Ana içeriğe atla

ggh

MALLREPORT

AYZER DÖKÜM İLE KALİTE, BOWLINGO VE PLAYPARK İLE MUTLULUK İHRAÇ EDİYORUZ

07.03.2019 - 10:50

AYZER DÖKÜM’ÜN YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI, BOWLINGO İLE PLAYPARK’IN DA KURUCUSU OLAN GENÇ İŞ ADAMI FATİH KEÇEBİR, ÜRÜNLERİNİN ÇOĞUNU DÜNYAYA İHRAÇ ETTİKLERİNİ BELİRTİYOR: “DÜNYANIN EN ÜNLÜ MARKALARI BAŞTA OLMAK ÜZERE DÜNYAYA OTOMOTİV PARÇALARI İHRAÇ EDİYORUZ. EĞLENCE SEKTÖRÜNDEKİ MARKALARIMIZLA DA 5 ÜLKENİN ÇOCUKLARINA MUTLULUK GÖTÜRÜYORUZ.” 

Özellikle otomotiv endüstrisine yönelik ürettiği parçalarla ülke ekonomisine ciddi katkılarda bulunan ve 40. yılını kutlamaya hazırlanan Ayzer Döküm’ün Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Keçebir, başarılı ve genç iş insanlarından biri. Aynı zamanda MÜSİAD Yönetim Kurulunda Sektör Kurulları Komisyonu Başkan Yardımcısı. Fatih Keçebir ile Ayzer Dökümü, ihracat çalışmalarını ve yatırımlarını konuştuk. 

İsterseniz Ayzer Döküm’ün hikâyesiyle başlayalım.
Ayzer Döküm’ün hikâyesi, babamın Kahramanmaraş Elbistan’da liseyi okuduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazanmasıyla başlıyor. Mezun olduktan sonra bir firmada makina mühendisi olarak çalışıyor. Daha sonra üniversiteden sıra arkadaşıyla İstanbul Küçükköy’de ufak bir atölye açıyorlar. Ben 1980 doğumluyum. Ayzer Döküm’ün kuruluşu 1979. Benden daha eski bir şirketin temsilcisiyim şu an. İnşallah önümüzdeki sene 40. yılımızı kutlayacağız. Dolayısıyla 40 yıllık bir şirket geleneğinin üzerine bina ediyoruz tüm ticari hayatımızı. Bunun da ayrı bir sorumluluğu oluyor haliyle. Benim için şirket yaşları çok önemli. Çalıştığımız firmalarda ben buna çok dikkat ediyorum. Yaklaşık 40 yıllık Ayzer Döküm olarak Hadımköy’deki 10 bin metrekarenin üzerindeki tesisimizde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Otomatik kalıplama hattımız var. Ağırlıklı olarak otomotiv sektörüne çalışıyoruz. Ürettiğimiz yüksek hassasiyetli parçalar dünyanın her yerine ihraç ediliyor. İhracatımızı ağırlıklı olarak Almanya ve İngiltere gibi Batı Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyoruz. 

Daha çok ne tür parçalar üretiyorsunuz?
Traktör ve otomobil grubunun hemen hemen tüm parçalarını üretiyoruz. Mesela, BMW 3 ve 5 dizel serisinin titreşimi emen parçalarını üretiyoruz. Ayrıca Mersedes G kasa araçların direksiyon kutularını, bununla birlikte savunma sanayimizin gözde projelerinden Katmerciler grubunun ürettiği Tomalar ve ek olarak Kirpilerde kullanılan hidrolik pompaların gövdeleri bizim fabrikamızdan çıkıyor.  Türk Traktör ve Hema Grubu’nun parçalarını üretiyoruz. İtalya’daki otomotiv markalarından Aston Martin in Motor kasnaklarını imal ediyoruz. Alarko’nun Su Grubu’na ait tüm döküm işlerini biz yapıyoruz. Kısacası, otomotivden makinaya, pompadan, vana ve su sayaçlarına kadar çok geniş bir yelpazede üretimimiz var.

