Ana içeriğe atla

S

 

MALLREPORT

“KUMAŞTAN HAYALLER” PROJESİ İLE HAYALLER GERÇEK OLUYOR

09.03.2020 - 13:53

DeFacto CFO'su Önder Şenol: “DeFacto olarak başta çevre olmak üzere sağlık ve eğitim alanında ticari amaçlardan arındırılmış bir şekilde toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik projelere büyük önem veriyoruz.”

DeFacto’nun sosyal sorumluluk projelerinden biri olan “Kumaştan Hayaller” hakkında bizlere detaylı bilgi verebilir misiniz? 
DeFacto olarak başta çevre olmak üzere sağlık ve eğitim alanında ticari amaçlardan arındırılmış bir şekilde toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik projelere büyük önem veriyoruz. Kanserli Çocuklara Umut Derneği iş birliğiyle başlattığımız ve paydaş katılımı modeliyle kurguladığımız Kumaştan Hayaller projemizi başarıyla sürdürüyoruz. Proje kapsamında, DeFacto fabrikalarından elde edilen üretim fazlası kumaş ve aksesuarları, protokol imzaladığımız Valilik, Kaymakamlık, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığıyla meslek liselerine gönderiyoruz. Meslek liselerindeki kız öğrenciler, hayal güçlerini kullanarak bu kumaşlardan ürünler tasarlıyor ve üretiyorlar. Daha sonra bu ürünler mağazalarımızda müşterilerimizin satışına sunuluyor ve elde edilen gelir Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) projelerini desteklemek üzere kullanılıyor. Projeye destek veren meslek liselerindeki kız öğrencilerimiz, kendilerine sağladığımız kumaş ve aksesuarlar sayesinde sektörün ihtiyaç duyduğu temel yeterliliklere sahip olma imkanına kavuşuyor. Böylece mesleklerinin gerektirdiği genel ve özel bilgi birikimlerine sahip, sorumlu, nitelikli iş gücüne dönüşüyorlar. Dolayısıyla Kumaştan Hayaller projesi sürdürülebilir yapısı itibariyle geri dönüşüm, eğitim, mutluluk ve umut alanında eş zamanlı olarak bir farkındalık sağlıyor.  
Bu projenin çıkış noktası ne oldu?  
Türkiye’de yaklaşık 3 bin 500 çocuk kanser hastası var. Bu oran yetişkinlerdeki oranın yüzde 1’i kadar olsa da yarattığı etkiyi hesaba katınca toplumun önemli bir kesiminin en önemli mücadelesi olarak karşımızda duruyor. Bu amaçla mücadele eden çok sayıda sivil toplum kuruluşu var ve her biri çok önemli emeklerinin desteklenmesi için sürekli çağrıda bulunuyorlar. Bunların arasında yer alan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), 2000 yılından beri kutsal bir amaç uğruna çalışıyor. Kumaştan Hayaller projemiz ile maddi sorunlar nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlıyoruz. Ayrıca projeye destek veren okullardaki kız öğrencilerimiz kendilerine sağlanan kumaş ve aksesuar gibi ürünler sayesinde sektörün ihtiyaç duyduğu temel yeterliliklere sahip olma imkanına kavuşuyor. Aynı proje kapsamında kullanılmayan veya üretim fazlası kalan kumaş ve aksesuarın geri dönüşümü sağlanıyor. Böylece, sağlık, eğitim ve çevre gibi üç alanda eş zamanlı olarak farkındalık yaratıyoruz.
Proje kapsamında kimlerle iş birliği içerisindesiniz?
Kumaştan Hayaller projesi için Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), ve protokol imzaladığımız Valilik, Kaymakamlık, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve meslek liseleriyle işbirliği yapıyoruz.  
Projeyle ilgili geri dönüşler nasıl?  
Bir ülkenin sürdürülebilir olarak kalkınmasının yolu da cinsiyet eşitliği, kız çocuklarının konumunun güçlenmesinden geçiyor. Bu amaçla projemizi Türkiye sınırlarının dışına çıkararak uluslararası platformlarda anlamaya gayret ettik. Son bir yılda Birleşmiş Milletler ev sahipliğinde düzenlenen Sürdürülebilir Kalkınma ve Kadın Girişimcileri Güçlendirme panelinde projemizi tüm detaylarıyla anlattık. Yine Avusturalya’da düzenlenen Dünya Kadınlar Ekonomik Forumu’nda (Women Economic Forum / WEF) Kumaştan Hayaller projemizden beş farklı oturumda bahsettik. Kız çocuklarımızın ürettiği çantaları katılımcılara dağıttık ve çok büyük ilgi gördü. Ayrıca bu forumda ‘Kadının Güçlendirilmesi’ne olan katkımızla da ödüllendirilmenin mutluluğunu yaşadık. Bunlara ek olarak Brüksel’de gerçekleştirilen Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik Zirvesi’nde (Corporate Social Responsibility and Sustainability Summit) projemiz iş dünyasına ilham veren örnek projeler arasında yer aldı. Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Filantropi (Hayırseverlik) ile İlişkisi” adlı panelde, Kumaştan Hayaller ve Mutlu Kadın Hareketi projelerinin çıktılarını paylaştık. Bu çalışmalarımıza ek olarak en son 6-8 Şubat 2020 tarihleri arasında Slovenya’nın başkenti Lübliyana’da yapılan Dünya Kadınlar Ekonomik Forumu’na konuşmacı olarak katıldık, şirketimizin yürüttüğü sosyal sorumluluk ve kadın odaklı projelerimizi anlattık. Katıldığımız bu etkinliklerde yoğun ilgi gördük. Olumlu geri bildirimler aldık. 
“Mutlu Kadın Hareketi” nasıl bir proje?
Hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle bir yandan içinde yaşadığımız topluma dokunurken, diğer yandan özellikle kadın çalışanlarımızın mutluluk ve gelişimine sürekli yatırım yapıyoruz. Evden çalışma olanakları, mutluluk odaları, spor merkezi ve Mutlu Kadın Hareketi gibi projelerimiz sayesinde çalışan mutluluğu yaratacak bir ortam oluşturduk. Ayrıca DeFacto Akademi ile çalışanlarımızın mesleki gelişimlerini sürekli olarak destekliyoruz. Çalışanlarımızın kişisel performanslarına, verimlilik ve yaratıcılıklarına katkı sunuyoruz. Kurumsal değerleri benimseyen ve sosyal sorumluluk bilinciyle çalışmalar yürüten, ekip bilinci ve teknik bilgisi yüksek birer birey olmalarına katkı sunuyoruz. Değişim Yönetimi, Sürdürülebilir Büyüme ve Sosyal Fayda değerlerini iş yapış biçimimizin merkezinde yer alıyor. Bu anlamda üzerimize düşeni yapmak için 2011’de DeFacto Mutluluk Direktörlüğü’nü kurduk. Ardından 2015 yılında kadın çalışanlarımıza pozitif ayrımcılığın ötesinde uygulamalar sunan ve ekstra imkanlar tanıyan ‘Mutlu Kadın Hareketi’ni başlattık. Aynı yıl iş dünyasında kadınları desteklemeye devam edeceğimizi taahhüt ettiğimiz Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri'ni (WEPs) imzaladık. Bugüne kadar Türkiye’de ilk olan birçok uygulamayı hayata geçirdik. Mutlu Kadın Hareketi, sektörümüze öncülük ettiğimiz ilk çalışmalarımızdan biri. Bununla birlikte, eşit iş ve eşit ücret politikasını, tüm sektörlerin ve sektör oyuncularının öncelik vermesi gereken temel koşul olarak görüyoruz. Bugün çalışanlarımızın yüzde 53'ünü kadınlar oluşuyor. Kadın çalışanlarımızın oranının bu denli yüksek oluşu, refahlarını ve şirketimize bağlılıklarını sağlamada başarılı bir yolda ilerlediğimizi gösteriyor. 
Çalışanlarınızın mesleki gelişimlerine katkı sağladığınız DeFacto Akademi’nin çalışmalarından da bahseder misiniz? 
Şirketimiz açısından 2019 yılının en önemli gündemlerinden biri Yetenek Yönetimi ve yedeklemeydi. Bu konuda, şirket genelinde Yetenek Zinciri (Talent Chain) adını verdiğimiz bir proje yürüttük. Şirketteki tüm C Level yöneticilerimiz ve direktörlerimizle şirket stratejilerimize bizi taşıyacak organizasyon planlarımızı, ihtiyaçlarımızı, insan kaynağımızın bugününü ve yarınını konuştuk; yedekleme planlarımızı hep birlikte gözden geçirdik. Bu projenin çıktıları ile DeFacto Academy tarafında gelişim programlarını yeniden tasarlanmasına odaklanacağız. Ortak bir yönetim kültürü oluşturmak ve yönetsel yetkinliklerimizi geliştirmek amacıyla seviyelendirilmiş Liderlik Gelişim Programları öncelikli konularımız arasında olacak. Şirketimizin stratejik odak alanları doğrultusunda organizasyonu dönüşüme ve değişime hazırlayacak gelişim programlarını da ayrıca ele alacağız. Diğer önemli bir konumuz ise, ’İnsan ve Geleceğin Organizasyonu’na ulaşmak üzere, iş modelimizi ve organizasyon yapılarımızı sürekli gözden geçirmek, ihtiyaçlar doğrultusunda farklı inisiyatifleri devreye almak. Bu kapsamda her yıl şirketimizi, dönüşen pazar şartlarına uyumlayacak şekilde aksiyonlar alıyoruz. 