Ana içeriğe atla

playpark

 

MALLREPORT

Sektörün büyümesi Türkiye’nin büyümesi demek

07.03.2018 - 14:13

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek, perakende sektörünü değerlendirirken aynı zamanda sektörün geleceği hakkında öngörülerde bulundu.

Perakende sektörü bugüne kadar yükselişini her daim yukarıya taşıyan sektörlerden biri olup her yıl Türkiye ekonomisinin yıllık yaklaşık 2,5 katı oranındaki büyümesini sağlam dinamiklerle sürdürüyor. Peki, siz bunun için nasıl çalışmalar yaptınız?

TPF olarak geliştirdiğimiz stratejilerin hepsi insan odaklı. Rekabet çıtasının hayli yüksek olduğu sektörümüzde yarışta ön plana çıkmak, ülkemize daha fazla kazandırmak ve en iyi hizmeti sunmak için Türkiye genelindeki müşterilerimizi tek tek dinliyoruz. Çünkü İzmir’deki müşterimizin isteği ile Gaziantep’teki müşterilerimizin istekleri aynı değil. Bölgesel isteklere yanıt veremezseniz, yerel üreticiyi kucaklayamazsınız. Üreticilerle iş birliği yapamazsanız, tüketicilerinizin isteklerini de karşılayamazsınız. Müşteri isteklerimizin yanı sıra üyelerimizin bölgedeki yer seçimi, insan kaynağı kullanımı, ürün portföyü ve format konularında harcadığımız mesailere ek olarak tüm tedarikçilerimiz ile sık sık görüşüyoruz. Eğitim ise en önemli gündem maddemiz... 3 yıl önce perakende sektörü için eğitim seferberliği başlattık. Kasiyerimizden reyonerimize, şarküteriden mağaza müdürümüz ve İK yöneticilerimize kadar farklı konu başlıkları altında yıllık olarak kurguladığımız eğitimlerimizi Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştiriyoruz. Eğitimcilerimize ile birlikte sektörün duayen isimleriyle çalışanlarımıza 2 günlük eğitimler veriyoruz. Ayrıca sektör adına gördüğümüz eksiklikleri TPF vasıtası ile yerel yönetim ve ilgili bakanlıklarla paylaşıyoruz. 
Sektörün bayramı olarak nitelendirdiğimiz ‘Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB)’ etkinliğimizin yanı sıra her yıl farklı bir bölge ve şehirde ‘Perakende Zirvesi’ düzenliyoruz. Amacımız sektörümüzün bugününü ve yarınını şekillendirmek. Belirttiğiniz üzere Türkiye’de istihdama önemli oranda katkı sağlayan, krizlerde ekonominin hareketlenmesine en büyük katkılardan birini sağlayan perakende sektöründeki gelişmelere, sorunlara ışık tutmak için üretici, tedarikçi, perakendeci ile STK temsilcilerini buluşturuyoruz.

Ülkemizde dönem dönem yaşanan dalgalanmalar (ekonomik ve siyasi olaylar, terör olayları, döviz kurlarındaki yükseliş…) perakende sektörünü nasıl etkiliyor?

Son 2 yıldır Avrupa, komşu ülkeler ve ülkemizdeki gelişmeler doğrultusunda unutamayacağımız 2 yılı geride bıraktık. Hatırlayacağınız üzere son 5 yıldır çift haneli büyüme gerçekleştiriyoruz. Yerel zincirler olarak her ne kadar rekabet koşulları giderek sertleşse de çift haneli büyüme hedefi ile yeni yıla başlıyoruz. Yayımlanan rakamlarını incelediğimizde, sektörümüzün büyüme rakamları, Türkiye’nin büyüme rakamları ile hemen hemen aynı orantıda. 
Gıda perakendesinde sektörümüzün geneline baktığımızda işletme maliyetlerinde düşüş yaşanmadığı gibi, karlılıklarda da düşüş hızla devam ediyor. Bunun nedeni ise malum... Sektörümüzde yaşanan aşırı rekabet. Market sayılarındaki artış, pastayı küçülttüğü gibi, rekabet de artık karlılık odaklı değil. Her yıl, bir önceki yılın cirosuna ulaşılmakta güçlük çekilmesi işletme sahiplerini zorluyor. Hacmin küçülmesi, işletme sahiplerinin planlarında değişikliğe neden oluyor.

2017’yi değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz? Acısıyla tatlısıyla neler yaşandı?

