başarıyı garanti altına almak için stratejik bir zorunluluk.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Müşteri deneyimini geliştirmek için öncelikle dijital platformlarda yaratıcı, etkin ve sahiplenici kişiselleştirme stratejilerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Kişiye özel çözümler, müşteri bağlılığını güçlendirirken, pazarlama yatırımlarının etkinliğini arttırıyor. Bunun yanında, güçlü ve sürdürülebilir sadakat programları oluşturmak, müşterilerin marka ile uzun vadeli ilişkiler kurmasını sağlıyor ve gelir akışının öngörülebilirliğini arttırıyor. Son olarak, üretimden tüketime kadar olan tüm süreçlerde kesintisiz ve yüksek kaliteli hizmet sunmak, değer yaratma ve arttırma açısından da kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu bütüncül yaklaşım, müşteri memnuniyetini maksimize ederken, finansal performansın da sürdürülebilirliğini garanti altına alıyor.

DyDo Drinco Türkiye Chief Sales & Marketing Officer’ı (CSMO) Hakan Kanber

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Türkiye’de perakende sektörü dinamik, dirençli ve dönüşen bir sektör olarak tanımlayabilirim. Dünyada ve ülkemizdeki sosyo-ekonomik değişimler, teknolojinin hızla gelişmesi, tüketici davranışlarını da etkiliyor. Bu da tüketici ile birebir temasta olan perakende sektörünü sürekli kendini yenilemeye ve değişime hızla uyum sağlamaya zorluyor. Sektör, teknolojik gelişmelerin ve dijitalleşmenin etkisiyle her geçen gün daha fazla hareket kazanıyor. Bu değişime uyum sağlama ihtiyacı, sektörü dinamik bir yapıya kavuşturuyor. Küresel zorluklara ve ekonomik dalgalanmalara rağmen ayakta kalabilmesi, geçmiş dalgalanmalarda olduğu gibi bugün de dirençli olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda fiziksel mağazacılıkla sınırlı kalmayıp çok kanallı alışveriş deneyimlerine, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlara ve veriyle şekillenen müşteri ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde dönüşüyor. Bu yönüyle Türkiye’de perakende sektörü, değişimi benimseyen, yeniliği kucaklayan ve geleceğe adapte olma becerisi yüksek bir ekosistem sunuyor.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Perakendede en önemli trendi esneklik olarak tarif edebilirim. Perakende sektöründe başarılı olmanın yolu, değişen koşullara hızlı ve etkili şekilde uyum sağlamaktan geçiyor. Tüketici beklentileri, alışveriş alışkanlıkları ve teknolojik gelişmeler sürekli evriliyor; bu değişime uyum sağlayabilen yapılar ise sürdürülebilir başarı yakalıyor. ECE Türkiye olarak biz de yönettiğimiz projelerde esnekliği önceliklendiriyor, tüm paydaşlarımız için kalıcı ve anlamlı değer yaratmayı hedefliyoruz.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Müşteri deneyimini mükemmelleştirmek için üç temel unsurun trendleri takip etmek, kendini yenileyebilmek ve tüketici ile doğru iletişim yoluyla duygusal bağ kurarak güven sağlamak olduğunu düşünüyorum. Müşteri deneyimi yalnızca fiziksel alanlardaki hizmetlerle sınırlı kalmayıp, markayla kurulan ilişkinin tüm temas noktalarını kapsıyor. Bu deneyimi güçlendirmek için sektörel trendleri yakından takip etmek ve değişen beklentileri öngörebilmek ve bunlara yön verebilmek büyük önem taşıyor. Son olarak, şeffaf, samimi ve güven odaklı iletişim, müşteriyle uzun soluklu ve sağlam bir bağ kurmanın temelini oluşturuyor.