2019 yılında da büyüme hedeflerimizle doğru orantılı şekilde başta e-ticaret olmak üzere, Bilgi Teknolojileri, Pazarlama ve Ürün Yönetimi bünyesindeki kadın ve çocuk gruplarında yeni iş modelleri geliştirdik. 2020 yılında “Geleceğin Organizasyonu” kapsamındaki ana konularımız, yurt dışında bölgesel yapılanmalarımız ve globaldeki iş modelimizi destekleyecek ‘yeni nesil IK’ dönüşümü olacak. Yurt dışındaki karlılığımızı ve verimliliğimizi, pazara daha yakın olarak bölgesel yapılarımızla arttıracağımız yeni kurgular üzerinde çalışıyoruz.
Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının şirketler için önemi nedir?
İnsanlar, işletmelerin faaliyetlerinin toplumsal normlara uyumlu olup olmadığına, ekolojik ortam üzerindeki etkilerine ve sosyal sorumluluklara karşı duyarlılıklarına dikkat ederler. Kurumsal sosyal sorumluluk projelerini bu noktada bir şirketin tüm sosyal ortaklarına hesap verebildiği taahhüt olarak nitelendirebiliriz. Geleneksel anlamdaki hayırseverliğin yerini daha yapılandırılmış kurumsal sosyal sorumluluk projeleri almış durumda. İhtiyaçlar daha doğru analiz ediliyor, böylece projeler daha geniş kitlelere fayda sağlayabiliyor. Bu anlamda sosyal sorumluluk projeleri, ekonomik gelişmeden toplumun farklı kesimlerinin faydalanması ve kapsayıcılık için bir kaldıraç işlevi görüyor da diyebiliriz. Tıpkı suya atılan bir taşın yarattığı dalgalar gibi; toplumun desteğiyle gelişen iş dünyası, toplumun gelişmesini destekleyen projelerle insanların hayatına dokunuyor. Böylece bu projelerin toplumda karşılığını bulduğunu söyleyebiliriz. Örneğin DeFacto olarak Kumaştan Hayaller projemizde bu bakış açısıyla yola çıktık. 
Geliştirmiş olduğunuz dijital iş modelinizi anlatır mısınız? Bununla birlikte müşterilere nasıl bir deneyim sunuyorsunuz?  
Yeni teknolojiler önü alınamaz bir hızla sektörleri derinden etkilemeye, şirketlerin iş yapış modellerini değiştirmeye devam ediyor. Bunlardan bir tanesi de hazır giyim ve perakende sektörü. Türkiye ile birlikte 31 ülkede 500’den fazla mağazayla faaliyetlerimize devam ediyoruz. Teknoloji yatırımlarıyla perakende ve hazır giyim sektörünün dijitalleşmesine öncülük ediyoruz. Moda alanında Türkiye’deki ilk akıllı mağaza konseptini İstanbul Akasya AVM’de hayata geçirdik. Normal mağaza ile online mağazayı birleştirerek müşterilerimize aynı anda yüzbinlerce ürüne ulaşma imkânı sunuyoruz. DeFacto Akıllı Mağaza’da tüm alışveriş süreci tamamen dijital altyapı ile sağlanıyor. Mağazada alışveriş yapmak isteyenleri robot bilgilendirme noktaları karşılıyor ve sistemi nasıl kullanacakları konusunda müşterilerini yönlendiriyor. Kullanıcılar, satın almak istedikleri ürünü kabinlerdeki akıllı aynalar sayesinde kolayca inceleyebiliyor. Bu sayede hem dijital alışveriş deneyimi yaşıyorlar hem de anında istedikleri ürüne dokunma, deneme ve iletişim kurma imkânı buluyorlar. Ayrıca akıllı mağazada herhangi bir kasa noktası yok. Müşterilerimiz ödemelerini otomatik check-out veya kiosk’lardan yaparak, ürünleri satın alabiliyor. Satın aldıkları ürünleri bir gün içerisinde kargo ücreti ödemeden ve poşet taşıma zahmetine girmeden tercih ettikleri adresten teslim alabiliyor. Ayrıca isteyenler için bir saat sonra başka bir DeFacto mağazasından da teslim alma imkânı da var. Burası 200 metrekareyle DeFacto’nun en küçük mağazası konumunda ancak en çok ürün çeşidi burada yer alıyor. Mağazanın hiçbir noktasında kâğıt kullanılmıyor. Böylece doğal kaynaklar da korunuyor. Akıllı mağaza uygulamasını bir deneme olarak değil uzun vadeli iş planı olarak görüyoruz. Hem Türkiye hem dünyada moda mağazacılığında dijital dönüşüme liderlik eden markalardan biri olmayı hedefliyoruz. 

GGG

Yukarı