Ana içeriğe atla

S

 

MALLREPORT

Rekabetçi olabilmek için verimliliği sürekli ölçmek gerekir

10.03.2017 - 15:28

“Her sektörde olduğu gibi bizim faaliyet gösterdiğimiz spor giyim sektörü de yoğun rekabet yaşanan alanlardan biri” diyen NeoTrend Genel Müdürü Tuğçe Akbulut, “Biz öncelikle marka yatırımımızı yaparken benzersiz ve lider markalar seçerek rekabette bir avantaj yarattık” dedi. 

Yatırım anlamında neler yapıyorsunuz ya da yapmayı planlıyorsunuz? 
Biz yatırımlarımızı;  markalar, mağazalaşma ve yeni lokasyon geliştirme, pazarlama ve insan kaynakları olarak dört ana bölümde değerlendiriyoruz. 
2015 yılının sonunda Freddy markasının tekstil ürünleri ve Anta’nın ayakkabılarıyla tek bir mağaza konsepti geliştirip, tüketicinin gözünde Freddy-Anta algısını yaratmak için yola çıktık. Neo Trend çatısı altında bu iki markayla ilerlemeyi planlıyoruz. Bu iki marka için, 2016 yılının sonuna kadar 15 milyon dolar yatırım gerçekleştirdik. Bu miktar artacak... 
1994 yılında kurulan Anta, 2007 yılında Hong Kong borsası üzerinden halka açılmış bir şirket. Anta, spor kategorisinde dünyanın en büyük dördüncü markası. Her sezon, 2 binden fazla yeni ayakkabı tasarımı çıkarıyor, tekstil ürünlerinde 3 bin, aksesuar ürünlerindeyse bin 500 tasarımı kendi bünyelerinde tasarlayıp üretiyorlar. NBA Ligi’nin resmi sponsoru olan marka, Klay Thompson, Kevin Garnett, Rajon Rondo gibi yıldız basketbol oyuncularının sponsoru. Ayrıca dünyanın en büyük 2 bilim laboratuvarından birine sahip. 
1976’da İtalya’da kurulan Freddy markası ise, İtalya başta olmak üzere modaya öncülük eden, birçok ülkede başarı grafiği yüksek bir marka. Güçlü bir tasarım ekibiyle yaratılan aktif spor giyim markası Freddy’nin; Kate Beckinsale, Eva Longoria, Britney Spears, Katie Price, Hillary Duff, Abby Clancy, Lea Michele, Hayden Panettiere gibi birçok ünlü müşterisi bulunuyor.
Marka yatırımlarımızın ardından mağazalaşma sürecimiz başladı. Şu an mağaza olarak 9 noktada, corner/bayi olarak 62 noktada bulunuyoruz. Şubat ayında Susurluk’ta ve Adana Real’de iki mağaza açılışımız daha olacak. Devamında da uygun projelerde yer almaya devam edeceğiz.

Mevcut çalışmalarınızın ve faaliyetlerinizin verimliliğini nasıl arttırıyorsunuz? Verimli yatırım planları için nelere dikkat etmeli?
Her sektörde olduğu gibi bizim faaliyet gösterdiğimiz spor giyim sektörü de yoğun rekabet yaşanan alanlardan biri. Biz öncelikle marka yatırımımızı yaparken benzersiz ve lider markalar seçerek rekabette bir avantaj yarattık. Ancak rekabetin yoğun olduğu ortamlarda rekabetçi olabilmeniz için verimliliği sürekli ölçmeniz ve artırmanız gerekiyor. Bu da iş süreçlerinizi iyi planlamanız ve yönetmenizden geçiyor. Geçmişteki Hummel markasından gelen perakende tecrübemiz bize bu planlama ve yönetme becerisini kazandırdı.
Diğer önemli bir etken de; perakende sektöründe istihdam çok hassas bir konu... Bizim için müşteri memnuniyetinden bile daha önce çalışan memnuniyeti gelir. Çünkü, ancak çalışanların tatmini ve bağlılıklarıyla mutlu müşteriler yaratmak ve müşteri sadakati oluşturmak mümkün olabiliyor.

Yeni mağaza açmak kadar mevcut mağazalarda verimliliği sağlamak da önemli bir yatırım… Bu noktada sizin tercihiniz daha çok hangisine yönelik oluyor, bu tercih hangi şartlara göre değişkenlik gösteriyor? 
Mevcut mağazalarınızda aksayan bir iş süreciniz varsa yeni mağazalara bu aksaklıkları taşıyarak büyüyemezsiniz. Ancak biz en baştan sistemimizi iyi bir şekilde planlayarak yola çıktık. Bu nedenle, büyüme sürecimizde ‘mevcut mağazalarımızda verimliliği artıralım odan sonra yeni yatırımlara bakalım’ gibi bir yaklaşımımız yok. Mağazalaşma sürecinde piyasa koşulları ve ekonomik ortam da önemli bir etken. Türkiye’de 2016 başından beri gerçekleşen patlamalar, perakende sektörünü olumsuz yönde etkiledi. Bu süreç bizi de yavaşlattı. 
Yurt dışına yönelik gerçekleştirilen yatırımların temel sebepleri neler? Yurt dışına açılan markaların ne gibi avantajları oluyor? 
Freddy ve Anta markalarıyla gerçekleştirdiğimiz perakende yatırımımız dışında, üretici firma olmamız önemli bir avantajımız. 35 yılı aşkın geçmişimizde bu yönümüz bize yurt dışındaki pazarları tanıma olanağı sundu. Bu gün üretici firma kimliğimizle, ağırlıklı olarak Avrupa markaları için üretim yapıyoruz. Kaliteli ürün talebi, ticaret mantıklarının oturmuş olması, ödeme yapıları düzgün olması gibi nedenlerle Avrupa bizim için en uygun alıcı. Yeni Dünya’da (Rusya, Afrika, Ortadoğu vb.) bizim sunduğumuz hizmeti alabilecek yapıda gelişen pazar henüz yok. 
Yurt dışına marka yaratma vizyonunun temelinde gelişim ve iş tatmini yer alıyor. Yurt dışına açılacak markaların, tüm iş süreçlerini ve rekabet stratejilerini, dünya pazarlarına uygun olarak şekillendirmeleri gerekiyor. Yurt dışı pazarlarda başarı sağlamış olmanın sanırım en büyük kazanımı marka değerini önemli ölçüde artırmış olmak. 

Son olarak, yurt dışındaki AVM’lerin Türkiye’deki AVM’lere kıyasla ne gibi avantajları olduğunu düşünüyorsunuz? Neden?
Özellikle gelişmiş ülkelerdeki AVM’lerin Türkiye’deki AVM’lere kıyasla, kiraların ve işçilik maliyetlerinin yüksek olması gibi dezavantajları olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle başta İngiltere, İtalya, Danimarka olmak üzere Avrupa’daki birçok ülkede mono-brand mağazalar yerine daha fazla multi-brand mağazaların açıldığını görüyoruz.

n

Yukarı