Ece Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü Özge Karatay

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Türkiye’de perakende sektörü dinamik, dönüşen ve rekabetçi bir yapıya sahip. Tüketici beklentileri ve alışkanlıkları hızla değişiyor; bu da sektörü sürekli kendini yenilemeye ve değişime hızla uyum sağlamaya zorluyor. Bugün dijitalleşme ve çok kanallı satış stratejileri bir tercih değil, başarıya ulaşmanın temel koşullarından biri. Avon olarak biz de bu dönüşümün merkezindeyiz. Güçlü doğrudan satış altyapımızı dijital teknolojilerle entegre ediyor, temsilcilerimizi bu süreçte aktif şekilde destekliyoruz. Amacımız; müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu ürünlere, diledikleri zamanda ve tercih ettikleri kanaldan ulaştırmalarını sağlamak.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Değişen zaman ile birlikte trendi hız ile tarif edebiliriz. Artık tüketiciler yalnızca kaliteli ürünlerle yetinmiyor; bu ürünlere hızlı, kolay ve zahmetsiz şekilde ulaşmak, kişiselleştirilmiş hizmet almak ve ihtiyaçlarına anında çözüm bulmak istiyor. Biz de Avon olarak, müşteri memnuniyetini odağımıza alıyor, her platformda erişilebilir olmayı en büyük önceliklerimizden biri olarak görüyoruz. Bugünün perakende dünyasında fark yaratan markaların, müşterilerine her an, her yerde ulaşabilen markalar olduğuna inanıyorum.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Müşteri deneyimini mükemmelleştirmek için üç temel unsurun erişilebilirlik, etkileşim ve tutarlılık olduğunu düşünüyorum. Erişilebilirlik, müşterinin ihtiyaç duyduğu ürün ya da bilgiye zahmetsizce ulaşabilmesi anlamına geliyor. Bu da dijital ve fiziksel tüm kanallarda kesintisiz bir deneyim sunmayı gerektiriyor. Etkileşim, markanın müşterisiyle güçlü, anlamlı ve çift yönlü bir iletişim kurabilmesi demek. Tüketiciler yalnızca bir ürün değil; kendilerini anlayan ve değer veren markalarla duygusal bir bağ kurmak istiyor. Tutarlılık ise, müşterinin markayla her temasında aynı kalite ve özeni hissetmesi. İster online alışverişte, ister satış sonrası destek süreçlerinde olsun, aynı standardı sunmak güvenin temelini oluşturuyor. Biz de bu üç unsuru tüm müşteri yolculuğunun merkezine koyuyor, her temas noktasında güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.