Ürünlerinizin ne kadarı ihraç ediliyor?
Ürettiğimiz parçalar ya direkt ihraç edilir ya da müşterilerimiz tarafından ürün haline getirildikten sonra ihraç edilir. Ürettiklerimizin yüzde 95’i ihracata gider. 

BOWLINGO VE PLAYPARK İLE MUTLULUK İHRAÇ EDİYORUZ
Birçok firmanın ‘çok para var’ diyerek inşaata yöneldiği bir dönemde siz perakende sektörüne girdiniz. Bunun sebebi neydi?

Biraz önce dökümhane ilgili konuşurken de belirttiğim gibi biz çok farklı sektörlere üretim yapıyoruz ve sadece bir alana yönelik döküm işi yapmamaya dikkat ediyoruz. Otomotiv grubunda bir sıkıntı yaşandığında, pompa grubuyla devam edebiliyoruz. Ya da su grubunda bir sıkıntı yaşandığında makina grubundaki müşterilerimiz ağırlığı yüklenebiliyor. Kârı en yüksek sektöre yönelmek yerine bizim her zaman bir yelpazemiz oldu ve o yelpaze çerçevesinde tüm ürün gruplarına ve müşteri segmentlerine seslenmeye çalıştık. Dökümhanenin kendi içinde bile bunu yaptık. Sorunuza gelecek olursam… Evet, dediğiniz doğru. Türk sanayiinde belli bir büyüklüğe erişmiş grupların istisnasız hemen hemen hepsi inşaata yöneldi. Ama biz her şeyi bırakıp inşaata yönelmedik. Bizim de inşaat işlerimiz var ama ana sektörlerimizden biri değil. Biz dökümdeki ürün çeşitlemesinden sonra sektör çeşitlemesine de gitmeyi planladık. Sadece dikey olarak değil, yatay olarak da büyümek istedik. Perakende ve oyun alanları sektörü de bu fikir çerçevesinde doğdu. 

Eğlence sektörüne ne zaman girdiniz?
Bowlingo ve Playpark markalarımız şu an 8 yaşında. İlk olarak İzmit’te Ncity AVM’de bir yerle anlaştık. Önce bir deneyelim istedik. Peş peşe üç pilot şubemiz oldu bir yıl içinde. Bu üç şubenin gidişatını takip ettik. İkinci bir sektör olarak oluşturabileceğimiz kanaatine ulaşınca yatırım kararı aldık. Diğer şubelerimiz de peş peşe açılmaya başladı.

Şu an kaç ülkede ve şehirde faaliyet gösteriyorsunuz?
Şu an Türkiye dahil 5 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Diğer ülkeler Kazakistan, Ukrayna, Kıbrıs ve Kosova… Toplam 26 şubemiz var.

Hizmet ihraç etmek önemli bir başarı…
Biz buna mutluluk ihracı diyoruz. Ayzer Döküm olarak 39 yıldır ürünlerimizi ihraç ettiğimiz gibi, Bowlingo ve PlayPark markalarımızı da nasıl ihraç edebileceğimiz hep bilinçaltımızdaydı. İstihdamı ve ihracatı nasıl artırabiliriz? Tüm bunlar bize babadan gelen bir gelenek. Biz her seferinde ürünlerimizi tırlara doldurup yurt dışındaki mağazalarımızda satmıyoruz belki ama farklı kültürlerden, farklı coğrafyalarda ırkları, dilleri ve renkleri birbirinden çok farklı çocuklara mutluluk satıyoruz. Bu da ayrı bir mutluluk kaynağı bizim için. 

ŞEHİR VE ÜLKELER ARASINDAKİ EĞLENCE ANLAYIŞLARI ÇOK FARKLI
Biraz önce ‘Farklı kültürlerden çocuklara hizmet verebilmek kolay bir iş değil’ dediniz. Zorluklara örnek verebilir misiniz? 

