Ana içeriğe atla

ggh

TÜRES TÜRK MUTFAĞINI DÜNYAYA TANITIYOR

14.11.2018 - 17:53

TÜRES GENEL BAŞKANI RAMAZAN BİNGÖL, “TÜRES’İN AMACI TÜRK MUTFAĞINI DÜNYAYA TANITMAK. MUTFAK KÜLTÜRÜMÜZDE UNUTULAN ŞEYLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAK VE O UNUTULMUŞ KÜLTÜRÜ TEKRAR YAŞATMAK.”

Öncelikle TÜRES’i (Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği) tanıyabilir miyiz? 
Türk mutfağını tanıtmak ve yaşatmak amacıyla 24 Eylül 2004’te Mutfak Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği adıyla kuruldu. 2006’da yapılan olağanüstü genel kurulda adı Tüm Restoranlar, Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği olarak değiştirildi. 13 yıl bu şekilde hizmet verdikten sonra son genel kurulumuzla ismi Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği olarak değişti. 330 üyesi bulunan ve bu üyelerin 10 bin noktaya ulaşan şubeleriyle Türkiye çapında çeşitli sektörlerden üyesi bulunan ama ağırlıklı olarak restoran tedarikçisi bulunan bir dernek.
 
TÜRES’in amacı nedir? Neler yapıyorsunuz?

TÜRES’in amacı Türk mutfağını dünyaya tanıtmak. Mutfak kültürümüzde unutulan şeyleri gün yüzüne çıkarmak ve o unutulmuş kültürü tekrar yaşatmak. Onun dışında sektörün sorunlarıyla ilgileniyoruz. Daha önce TÜRES’in KDV sorunu ile ilgili yoğun bir çalışması oldu. KDV’lerin yüzde 18’den yüzde 8’e düşürülmesinde TÜRES’in ciddi bir emeği var. En son yemek kartlarıyla ilgili mücadelemizi kamuoyunda herkes takip etti. Gerek yemek kartı şirketleriyle gerek devletler nezdinde ilgili bakanlıklarla ve kurumlarla temas halinde olduk. Bu sorunun kolay çözülemeyeceğini bildiğimiz için boykot kararı almıştık. Boykot kararımızı o dönemin ticaret bakanı Bülent Tüfenkçi’nin talebi üzerine iptal ettik ve bu sorunun bakanlık tarafından çözüleceği taahhüdünü bakanın bizzat kendisinden aldık. Sorun çözüldü ve şu an komisyonlar yüzde 6’ya düştü, ek ücretler kaldırıldı. Bu da bizim sektöre çok büyük bir katkımızdır. Çünkü yüzde 12’lere varan komisyonlar uygulanıyordu.
 
Dernek olarak sosyal sorumluluk projeleriniz oluyor mu?
Sosyal sorumluluk projelerinde ağırlıklı olarak yer alıyoruz. Kızılay’a Türkiye’de ilk yeme-içme tırını biz yaptık. Bu tır, içinde mutfağı olan, olası bir afet durumunda anında afet bölgesine gidip hem yemek yapılabilen hem de dağıtım yapılabilen bir mutfak. Bunun dışında Reina’da bir dönem bir katliam yaşandı. O dönem insanlar sokağa çıkma konusunda bir endişe yaşadılar. Bu da ticareti olumsuz etkileyecek bir şeydi. Bundan dolayı “Hayatına Sahip Çık” adında bir proje yaptık. TURYİD, BMD,  KMD, TÜRES ve birkaç ünlü isimle birlikte bu projeyi gerçekleştirdik. Türkiye’de yapılan gençlik festivalleri özellikle İstanbul’da yapılan İGF (İstanbul Gençlik Festivali), Etnospor Kültür Festivali gibi organizasyonların food court’larını, Yenikapı ve Maltepe’deki ramazan etkinlik alanlarını biz kuruyoruz. Üyelerimiz ile birlikte bu organizasyonlarda hizmet veriyoruz. Bunun dışında Medeniyet Üniversitesi’nin Gastronomi Bölümü’nü kendi sponsorluğumuzla açtık. Bir devlet üniversitesine böyle bir katkımız oldu. Üsküdar İSMEK Mutfak Sanatları Okulu yine bizim sponsorluğumuzda açıldı. Dönem dönem ünlü şefleri tecrübe paylaşımı ve doğrudan eğitim olarak okullara gönderiyoruz. Moritanya Devleti bu sene 31. Afrika Birliği zirvesine ev sahipliği yaptı. Bu zirvede hizmet verecek personelin eksikliğinden kaynaklı bir eğitime ihtiyaçları vardı. TİKA’dan böyle bir hizmet alabilir miyiz diye Türkiye’den talepleri olmuş. TİKA’da bu işi TÜRES’in yapabileceğini düşünüp bizimle irtibata geçti. Biz buradan oraya 20 eğitmen götürdük. Mutfak, kat hizmetleri ve servis olmak üzere 3 branşta 500 kişiye 2 ay boyunca eğitim verdik.  Aynı zamanda Afrika Birliği zirvesine götürdüğümüz bu ekiple de bir hizmet sunduk. Afrika Devlet başkanlarına bu ekiple birlikte 3 gün boyunca tamamı Türk mutfağından oluşan bir menü hazırladık.
  