Avon Türkiye Genel Müdürü Hasan Ulutürk

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Türkiye perakende sektörü; dinamik, rekabetçi ve dönüşen bir alan. Dinamik; çünkü tüketici beklentileri, yaşam tarzları ve alışveriş alışkanlıkları her geçen gün değişiyor. Bu değişim, markaları daha çevik, daha yaratıcı ve müşteri odaklı çözümler üretmeye itiyor. Rekabetçi; çünkü hem yerli hem de global ölçekte faaliyet gösteren güçlü oyuncular pazarda etkin ve her biri müşteri memnuniyetini arttırmak için ciddi yatırımlar yapıyor. Bu da tüm sektörün çıtasını yukarı taşıyor. Dönüşen; çünkü dijitalleşme, sürdürülebilirlik, veri odaklı stratejiler ve çok kanallı müşteri deneyimi artık perakendenin vazgeçilmez unsurları haline gelmiş durumda. Sektör, klasik mağazacılığın ötesine geçerek teknolojiyle entegre, esnek ve geleceği kucaklayan bir yapıya evriliyor. Bu dönüşümün tam kalbinde olmak da hem heyecan verici bir yolculuk sunuyor hem de uzun vadeli başarı için stratejik bir gereklilik haline geliyor.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Günümüzde perakendenin en önemli trendlerini dijitalleşme, yapay zeka kullanımı, çok kanallı (omnichannel) yönetim ve müşteri deneyimi oluşturuyor. Bu gelişmelerin merkezinde ise “deneyim” yer alıyor. Biz de Enplus olarak, müşterilerimize sadece kaliteli ürünler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda ilham veren, fark yaratan ve sadakat oluşturan bütünsel bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Bu anlayışı, kurum kültürümüzün ve stratejik vizyonumuzun merkezine yerleştiriyoruz.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Müşteri deneyimini geliştirmek için dört temel faktör var. Birincisi, kişiselleştirme. Müşteriye özel kampanyalar, ürün önerileri ve iletişim dili kullanmak, markayla kurulan ilişkiyi çok daha güçlü hale getiriyor. Tüketicinin, markanın kendisini anladığını ve ihtiyaçlarına uygun davrandığını hissetmesi de kıymetli. Bu noktada, markanın kendi hikayesini müşteriye özel, kişiselleştirilmiş bir şekilde anlatması da büyük önem taşıyor. Hikayeleştirme, doğru şekilde uygulandığında sadakati arttıran önemli bir araç haline geliyor. İkincisi, hızlı ve sorunsuz hizmet. Müşteri deneyimi sadece satın alma anıyla sınırlı değil. Kolay iade süreçleri, hızlı kargo, sadeleştirilmiş ödeme adımları gibi unsurlar müşteriye konfor sunuyor. Aynı zamanda satış sonrası hizmetlerin de bu kalite standardını sürdürmesi gerekiyor. Üçüncü olarak ise tutarlı ve çok kanallı iletişimin önemi. Omni-channel yaklaşımı yalnızca satışla sınırlı kalmamalı, iletişimde de aynı şekilde uygulanmalı. Müşteri; mağazada, mobil uygulamada, web sitesinde ya da çağrı merkezinde aynı kaliteli hizmet anlayışına ulaşabilmeli. Marka dili ve müşteri iletişimi her kanalda tutarlı olmalı ve 360 derece bir deneyim sunmalı. Son olarak da doğrudan tüketiciye ulaşım (D2C). Perakendecilerin artık doğrudan müşteriye ulaşması gerekiyor. Böylece müşteriyi daha yakından tanıma ve birebir ilişki kurma imkanı yakalanmış oluyor. Markanın aynı zamanda tekrar omnichannel yapıya dönerek tüm kanallarda entegre ve senkronize bir deneyim sunmasını gerektiriyor. Bu bütünsel yaklaşım, günümüzün dinamik perakende dünyasında rekabet avantajı sağlıyor. Enplus olarak biz de tüm bu faktörleri odağımıza alarak müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşımak için servis yapılanmamızı sürekli geliştiriyoruz. Jura Hospitality Center, Sage Experience Center, Liebherr World of Cooling ve Customer Care Center gibi özel tasarlanmış showroom alanlarımızda, müşterilerimize ürünlerin sunduğu performansı birebir deneyimleme ve satış sonrası destek alma imkanı sunuyoruz. Bu sayede yalnızca satış anında değil, ürünle geçirilen her anda müşterimizin yanındayız. Tüm mağazalarımızda farklılaşan konseptlerimiz ile müşterilerimize interaktif ve ilham verici bir deneyim sunmaya özen gösteriyoruz. Özellikle kahve makinesi kategorisinde, satış öncesi danışmanlık, teknik destek ve barista eğitimiyle uçtan uca bir deneyim sunuyoruz. Coffee Expert hizmetimizle, demleme tekniklerinden makine kullanımına, kahve menüsü oluşturmaktan maliyet optimizasyonuna kadar geniş kapsamlı danışmanlık sunarak, müşterilerimize yalnızca bir ürün değil, eksiksiz bir kahve deneyimi yaşatıyoruz.

