2023 yılını 206 üyenin sahip olduğu 509 markaya ulaşarak ve AVM’lerde ortalama %60 temsiliyete gelmeyi başararak kapatan Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel’i ağırladığımız Aralık sayımızda 2023 yılında perakende sektörünün ekonomik dalgalanmalardan nasıl etkilendiğini ve sektörün önemli gündem maddelerini konuştuk.
2023 yılında perakende sektörünün nasıl bir ekonomiyi yönettiğini ve ne oranda bir istihdam yarattığını Mall Report okurları için değerlendiren Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel, BMD tarafından her ay üyeleriyle düzenli olarak dijital ortamda gerçekleştirilen anketlerin verilerine dayanarak 2023 yılı Eylül ayına kadar sektörün olumlu seyrettiğini ifade etti. “Eylül ayına kadar satışlar yukarı yönlüydü, her ay artı gidiyordu. Talepte önemli artışlar yaşandı, özellikle de turistlerin ilgisi çok fazlaydı.” diyen Öncel, “Fakat Eylül ayından itibaren parasal sıkılaşmayla beraber daralma başladı. Ta ki Kasım ayına kadar. Kasımda da Efsane Hafta ve efsane Cuma kampanyaları ile beraber satışlar hızla yukarı gitti ancak karlılıklar dibe indi. Nitekim açıklanan enfl asyon verilerinde de hazır giyim, ayakkabı ve tekstil enfl asyona eksi olarak olumlu katkı sağladı.” ifadelerini kullandı. BMD çatısı altında 193’ü perakende ticaret yapan, 13’ü ise lojistik, kargo ve yazılım firmaları başta olmak üzere perakende sektörüne hizmet veren firmalardan oluşan 206 üyeye ait 509 markayı temsil eden bir STK olarak, temsiliyet bakımından sektörde önemli bir konumda bulunduklarının altını çizen Öncel, “Üyelerinin yarısı perakende sektörünün dışında yer alan, o sektöre hizmet veren firmalardan oluşan derneklerden biri değiliz. Kabul kriterlerimiz de oldukça zorludur. Son dönemde üye olan çok kuvvetli firmalar var. Hazır giyim sektöründe lüks segmentte, marka değeri olan veya gelişime ve ilerlemeye açık firmaları özellikle dernek çatımız altında buluşturuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Temsilyete çok önem verdiklerinin altını çizen Öncel, bunun önemini şu şekilde dile getiriyor: “Biz buralardan sağlıklı veri topluyoruz. Bu veriyi de süzüyor ve rapor olarak hem sektörle hem kamuoyuyla paylaşıyoruz. Biz bu soruları sektördeki diğer derneklere sorduğumuz zaman cevap alamıyoruz. Örneğin bir dernek tarafından bir perakende endeksi açıklanıyor, verilerin nerelerden edinildiğine, kimlerin cevapladığına dair net bir bilgi yok. Burada verinin sağlıklı olması ve bu verilerin dayandırıldığı noktalar olması lazım. Doğru veriyi kamuoyuyla doğru ve şeffaf bir şekilde paylaşmak gerekir. Yaptığımız anketler STK olarak sektöre faydamız diyebilirim.
Perakende sektörünün en büyük sorunları yine fahiş kira artış talepleri ve ortak alan giderleri
Yeni yılda Ocak ayıyla birlikte asgari ücrette yaşanacak artışın perakende sektörüne ve sektörün istihdamına etkisi konusunda da değerlendirmede bulunan Öncel, perakende sektörünün bu ücret artışını fiyatlarına yansıtabildiği oranda yansıtacağını diğer faktörler düşünüldüğünde de konuya verimlilik odaklı bir yaklaşımla yaklaşacaklarını belirtti.

“Markalar belki verimsiz mağazalarını kapatacaklar. Firmalar artık daha üst segment ve katma değerli, daha yüksek fiyatlı ürünlere yöneliyor. Herkes ürün gamını çeşitlendirmeye başladı. Sektörel bazda elde etmiş olduğu avantajı, başka alanlarda büyümesine yansıtıyor.” değerlendirmesinde bulunan Öncel, perakende sektörünün en önemli gündem konularından biri olan kira artış oranlarına da değindi.
