Ana içeriğe atla

https://www.dsdamat.com/

 

“Yaşadığımız ülkenin dinamiklerini tanıyıp, fark etmeliyiz”

15.05.2017 - 10:08

Eğlence ve etkinlik sektöründe farkındalığın artırılmasına yönelik neler yapılması gerektiği noktasında bilgi almak için Event Partners Kurucuları Fatih Çoban ve Cihan Tükel ile görüştük. İki ortak bizleri kırmayarak sorularımızı yanıtladı.

Eğlence ve etkinlik sektöründe farkındalığın artırılması adına ne gibi adımlar atılmalıdır? 
Fatih Çoban:
Sektörün ciddiye alınması için, işin ekonomik boyutunun biraz daha güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çok minimal bütçelerle harikalar yaratmak, imkansız olmasa da oldukça zor. Özellikle iş yoğunluğunun olduğu “yüksek sezon” dediğimiz dönemlerde, hem organizasyon yapmak isteyip hem de bütçede esneklik bırakmayan markalar, zorlu bir performans içine sokuyor organizasyon firmalarını. Bu da farkındalığın artmasını sağlayacak, verimli, toplumsal hizmete de katkıda bulunan projelerin hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Sadece bütçesel olarak düşünmek elbette ki doğru değil, zira yaptığımız işin en temelinde hayal gücü yatıyor. Osho’nun bir sözü var; “Hayal gücü ve yaratıcılık, varoluştaki en önemli kanıttır.” Biz organizatörlerin en önemli görevi aslında hayallerimizi hayata geçirmek… Düşlemek, inanmak ve bu inandıklarımızın hem markalara hem de hayata değer kattığı gerçeğini, çözüm ortaklarımıza aktarmak. Farkındalığın artması da, güzel, mutlu ve sağlıklı bir toplum hayal ettikçe daha da çoğalacaktır.

Peki, siz bu farkındalığın oluşmasına adına neler yapıyorsunuz? 
Yapılmamış, keşfedilmemiş, hayal edilmemiş ve gerçeğe geçirilmemiş olanları bulup çıkarmaya, markaların kimlikleriyle bu düşlediğimiz yeni organizasyonları gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Tabi bu arada toplum hizmeti tarafını da mutlaka göz önünde bulunuyoruz. Bizim vizyonumuz, kitleleri daima daha yukarı çekecek, bir ışık yakacak eventler gerçekleştirmek ve markaların isteğini yerine getirirken, aynı zamanda toplumsal bazda da etki yaratmak. Bu nedenle de her an, toplumsal dinamikleri, hatta küresel gelişmeleri de takip etmek en önemli çalışma alanlarımızdan birini oluşturuyor.
Cihan Tükel: Nasıl ki kişinin gelişimini sağlayıp tekamülüne ulaşması kendini fark etmesiyle oluyorsa, markaların gelişmesi de aynı şekilde hem kendisini, hem çözüm ortaklarını hem de yaşadığı ülkenin dinamiklerini tanıyıp fark etmekle oluyor.

Sektördeki diğer bir sorun da maliyetlerin aşağıya çekilerek, kalitesiz işlerin yapılması… Sektöre zarar veren bu tür çalışmaların önüne geçmek için ne gibi önlemler alınabilir? 
Fatih Çoban:
Bu konu sadece organizasyon değil, pek çok sektörün kanayan yarası aslında; eğitimde de aynı durum söz konusu, sağlıkta da. Ancak ülke gündeminde yaşanan her türlü toplumsal sorun öncelikli olarak eğlence sektörünü etkilediğinden, son yıllarda bu alandaki bütçeler inanılmaz derecede daraldı. Pek çok organizasyon firması kapandı, küçüldü ya da şekil değiştirdi. Kalitesiz işler bir süre sonra kendiliğinden eleniyor, bu nedenle tüm dengelerin, olağan süreçte kendiliğinden yerine oturduğuna inanıyoruz biz. Kaliteden asla ödün vermemek için de kanımızın son damlasına kadar mücadelemizi veriyoruz. 

Bu işte başarılı olmak süreklilik ister.  Peki, sürekli olmak için firmalar neler yapmalı, siz neler yapıyorsunuz? 
Fatih Çoban:
Sürekliliğin en doğru yolu kendini durmadan yenilemek, her başlayan güne, “bugün yepyeni bir gün ve yepyeni şeyler olacak” diyerek başlamak. Değişimlere yatkın, üretken, yenilikçi, kararlı, hedefe odaklı olduğunuz sürece başarılı ve sürekli olmamanız için bir neden yok. 
Cihan Tükel: Bizim en büyük güçlerimizden birinin, yeniliklere çok açık ve değişimlere çok yatkın olmamız olduğunu söyleyebiliriz. Her yeniyi de kabullenmek değil tabii ki burada sözünü ettiğimiz.  Birikimlerinizi ve deneyimlerinizi, yenilerle en iyi ve uyumlu şekilde aranje etmek diyebiliriz. 
 

ds

Yukarı