Enplus CEO’su Murat Hatipoğlu

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Dinamik, rekabetçi, dönüşen. Türkiye’de perakende sektörü hem ekonomik koşullar hem de tüketici alışkanlıklarındaki hızlı değişimlerle sürekli hareket halinde. Rekabet çok yoğun; bu da markaları sürekli yenilik yapmaya, teknolojiye yatırım yapmaya ve müşteri beklentilerinin ötesine geçmeye zorluyor. Aynı zamanda dijitalleşmeyle birlikte ciddi bir dönüşüm süreci yaşanıyor.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Kişiselleştirme

Tüketiciler artık yalnızca bir ürün değil, kendilerine özel bir deneyim satın almak istiyor. Bu da markaların veri odaklı hareket etmesini, müşteri yolculuğunu iyi analiz etmesini ve her temas noktasında kişiselleştirilmiş çözümler sunmasını zorunlu kılıyor.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Tutarlı Omnichannel Deneyim: Fiziksel mağaza, e-ticaret sitesi, mobil uygulama ya da sosyal medya fark etmeksizin tüm kanallarda aynı kalite ve bütünlükte bir deneyim sunmak. Çalışan Deneyimi: Mutlu çalışan, mutlu müşteri demek. Müşteriyle birebir temas kuran ekiplerin eğitimli, ilgili ve çözüm odaklı olması deneyimin kalitesini doğrudan etkiliyor. Veriyle Anlama ve Aksiyon: Müşteri davranışlarını iyi analiz eden, geri bildirimleri dinleyen ve bu içgörülere göre hızlı aksiyon alabilen markalar, sadakati artırıyor ve fark yaratıyor.

Evidea Pazarlama Direktörü – Sevde Yıldırım Gezer

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Sektörü; yenilikçi, duyarlı ve dinamik olarak üç kelimeyle özetleyebilirim. Türkiye’de perakende sektörü, özellikle tekstil alanında her zaman güçlü bir yapıya sahipti. Ancak günümüzde yalnızca üretim kapasitesi değil, yenilikçilik de ön plana çıkmış durumda. Tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiği bu dönemde, trendleri önceden sezmek ve bu değişime hızlı yanıt verebilmek büyük önem taşıyor. Aynı zamanda sektör, her geçen gün daha duyarlı hale geliyor. Sürdürülebilirlik, etik üretim ve çevresel sorumluluk gibi kavramlar artık sadece konuşulan değil, somut adımlarla hayata geçirilen öncelikler arasında. Tüm bu değişkenlerin merkezinde ise tekstil perakendesinin her zamanki gibi dinamik yapısı yer alıyor. Hızlı karar alma, çevik üretim süreçleri ve çoklu satış kanallarında etkin olma becerisi, markaların bu dönüşüm sürecinde öne çıkmasını sağlıyor.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Perakendede en önemli trendin “Yapay Zeka” olduğunu düşünüyorum. Dünya genelinde faaliyet gösteren, denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan uluslararası hizmetler ağı KPMG’nin “Akıllı Perakende Raporu” gösteriyor ki, perakende sektörü yapay zeka teknolojileri sayesinde büyük bir dönüşüm yaşıyor. Araştırmalar, katılımcıların %56’sının üç yıldan uzun süredir yapay zeka uygulamalarını kullandığını ortaya koyuyor. Bu veriler, yapay zekanın sektördeki en kritik ve belirleyici trend olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en
önemli 3 faktör sizce nedir?

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli üç faktörün; sadelik, kişiselleştirme ve güven olduğunu düşünüyorum. Sadelik, alışveriş sürecinin her adımında kullanıcıyı yormayan, sezgisel ve pratik bir deneyim sunmak anlamına geliyor. Özellikle dijital kanallarda hız ve netlik, kullanıcı memnuniyeti açısından büyük avantaj sağlıyor. Kişiselleştirme, günümüz tüketicisinin en çok değer verdiği unsurlardan biri. Kullanıcının ihtiyaç ve beklentilerine uygun öneriler, içerikler ve hizmetler sunmak; markayla kurulan duygusal bağı güçlendiriyor. Tüm bu sürecin temelinde güven yer alıyor. Hem veri güvenliği hem de satış sonrası destek açısından müşterinin kendini güvende hissetmesi, deneyimin olumlu bir şekilde tamamlanmasını sağlıyor. Comeup olarak, e-ticaret odaklı stratejimiz kapsamında kullanıcılarımıza kusursuz bir alışveriş deneyimi sunmayı önceliğimiz olarak görüyor, müşterilerimizle birebir ve doğrudan bir iletişim kurabilmek adına, web sitemizi tercih ediyoruz