AVM’lerde büyük mertrekarelere sahip mağazalardan ciro kirası alınırken, 10 uzama yılı biten küçük metrekareli mağazalardan ise 4-5 katı bulan çok ciddi kira artış taleplerinin olduğunu dile getiren Öncel, “Elektrik sayaçları, ısıtma-soğutma sayaçları vb. pek çok konuda da anket çalışması yapıyoruz ve perakendecilerin %95’i en büyük sorunumuz bu diyor. Ciro kirası olan bir yerde mağazası olan perakendecinin sattığı ürün fiyatı üzerinden değerleme yapılamaz. Satılan ürünün fiyatı ne kadar artarsa ciro payın da artıyor zaten.” diyerek BMD olarak ilgili bakanlıklarla görüştüklerini ve iki yıl boyunca TÜFE ortalamasının yarısı kadar kira artırma talepleriyle birlikte, aradaki farkın da mülk sahiplerine vergi kolaylığı şeklinde yapılabileceğini ilettiklerini belirtti.
Perakende sektörünün bir diğer önemli sorunun da ortak alan giderleri olduğunu söyleyen Öncel, “Ortak alan giderlerinin şeffaf olmasını ve paylaşılmasını istiyoruz. Kanun çıktı ancak uygulanması konusunda hala sorunlar yaşıyoruz. Bir kiracı olarak yapılan masrafın şeffaf olarak bana verilmesi konusunda neden bu kadar çaba sarf ediyorum? Bunun bir ticari sır olduğu belirtiliyor bizim tarafımıza. Esas konu masrafın çok olması, elektrik birim maliyetinin artması ya da azalması değil; biz gerçekten burada harcanıyor mu bunu öğrenmek istiyoruz.” dedi.
Kredi kartı taksitlerindeki sınırlamanın perakende sektörünün satışlarına etkisi konusunu da değerlendiren Öncel, “Maliye Bakanlığı’nı anlayabiliyoruz, enfl asyonu düşürme hedefl eri var ve bunu da talebi kısarak yapmaya çalışıyorlar. Talebi kısalım ama talebi kıstığımız zaman dükkan sayınız, dükkanlarda çalışanlar ve bu dükkanlara mal üretenler, mal üretenlerin hammadde üreticileri hangi sektör olursa olsun burayı soğutmaya başladığınız anda bir anda insanlar işsizlikle karşı karşıya kalacak ve çatışma noktasına gelecekler. Çünkü TÜFE ortalaması kira artış oranı 12 aylık %54 oranında. Ben bunu fiyatıma yansıtmak zorundayım. Fiyata yansıtmadan nasıl bunu çözemem. Ücret artışları olacak. Bu da önümüzdeki dönemde bizim çok daha tedbirli olmamız gereğini ortaya koyuyor.” dedi.
Bu algının değişmesi gerekir
‘AVM’ler olmasaydı perakende sektörü büyümezdi’ algısının yanlış olduğunu da ifade eden Öncel, “Biz diyoruz ki, Türkiye’deki marka ve perakende dünyasının bu kadar büyük girişimcilik gücü olmasa AVM ve mağazacılık sektörü bu kadar büyüyemezdi. Kesinlikle yapılan bir inşaatı, binayı, girişimi değersizleştirmek için söylemiyorum bunu. Türkiye’nin dört bir yanından markalarımız çıkıyor. Bu markalar gayet geleneksel bir çizgide ticaret yaparken; Turgut Özal döneminde ithalat rejiminin değişerek Türkiye’nin dışa açılmasıyla birlikte yabancı mallar Türkiye’ye gelmeye başladı ve Türk üreticiler bu ürünleri örnek aldılar. Bu nasıl oldu, dünyadaki değişim ve gelişmeyle, dijitalleşmeyle beraber büyük bir etkileşim başladı. Dünya değişiyor, dünyanın değişmesinden dolayı perakendeciler kabuğunu kırmaya başladı. Bugün BMD üyelerinin 110 ülkede cadde veya AVM’lerde mağazaları var. Bu girişim gücünden kaynaklanıyor. Bu avantajı kullanarak bu sektörü de büyütmede Türk girişimcilerinin çok çok büyük katkısı var. Perakendeci müşterisine müteşekkirdir. Bizim asla AVM sektörüne karşı olma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Müşteri velinimetimiz, dükkanlarımız da bizim ekmek kapımız. Ama hakkaniyet denilen bir şey var. Sonuçta ortak değil, kiracıyız.