Kazakistan’daki bir çocuğun ve ailenin eğlence anlayışıyla Balkanlar’daki çok farklı. Ukrayna’daki şubenizde çok farklı bir kampanya yapmanız gerekirken; Kıbrıs’taki şubenizde bambaşka bir müşteri alışkanlığı var. Sadece tarz değil, harcama alışkanlıkları bile birbirinden çok farklı. Mesela, Türkiye’de de uyguladığımız 100 liralık alışverişe 20 lira, 30 lira bonus gibi kampanyalar Kazakistan’da ilgi görmüyor. Silah ile oynanan bazı oyun makinalarımız var. Bazı bölgelerde çok sevilirken, bazı ülkelerde ters tepiyor. Mesela, Siirt şubemizi açarken bir oyun makinamız vardı. Bir tank simülatörüydü. İki kişi aynı anda bir tankın içine binip düşman birimlerini yok etmeye çalışıyor. Biz bu makinanın Siirt’te de ilgi çekebileceğini düşünürken, tam tersi oldu. “Biz zaten doğu şartlarında bu silahtan bıktık. Çocuklarımıza neden bunu oynatmaya çalışıyorsunuz?” dediler. Çok doğru ve çok hassas bir yaklaşım. Biz çeşitli şehirlerde ve ülkelerde bunun gibi alışkanlıklarla, olumsuz tepkilerle karşılaştığımızda hemen revize ederek optimum noktaya gelmeye çalışıyoruz.   

FRANCHISE HARİCİNDE YENİ BİR İŞ MODELİ DOĞURDUK
Bowlingo ve Playpark şubelerinizin tamamı AVM’lerde mi? Ayrıca, şubeleriniz kendinize mi ait, franchise mı?

Şubelerimizin tamamı AVM’lerde. Şubelerimizin hepsi de kendimize ait. Franchise vermiyoruz; ancak farklı bir modelimiz var. ‘İşinize ortak oluyoruz’ dedik. Arkadaşlardan başladı bu iş. 7 şubemizi bu şekilde ortaklaşa açtık. Bir yerde o şubenin başarılı olacağını düşünüyorsak, biz zaten sözleşmenin tüm kiralama, altyapı ve kurulum şartlarını üstleniyoruz. Bir sözleşme imzalanabilir noktaya geldikten sonra da eğer bir tanıdığımız, beraber iş yapabileceğimiz bir firma denk gelirse, ‘Tamamen franchise olarak verelim, bir seferlik bedel alalım ya da cirodan pay alalım’ şekliyle değil, ‘Biz de işin içinde olalım; hem işi öğretiriz hem de kâra ve zarara ortak oluruz’ diyoruz. Çünkü franchise’da tüm yük yatırımcının üzerinde. Ana firmanın yatırım riski neredeyse sıfır. Biz yatırım bedeli ve riski paylaşıp işi beraberce yapıyoruz. 7 şubemizi bu şekilde açtık. Franchise haricinde bir iş yapma modelini de doğurmuş olduk böylece. 

DÖKÜMDEN ALDIĞIM KEYFİ HİÇBİR ŞEYLE KIYASLAYAMAM
Farklı sektörlerde faaliyetleri olan bir iş insanı olarak sizi hangisi daha çok eğlendiriyor? Döküm mü, eğlence mi?

Eğlence sektörü, adı üstünde eğlenceli bir sektör. Çocuklarla haşır neşirsiniz. Ailelerle iç içesiniz. Çok keyifli, çok neşeli bir iş. Ancak ben döküme, bir tutku gözüyle bakıyorum. Şekilsiz bir demir cevherini, ocaklara girdikten, sıvı hale dönüştükten ve kalıplarda tüm süreçleri tamamladıktan sonra bir BMW’nin, bir traktörün üzerinde gördüğünüzde aldığınız keyfi, hiçbir şeyle kıyaslamak mümkün değil. Bu tutku, babadan geliyor. Babamız bizi daha ufacıkken dökümhaneye götürürdü. Döküm tozunun, kumunun içinde kirlenirdik biz. O tozu yutan o tozdan çıkmamalı diye düşünüyorum. Bunun keyfi ve neşesi apayrı.

nb

Yukarı