Ana içeriğe atla

ggh

22.11.2021 - 15:39

İhracata dayalı büyüme hipotezi, ihracatla büyüme arasındaki nedensel ilişkinin yönünün ihracattan büyümeye doğru olduğunu kabul etmektedir. Bu hipotezi doğrulayan makro bakış açısında birçok yayın okudum. Kısıtlı kaynaklar, sektörel deneyimlerimiz, çevrimiçi ticaretin yükselişi, gelişen ülkelere olan coğrafi yakınlığımız ve perakende sektöründeki güçlü markalarımız bağlamında bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Ekonomik büyümeyi etkileyen faktörler, hükümetlerin uygulayacakları büyüme politikalarının şekillenmesi açısından oldukça önemlidir. Birçok ülkede olduğu gibi imalat ve sanayi sektörü büyümenin itici gücü konumundadır. Bu durum ülkelerin sahip oldukları özelliklere göre değişkenlikler gösterebilmektedir.

Diğer yandan, Türkiye İhracatçılar Meclisi 2020 raporuna göre, Türkiye’de imalat sanayi üretiminde kullanılan ara malların büyük bir kısmını ithal edilmektedir. Diğer bir deyişle Türkiye’nin toplam ithalatı içinde en yüksek paya ara malı ithalatı sahiptir. Söz konusu ara mallar arasında doğalgaz ve petrol türevleri gibi enerjiye dayalı mallar da bulunmaktadır. Bu mallar Türkiye’nin zorunlu enerji ithalatını göstermektedir. İmalat sanayi ihracatının büyümeye olan katkısının ara malı ve enerji ithalatına bağlı olduğunu söylemek mümkündür. Bu nedenle sanayi sektörü ihracatını destekleyecek politikaların aynı zamanda yerli ara malı üretimini ve kullanımını teşvik edecek politikalar olması önemlidir.

Her ne kadar sanayi sektörü büyümeye diğer sektörlerden daha fazla katkı sağlasa da yukarıdaki bilgiye göre de ithalatı yükseltmektedir. Peki, perakende sektörünün bileşenleri açısından durum aynı mıdır? Değildir. Perakende sektörünün bileşenleri üretimlerini ağırlıklı olarak yerli üreticilerden temin ettikleri için kişisel görüşüme göre sanayi sektörünün büyümeye katkısından görece daha fazla katkı sağlamaktadır.

Türkiye, neredeyse eşsiz sayılabilecek coğrafi konum avantajı ile perakendeciler için büyük potansiyel taşımaya devam ediyor. Avrupa, Ortadoğu, Güney Asya, Türki Cumhuriyetler, Kuzey Afrika ve Kuzey Asya’ya ihracat açısından kapı komşusu sayılabilecek bir ülke. Bu yakın coğrafyada cesurca girişimde bulunan markalarımız ile uzun zamandır yurt dışında iş birlikleri yapıyoruz. Her ülkenin kendine özgü resmi ve piyasa koşulları olmasına rağmen yeni ülkelere mağaza açmak, mağaza sayısını artırmak noktasında büyük bir gayret var. Kıymetli markalarımızın ihracatlarını artırmalarının tek yolu elbette mağaza sayısını artırmak değil. Perakende ticaretin ana kollarından biri haline gelen e-ticaretin ihracatı artırma yönünde büyük katkısı olacağını biliyoruz. Bunun farkında olup yurtdışındaki e-ticaret siteleri ile iş birlikleri kuran markalarımız var. Ancak, bir süredir özellikle Ortadoğu’daki faaliyetlerimiz kapsamında yaptığımız incelemelerde ortalamaların üzerinde muazzam bir büyüme yaşayan Ortadoğu e-ticaret pazarında yeterince yokuz. Bunun sebeplerini de yerinde görüp tespit ettik. Diğer yandan, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerde Türk Markalarına olan mutlak güvenin bu coğrafyalardaki e-ticarete şüpheyle bakışı da ortadan kaldıracağı gerçeği de ortadadır.  Bu coğrafyalarda sadece markalarımız bağlamında değil, mikro üreticilerden, kooperatiflere kadar geniş bir yelpazede değerlendirme yapıp e-ticaret yoluyla da ihracatın geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Türk perakendecilerin marka değerlerinin yükseltilmesi ve uluslararası bir aktör olarak yurt dışına yayılması öncelikli amaç olmalıdır.  “Türk malı” yerine “Türk markası” üzerine odaklanılması gereken bu dönemde, sektörün yurt dışı yatırımlarının teşvik programlarından faydalanması sağlanmalıdır.

nb

Yukarı