Comeup Genel Müdürü Alper Türk

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Sektörü özetleyebileceğim üç kelimeyi; dinamik, rekabetçi ve dönüşüm olarak sıralayabilirim. Türkiye’de perakende sektörü her zaman canlı, hareketli ve değişime açık bir yapıya sahip. Tüketici alışkanlıkları hızla değişiyor, beklentiler her geçen gün daha da yükseliyor. Bu da sektörü doğal olarak dinamik kılıyor. Öte yandan, hem yerli hem de yabancı birçok güçlü markanın yer aldığı bu pazarda, sürekli yeni oyuncuların devreye girmesiyle oldukça yoğun bir rekabet yaşanıyor. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak sektör; özellikle dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve müşteri deneyimi gibi alanlarda kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşüm, yalnızca markaların stratejilerini değil, tüketicilerin beklenti ve alışkanlıklarını da yeniden şekillendiriyor

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif edeceksem, o kelime kesinlikle “deneyim” olurdu. Artık sadece kaliteli bir ürün sunmak yeterli değil; müşterinin ürünü satın alma sürecinde yaşadığı duygular, temas ettiği her nokta ve aldığı hizmetin kalitesi belirleyici hale geldi. Tüketiciler için bir markayı tercih etmenin en önemli kriterlerinden biri, nasıl hissettikleri oldu. Bu nedenle, mağaza atmosferinden çalışanlarla kurulan iletişime, dijital platformlardaki kullanıcı deneyiminden satış sonrası destek hizmetlerine kadar her aşamada kusursuz ve anlamlı bir deneyim sunmak, perakendenin en güçlü ve öne çıkan trendi haline geldi

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Müşteri deneyimini geliştirmenin en önemli üç faktörünü; erişilebilirlik, kişiselleştirme ve bütüncül hizmet sunumu olarak sıralayabilirim. Erişilebilirlik, müşterinin markayla kolay ve hızlı temas kurabilmesini ifade eder. Bu sadece fiziksel mağazalara ulaşmakla sınırlı değil; aynı zamanda dijital platformlarda varlık göstermek, kullanıcı dostu arayüzler sunmak ve müşteri destek hizmetlerini etkin bir şekilde sağlamak anlamına da gelir. Kişiselleştirme, her müşterinin beklenti ve ihtiyaçlarına uygun çözümler sunarak, onlara kendilerini özel hissettirecek bir deneyim yaratmak demektir. Günümüzde tüketiciler standart değil, kendilerine özel ürün ve hizmetler talep ediyor. Bu nedenle, veriye dayalı içgörülerle daha kişisel temaslar kurmak büyük önem taşıyor. Bütüncül hizmet sunumu ise müşteriye temas edilen her noktada tutarlı, kesintisiz ve entegre bir deneyim sağlamaktır. Fiziksel mağazalardan dijital kanallara, satış öncesinden satış sonrasına kadar her aşamada aynı kaliteyi ve güveni hissettirmek bu anlayışın temelini oluşturur. Korkmaz olarak biz, tüm bu unsurları dikkate alarak, hem fiziksel hem dijital kanallarda erişimi arttırmayı, müşteriyle daha güçlü bir bağ kurmayı ve onlara beklentilerinin ötesinde bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Korkmaz Genel Müdürü Kerim Korkmaz