2017 yılının ilk 6 ayında gerçekleşen büyüme sektör için olumluydu. Ancak yaz sezonuna ek olarak, uzun Ramazan ve Kurban Bayramı tatilleri yılın ikinci yarısında satışları düşürdü. Başka bir deyişle alışverişte paha değeri olan ürünler satamadık. Ağustos ayında ise gıdaya yapılan kısmi zamlarla sektör rakamlarında düzelme yaşandı.
Bizim büyümemiz, Türkiye’nin büyümesi demek... Tüketici harcamalarının devam ettiği, ekonomiye olan güvenin sürdüğü bir ortam demek. Tüm bunların yanı sıra bizlerin istihdama ve ülke ekonomisine katkımızın artması demek. Bu yaklaşımımız sayesinde toplam market grupları içerisinde istihdam payını yüzde 40’a, satış payını yüzde 35,3’e, toplam gıdadaki satış payını ise yüzde 9,8’e çıkaran TPF üyeleri, 30 milyar TL’yi aşkın ciroya ulaştı.

Perakende sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Markaların sürdürülebilirliği neye bağlı? Sizce bu konuda neler yapılması gerekiyor?
Sektör büyük bir değişim içinde. Türkiye genelinde var olduğumuz tüm illerde, her gün on binlerce müşterimize dokunuyor, onlarla sohbet ediyoruz, taleplerini dinliyoruz. En büyük değişim alışveriş alışkanlıklarında. Yani market sepetleri artık bölündü. Müşteri sepetini birden fazla marketten doldurabiliyor. Kaliteli ürünün uygun fiyata talep edilmesi birinci öncelik. Öte yandan hız ve kaliteli hizmet beklentisi de hayli yüksek. Diğer satış arası mesajlara göz attığımızda müşterilerimiz marketlerimizde daha çok çeşit istiyor. Yerli üretim; daha da ötesi yerel tatları denemek istiyor. Fiyata duyarlılık arttı. Ekonomik paketlerle alışveriş yapmak istiyor. En önemli mesajları ise “Bana sadece ürün satışı yapma. Bana değer yarat” diyorlar. Bu taleplere göz attığımızda yerel üreticimizden dağıtıcımıza kadar sinerjimizi artırmak için 3 yıldır var gücümüz ile çalışıyoruz. 
2018 yılı için öngörüleriniz nelerdir peki? Sosyo-ekonomik anlamda 2018’de bizi neler bekliyor olabilir?
2018 için ‘temkinli’ seyrin, ‘verimliliğe’ dönüşeceğini düşünüyoruz. Sayısal büyüme yani “Şu kadar marketimiz var” , değişen tüketici davranışları ve alışveriş trendleri doğrultusunda hızlıca hayatımızdan çıkacak. Ekonomik gelişmeler, yaşanan dönüşüm, e-ticaret sektörünün güçlenmesi karşısında yeni adımların atılması gerekiyor. Bu yıl marketlerinde verimliliğe odaklananlar, karını yönetebilecek. Bu sadece ülkemiz için değil, tüm dünyada böyle. Rekabetin yönü değişiyor. Yurt dışında yeni mağaza açılışları durdu. Şimdi var olan mağazaların değişimi için milyarlarca Euro’luk yatırım gerçekleştiriliyor. Yeni düzenlemelerde müşteri odaklı yaklaşım, etnik ve yerel yönler ön plana çıkıyor. 
Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de çekirdek ailedeki birey sayısı azalıyor. Köy ve kasabalardan şehirlere göç hızla sürüyor. Bu gelişim ve değişime odaklanarak hazırlanmaya başlayanlar önümüzdeki dönemde karını artıracak. Buradaki kastım, yöresel ürünler için marketlerinde özel raf açanlar, yöresel lezzetler için farklı formatlar oluşturup belki büyük mağazaları içerisinde restoran açanlar ön plana çıkacak.
Yerel zincirler olarak her platformda dile getirdiğimiz bir hedefimiz var. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 70 milyar TL ciro hedefine ulaşmak. Bu hedefe ancak perakendenin matematiğini doğru kullanarak, çalışanlarımızı eğiterek, üreticiden tedarikçiye tüm paydaşlarımız ile el ele, tek yürek çalışarak ulaşabiliriz. 2017’yi yüzde 12 büyüme ile kapatan yerel zincirlerin 2018 yılı hedefi ise yüzde 15 büyümek.

playpark

Yukarı