Ülkemiz gastronomi alanında nasıl bir potansiyele sahip?

Ülkemizde gastronomi anlamında ciddi bir potansiyel var. Ama sektörün en büyük problemi; sektöre girenlerin yüzde 60-70’inin işi bilmedikleri ve işlerini doğru yapmadıkları için batması. Ehli olmayan kişi bu işte başarılı olamaz. İşverenlik ayrı bir şeydir, restoran işletmeciliği ayrı bir şeydir. İşveren işçi ilişkileri ve restoran işletmeciliği diye 2 ayrı kitabım bulunuyor. Orada da bu konulara detaylı olarak yer verdim.  
Bir elmasımız var elimizde ama işlenememiş, doğru tanıtılamamış. Artık yavaş yavaş tanıtıyoruz ve organizasyonlar yapıyoruz. Dünyaca ünlü şefler getiriyoruz. Şu anda Antep’te çok değerli çalışmalar yapılıyor. Antep bir gastronomi şehri haline geldi. Bunu Antep başardıysa Türkiye’nin diğer illeri de yapabilir. 81 vilayetin ayrı ayrı bir sürü lezzeti, kültürü ve değeri var. Böyle zengin bir coğrafyada her il bunu doğru işlerse gastronomimiz de çok doğru bir yere gelebilir. Dünya markaları üretebiliriz.
 
Mutfak kültürüne yönelik araştırmalarınız var mı? Üyelere özel toplantı ve workshoplar düzenliyor musunuz? 
Danışmanlarımızdan Ömür Akkor, mutfak kültürüne dair çok ciddi çalışmalar yapıyor. Yapacağımız tüm kültürel faaliyetleri de onun danışmanlığında yürütüyoruz. Şu an mevcutta bir mutfak müzesi projemiz var. Bu mutfak müzesi projesini hayata geçirmek üzere görüşme halindeyiz. Bu tarz mutfak kültürünü tanıtan Uluslararası Lezzet İstanbul Festivali yaptık. Yenikapı’da 60 markayı bir araya getirdik. Bu etkinliğin amacı da zaten Türk mutfağını tanıtmaktı. 12 farklı ülkeden yabancı şefler getirdik, o şeflere burada Türk yemekleri yaptırdık. Amaç, ülkesine döndüğünde menüsüne dahil edebileceği bir Türk yemeği öğretmekti. Türk yemek ve tatlılarının reçetelerini verdik. İstanbul’da misafir ettik, gezdirdik, workshoplar yaptık ve ülkelerine gönderdik.
 
Yaptığınız çalışmalarda destek aldığınız kuruluşlar oluyor mu? 
Tabii ki. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, TİKA, Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kültür Bakanlığı bunların hepsiyle çalışmalar yürütüyoruz. Kültür Bakanlığı’nın 25 kişilik bir gastronomi şurası var. Ben de bu şurada yer alıyorum. Bu şura Türkiye’de gastronomi turizminin rotasını belirleyecek. 

TÜRES olarak enflasyonla mücadele kapsamında üyelerinizle birlikte nasıl bir işbirliği içerisine girdiniz? 
Enflasyonla mücadele kapsamında bakanlığın yapmış olduğu çağrı üzerine biz de üyelerimize bu anlamda bir çağrı yaptık. Destek vermek isteyen üyelerimize bunu duyuracağımızı belirttik. Üyelerimizden gelen dönüşlerle 110 markayla gazetelerde ilan verdik ve 4 bin noktada uyguladık. “Çorbada Bizim de Tuzumuz” olsun mottosuyla enflasyonla mücadeleye yüzde 10 indirimle destek vereceğimizi kamuoyuna beyan etmiş olduk. Tabii bu yüzde 10 indirim kimi işletmelerde seçili ürünlerde kimi işletmelerde tüm ürünlerde olacak şekilde uygulamaya konuldu. Bunun için bir görsel hazırladık. Bütün destek veren üyeler bu görseli işletmelerinde vitrinlerine asıp bu indirimi beyan ediyorlar. Bu şekilde kampanyamız devam ediyor. 

nb

Yukarı