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

“Sürdürülebilirlik, deneyim odaklılık, kişiselleştirme.” Perakendede başarı, artık yalnızca doğru ürünü sunmakla değil; doğru zamanda, etkileyici bir deneyimle ve sorumlu bir yaklaşımla sunmakla ölçülüyor. Bugün sürdürülebilirlik hem çevresel hem stratejik bir değer. Bizim amacımız da bebeklerimizin yaşayacağı dünyayı daha iyi bir hale getirmek ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek. Gelecek nesiller için sorumlu bir çevre bilinci oluşturarak hem çevresel hem toplumsal olarak pozitif değişimin parçası olmak hedefimiz. Bu noktada, ebebek olarak tüm çalışmalarımızın odağında sürdürülebilirliğe yer veriyoruz. Örneğin, baby me Deterjan Dolum İstasyonları projemizle hem plastik kullanımını azaltmayı hem de döngüsel ekonomi bilincini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Mağazadan alışveriş yapan bebeveynler, bebek deterjanı gibi ürünleri kendi ambalajlarıyla yeniden doldurarak hem plastik tüketimini azaltıyor hem de ekonomik bir alışveriş deneyimi yaşıyor. Aynı sürdürülebilir yaklaşımı, sosyal sorumluluk çalışmalarımıza da yansıtıyoruz. 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin ardından başlattığımız “Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti” projemizle, az kullanılmış ya da hiç kullanılmamış bebek kıyafetleri ve oyuncakları özenle yenileyerek deprem bölgesindeki ailelere ulaştırıyoruz. Mağazalarımızı da sadece alışveriş yapılan yerler değil, bebeveynlerle duygusal bağ kurduğumuz deneyim alanları olarak görüyoruz. Her bir mağazamızda bebeveynlerin ihtiyaç duyduğu bilgiyi, ilgiyi ve güveni hissetmelerini sağlayacak hizmet yaklaşımı benimsiyoruz. Kişiselleştirmeyse perakende sektörü için bir standart haline geldi. Yapay zekâ ve veri analitiğiyle ebeveynlerin alışveriş geçmişini analiz ediyor, onlara özel öneriler sunarak alışveriş süreçlerini daha pratik bir hale getiriyoruz. Sektörün dinamikleri, yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendiriyor.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

“Omnichannel (Çok Kanallı)”

Bugün tüketiciye ulaşmanın yolu çok kanallı ve bütüncül bir yapı kurmaktan geçiyor. ebebek olarak, fiziksel mağazalarımız, e-ticaret sitemiz ve mobil uygulamamız üzerinden entegre bir şekilde hizmet veriyoruz. Gerçek zamanlı stok yönetimi, mağazadan teslimat gibi çözümlerimiz ve mobil uygulama içindeki akıllı öneri sistemiyle tüketiciyle her an, her yerde bağlantı kurabiliyoruz. TV reklamları, dijital kampanyalar, influencer iş birlikleri gibi hem geleneksel hem de dijital kanallar üzerinden yeni tüketicilere ulaşırken, bu kanalların entegre çalışması sayesinde hem deneyimi kişiselleştiriyor hem de sadakati güçlendiriyoruz. Bu çoklu kanal yapısıyla, sadece erişimi değil, etkiyi de artırdığımıza inanıyoruz.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

“Empati, çözüm odaklılık, teknoloji”

