Ana içeriğe atla

ggh

BMD BAŞKANI SİNAN ÖNCEL: YENİ NORMALİN KODLARI DİJİTALLEŞME İLE YENİDEN YAZILDI

06.09.2021 - 11:42

Türkiye’nin 423 markasını temsil ederek Türkiye’yi modaya yön veren ülke konumuna getirmek isteyen Birleşmiş Markalar Derneği, yürüttüğü çalışmalarıyla kamu otoritesi kabul ediliyor. Yeni normalde dijitalleşmenin ve e-ticaretin öne çıktığını vurgulayan BMD Başkanı Sinan Öncel e-ticaret kanalında yükseliş yaşansa da fiziksel mağazacılığın konumunu koruyacağını anlattı. Öncel, sektörün pandemi döneminde yaşanan sıkıntıları açılma gidermeye çalıştığını, bir kapanmayı daha kaldıramayacağını belirtti. BMD Başkanı Öncel’e göre çift doz aşı olmayanların 1 Eylül’den itibaren toplu alanlara girişlerine kısıtlama getirilmeli. 

Birleşmiş Markalar Derneği olarak nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz nasıl bir vizyonla ilerliyorsunuz?

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) 20 yıl önce hazır giyim başta olmak üzere perakende sektöründen firmaların katılımı ile kuruldu. Zaman içinde ayakkabı, iletişim, optik, mobilya, küçük mutfak ürünleri, kozmetik, aksesuar, ev tekstili ve dekorasyonu, çok katlı mağazacılık ve e-ticaret firmalarının katılımı ile üye sayımızı 167’ye çıkardık. Son katılımlarla birlikte Türkiye’nin önde gelen 423 markasını temsil ediyoruz. Üyelerimizin 45 bini yurt içinde, 20 bini de yurt dışında olmak üzere 65 bin civarında mağazası ve satış noktası bulunuyor. Mevcut üye profilimizle perakende sektörünün en güçlü sivil toplum kuruluşları arasında yer alıyoruz. 20 yıldır Türkiye’yi bölge ve dünya modasına yön veren ülke konumuna taşımak ve İstanbul’u markalar merkezi haline getirmek için çalışıyoruz. Markalarımızın gücünü ve perakende sektörünün etkinliğini arttırdığımız sürece ülkemizin marka ekonomisine dönüşümünün de sağlanacağına inanıyoruz. Markalaşma ve diğer sektörel konularla ilgili çalışmalarda hem kamu otoritesi hem de akademik çevreler tarafından muhatap olarak kabul ediliyoruz. 

Markalaşmanın Türk ekonomisindeki yerini bize anlatır mısınız?

Marka ekonomisi katma değerli ve tasarım odaklı üretim anlamına geliyor. Özellikle son 20 – 30 yılda ülkemizde çok başarılı örnekler çıkmış olmakla birlikte marka ekonomisinde henüz istediğimiz noktanın uzağındayız. Türkiye’nin kilogram başına ihracat birim fiyatı bir dolar civarında. Oysa örneğin markalı bir hazır giyim ürününde kilogram birim fiyatı 60 - 70 dolarlara kadar çıkıyor. Dolayısı ile ülkemizin refah düzeyini arttırabilmemiz için ucuz ürün yerine katma değeri üretime yönelmek zorundayız. Ülkemizin ortalama ihracat birim fiyatını iki dolara çıkarabilsek miktar olarak aynı ürünü satsak bile mevcut ihracat gelirimizin iki katını elde edebiliriz. Dolayısı ile ülkemizin ve insanlarımızın refahını arttırabilmek için markalı üretimimizi olabildiğince arttırmalıyız.

Perakende sektörü ve markalar için pandemi süreci hayli sıkıntılı geçti. Temmuz’da başlayan tam normalleşmeden sonra işler nasıl gidiyor, hasar onarılabildi mi?

Pandemide sektörün aldığı hasarı onarabilmemiz için uzun zamana, yani aylara değil yıllara ihtiyacımız var. Ancak 17 Mayıs’ta kısıtlamaların kaldırılmasıyla cirolarda başlayan toparlanmadan memnunuz.

