Ana içeriğe atla

ggh

13.11.2019 - 16:27

Yıllardır çalışma yaşamının içinde olan bir iş insanı olarak kadın çalışanlara dair, değişen süreçler, istatistiki veri ve analizler üzerinden gelişmeleri yorumlamak isterim.
Endüstri Devrimi ile kadınlarında çalışma hayatına girmesi yönünde adımlar atıldığı fakat beceri ve eğitim yönünden zayıf kaldıkları için kariyer olanağının imkansızlığı göze çarpıyor.
Bundan 20 yıl önce ki birtakım tespitleri incelediğimizde de çalışan kadına kötü gözle bakılması konusunun halen gündemde olduğu,  bu durumun azalması yönünde iyi niyetli dileklerin olduğu akademik yazılar uzun süreler boyunca karşımıza çıkıyor. Genç yaşta işe başlama yaygın değil ve  aile içinde cinsiyet ayrımcılığı hakim, öte yandan eğitim durumu konusu da günümüzden çok uzakta. Çalışan kadın evlendikten sonra çalışma hakkında “eşim uygun görürse’’ şeklinde cevap veriyor yine aynı anket, çocuk sahibi olma sonrası çalışma yaşamında kalmaya hiç sıcak bakılmadığı yönünde sonuçları işaret ediyor.

EV EKONOMİSİ ÖNCELİĞİ
10 yıl geriye gittiğimizde ise; çalışan kadınlarımıza, eşit terfi imkanlarında ilerleme ve ekonomik koşullarında düzelme eğilimi görülüyor ve dahası ki önemli bir gelişme olarak, anket sonuçlarına göre çalışan kadının ev işlerinde, eşinden yardım alma konusunda daha ferahlatan sonuçlar var.
Kadınlar kişisel hak mücadelesi sebebiyle geçmiş yıllarda “kişisel ekonomik özgürlük” önceliğini daha önemserken artık günümüzde büyükşehirde metropol yaşamın kaçınılmazı olarak çalışma hayatı içinde yer almaları nedeniyle çalışma sebebine cevap olarak erkek çalışanlar gibi “ev ekonomisi önceliği” hatta mecburiyet şeklinde cevap veriyorlar. 

MOBBING UYGULAMA
Öte yandan çok çarpıcı olduğunu düşündüğüm bir sonuç analizi daha var günümüzde özellikle yönetici pozisyonunda çalışan kadına mobbing uygulama geçmişe göre çok daha yaygın. Güçlenen, saygınlık kazanan kadın çalışan, 20 yıl önce içine çekilmeye belki layık görülmediği erkek çalışan çatışmalarına dahil oluyor ve çağdaş ülke koşullarında çok yoğun tempo, uzun toplantılar, iş anlaşmaları gibi süreçlerde yerini alırken baskıya da maruz kalıyor ve tabii ki geçmiş yıllara göre daha fazla hak arıyor, kolayca yasal yollara başvuruyor.
Elbette geçen yıllar değişimin kendisi ve iyi yönde ilerleme kaydedildiği söylenebilir. Pozitif ayrımcılık global markaların hala önceliği… Kadın yönetici, çalışan sayısı dikkate alınan uluslararası firma sayısı azımsanmayacak kadar çok.  Bu durumu fırsata çevirecek yetkinlikte genç kızlarımız yetişiyor. İyi eğitimli, bilinçli, donanımlı kızlarımızın bilim, sanat, eğitim, spor gibi pek çok alanda var olması ve yükselip kendilerine, ülkelerine değer katmaları çok önemli.
Bu konu her çalışan kadının ve hatta çalışma hayatı içinde olmasa da kadın cinsiyetinin toplumdaki yerinin, ekonomiye katkısının bilincinde olmanın, hiç gündemden düşmemesini diliyorum.
Şahsi fikrim de yapılan çalışmalar, geliştirme ve iyileştirmelerin siyasi olarak da daha fazla desteklenmesi çok kıymetli.
Global eğrinin parçası olmak adına ülkemizde bu anlamda her gelişme belki maddi imkanlarla da desteklenip, kadın girişimci için yolların daha fazla ayrımcılık modeli ile açılmasının büyümesi için tüm iyi dileklerimle sözü bitirmek isterim... 

nb

Yukarı