Anne-bebek kategorisinin öncü markası olarak empati kurmak, bizim temel taşımız. Bebeveynlerin ne hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu anlayarak temas şeklimizi belirliyoruz. Yaşanan bir problemi hızlıca doğru ve sürdürülebilir biçimde çözmeyi önemsiyoruz. Tüketiciden gelen geri bildirimleri hem mağaza hem dijital tarafta hızla değerlendirerek süreci sadeleştiriyor ve kolay çözümler sunuyoruz. Bu yaklaşımı, güçlü bir teknoloji altyapısıyla destekliyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiği kullanarak her ebeveynin alışveriş geçmişini, bebeğinin yaşına göre ihtiyaçlarını analiz ediyor, kişiselleştirilmiş ürün önerileri ve kampanyalar sunuyoruz. Bu faktörler bizim için operasyonel bir araç olmanın ötesinde, tüketiciyle kurduğumuz ilişkinin sürdürülebilirliğini sağlayan stratejik unsurlar. Her bebeveynin deneyiminin farklı olduğunu biliyor ve bu farkındalıkla hareket ediyoruz. Sadece satışa odaklanmayan, ihtiyaç duyulan her an ulaşılabilir bir destek yapısı kurduk. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ücretsiz projeler sayesinde, bebeveynlerin hayatlarını kolaylaştıran, güven veren bir yol arkadaşı olmayı hedefliyoruz. Örneğin, Emzirme Destek Projemizle bebeveynlere emzirme döneminde bire bir danışmanlık sunuyor, onların bu hassas dönemde doğru bilgiye hızlıca ulaşmalarını sağlıyoruz. Oyun Elçileri Projemizle oyun ve oyuncak konularında rehberlik ederek bebeveynlerin çocuklarıyla geçirdiği zamanı daha anlamlı hale getirmelerine destek oluyoruz. Uyku Destek Projemizle bebeklerin uyku düzenine dair ihtiyaçlara yanıt verirken, aynı zamanda dijital kanallar üzerinden sunduğumuz içeriklerle süreci kolaylaştırıyoruz. Bu çalışmalar, hizmet sunmanın ötesinde, bebeveynlerin hayatında gerçek bir fark oluşturma isteğimizin bir yansıması. Bebeveynlerin yanında olduğumuzu hissettirmek, onları dinlemek ve ihtiyaç duyduklarında ulaşabilecekleri bir destek noktası olmak bizim için çok kıymetli.

ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül

Türkiye’de perakende sektörünü 3 kelimeyle anlatır mısınız?

Dinamik, rekabetçi, dönüşümde. Türkiye perakende sektörü son yıllarda hızlı bir değişim içinde. Dijitalleşmenin etkisiyle birlikte rekabet her zamankinden daha keskin; markalar hem fiziksel mağazacılıkta hem de online kanallarda kendini sürekli yenilemek zorunda.

Perakendede en önemli trendi bir kelimeyle tarif etseniz, o kelime ne olurdu?

Sanırım “kişiselleştirme” olurdu. Artık tüketici sadece ürün değil, kendine özel bir deneyim arıyor. Sinoz olarak biz de her cilt tipine ve ihtiyacına özel çözümler sunarak bu beklentiyi karşılamaya odaklanıyoruz.

Müşteri deneyimini geliştirmek için en önemli 3 faktör sizce nedir?

Ulaşılabilirlik, tutarlı marka deneyimi ve geri bildirim odaklı çalışma prensibi. Öncelikle ulaşılabilirlikte müşterinin markaya her kanaldan kolayca ulaşabilmesi çok önemli. Sinoz olarak hem online platformlarımızı hem de fiziksel satış noktalarımızı bu doğrultuda güçlendiriyoruz ve çok kanallı bir tutum sergiliyoruz. Tutarlı marka deneyiminde ise web sitesinden mağaza rafına kadar her temas noktasında aynı kalite ve özeni sunmak müşteri sadakati yaratıyor. Bunun üzerine düşüyor önemli çalışmalarda bulunuyoruz. Geri bildirim odaklı çalışma prensibi de olmazsa olmaz faktörlerden. Müşteri geri bildirimlerini sadece dinlemekle kalmıyor, ürün ve hizmet geliştirmede aktif bir şekilde kullanıyoruz. Bu sayede müşterilerimizle sürdürülebilir bir bağ kurabiliyoruz.

Sinoz Kozmetik CEO’su Yasin Çörekci

Exit mobile version