BMD olarak her ay anketlerle üyelerimizin nabzını tutuyoruz. Temmuz ayındaki anketimize 336 markamız katıldı. Markalarımızın dörtte üçü, Temmuz’da cirolarını geçen yılın aynı ayına göre iki kat veya daha da fazla arttırdığını beyan etti. Yani aşılama ve tam açılma sektöre iyi geldi. Temmuz’daki canlılık yaraları sarmada önemli olmakla birlikte yeterli değil. Pandemi ile geçen 15 – 16 ayı değerlendirdiğimizde gıda dışı perakende ve özellikle giyim perakendesi ağır hasar gördü. Geçen yıl sektörün kredi borcu yüzde 35 arttı. Biz kaynak israfı yapmadan borçlarımızı ödemek istiyoruz. Bu nedenle canlılığın devam etmesi gerekiyor. Ne yazık ki vaka ve ölüm sayılarındaki artış bizi hem üzüyor hem de kapanma riski nedeniyle endişelendiriyor. Çünkü sektörün yeni bir kapanmayı kaldıracak gücü yok. Bu nedenle keyfi olarak aşı yaptırmak istemeyenler için zorlayıcı önlemlerin alınması gerekiyor. Çift doz aşının salgınla mücadeledeki olumlu etkisi bilimsel olarak ortaya kondu. Dördüncü dalgada hayatını kaybedenlerin neredeyse tamamının aşı yaptırmayanlar olduğunu biliyoruz. Bütün bu verilere rağmen hâlâ aşı yaptırmak istemeyenler olabilir, kendi tercihleridir. Ancak kimsenin toplum sağlığını ve başka birinin hayatını riske atmaya hakkı yok. Çift doz aşı olmayanların 1 Eylül’den itibaren toplu alanlara girişlerine kısıtlama getirilmeli. 

Pandemi sonrasında perakende sektöründe yaşanacak yeni normal için nasıl bir öngörünüz var?

Aşılamanın yaygınlaşmasına rağmen ülkemizde ve dünyada salgının dördüncü dalgasıyla karşı karşıyayız. BMD olarak biz öncelikle markalarımızın bu süreci en az hasarla atlatmaları için çalışıyoruz. Daha ne kadar devam edeceğini kestiremediğimiz süreci sağ salim atlatmak birinci önceliğimizi oluşturuyor.

Yeni normalin kodları belli. En başta da dijitalleşme ve e-ticaret geliyor. Dijitalleşme ve e-ticaret

pandemiden önce de aslında organize perakendenin gündemindeki en önemli başlıklardan ikisiydi. Salgın sürece olağanüstü bir hız kazandırdı. Markalarımız son iki yıldır ağırlıklı olarak e-ticaret potansiyellerini arttıracak projelere yatırım yapıyorlar. Yeni dönemde özellikle hızlı sevkiyat giderek önem kazanıyor ve fark yaratıyor. Büyük ölçekli bazı markalar kendi lojistik ağlarını kuruyorlar. Burada bir konunun altını çizmeliyim. E-ticaretin payı artsa da fiziki mağazacılık önemini kaybetmeyecek. Verimlilik temelinde sayıları azalsa bile mağazalar tüketicilerin alacakları ürünleri dokunup deneyebilecekleri alanlar olarak varlıklarını sürdürecekler.

Yeni dönemde kamu otoritesinden beklentileriniz neler?

Markalarımız yeni normale geçiş sürecinde kendi imkânları dahilinde olan işleri yapıyorlar. Ancak kamu otoritesinin de desteği gerekiyor. Örneğin bazı kontratlardaki tazminat yükümlülükleri nedeniyle markalarımız zarar eden mağazayı boşaltamıyor. Biz mevzuat değişikliği ile bu durumdaki mağazalar için tazminatsız boşaltma hakkı verilmesini istiyoruz. Talebimizle ilgili kurumlar nezdinde girişimlerimiz devam ediyor. Ayrıca AVM’lerde ortak alan giderleriyle ilgili sıkıntı da sürüyor. Markalarımız büyük bölümünde şeffaf ve makul olmayan, benzer AVM’lerde farklılık gösteren gider faturaları ile karşı karşıya kalıyorlar. Yıllardır devam eden bu sorunla ilgili geçen ay markalarımız arasında bir anket düzenledik. Ankete katılan 313 markamızın yüzde 95’i, AVM yönetimlerinden gelen genel gider faturalarındaki açıklamaların tatmin edici olmadığını belirtiyor. Yüzde 80’i  benzer AVM’de aynı metrekareli mağazalarda gider farklılıkları ile karşılaştıklarından şikayet ediyor. Biz genel giderlerde bir üst sınır olmasını ve tüm harcamaların düzenli bir şekilde hesabının verilmesini istiyoruz. Sayıları az olmakla birlikte genel gideri kiranın içinde hesaplayan ya da çok şeffaf bir şekilde detayları kiracılarıyla paylaşan AVM’ler mevcut. Biz bu iyi uygulamaların diğer AVM’lere de örnek olmasını diliyoruz. Daha da önemlisi uzun zamandır Ticaret Bakanlığı’nın gündeminde bulunan yeni genel gider yönetmeliğinin BMD’nin görüşleri doğrultusunda tamamlanarak bir an önce yürürlüğe gireceğini ümit ediyoruz. 

nb

Yukarı