Ana içeriğe atla

S

 

“Organizasyon bizim işimiz…”

13.04.2017 - 15:30

Meslekte 23 yılı geride bıraktınız... Alışveriş merkezleri etkinlikleri, açılışlar, defileler, organizasyonlar denilince akla siz geliyorsunuz. Tercih edilme sebebinizi neye bağlıyorsunuz?
23 yıl geçmiş ama bana dün başlamışım gibi geliyor. Yaptığım iş hayatta en zevk aldığım konu olunca sanırım böyle oldu. Stres ve adrenalin bana iyi geliyor. Her an kalp çarpıntısı içinde ‘aman ne olacak, iş nasıl bitecek?’ endişesi olsa da işim hayatım benim. AVM'lerde 2000 yılından bu yana çalışıyorum. Bu konu uzmanlık alanım oldu. İşin mutfağını da bildiğim için bizleri tercih eden yöneticilerle aynı dili konuşuyorum. Bu da işimizi kolaylaştırıyor. AVM'ler yeni yaşam merkezleri... Hayatımızda yokken ne yapıyormuşuz bilmiyorum, nereye gidip nasıl vakit geçiriyormuşuz. İşte o nasıl vakit geçiriyormuşuz lafını dedirtebilmek, misafirlere ayak alışkanlığı kazandırmak için 17 yıldır gece gündüz çalışıyoruz. Sanırım pek de hiçe sayılmayacak kadar emeğim var bu sektörde. Defileler, şovlar, konserler, imza günleri ve daha yüzlerce değişik projeyi Türkiye'nin dört bir şehrine götürdük. Ne şahane anılarımız var bilseniz. AVM'lerin bizi tercih etmeleri; güvenmeleri demek... Bundan daha önemli ne olabilir. Tecrübe parayla satın alınamayacak bir şey. Oluşabilecek bir krizde tek çare tecrübelerinizi kullanarak bulacağınız çözümler olacaktır. Yönetici de bunu göz ardı etmeyip, işi ehline teslim edince buluşabiliyoruz.

Son dönemde organizasyon işi yapmak isteyenlere sıkça rastlıyoruz. Ancak sizin farkınız sürekliliğiniz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Tam da damarıma bastınız bu soruyla... İş güç bulamayan herkes 'ben de organizasyon yaparım' deyip sektöre girmeye çalışıyor. Bir sürü küçük organizatörcüklerle doldu sektör. Biraz geçmişlerini sorun anlatsınlar, 2-3 adam tanıyan bu işe giriyor. Hep yalan dolan. Sektörü de ters yüz ettiler. Çok kızgınım konuşturmayın beni. Bu iş süreklilik ister. Çok ameliyat yapan cerrah gibi, ne kadar çok vaka görürse hepsi tecrübe olacak. Bunca yıldır görmediğim ve yapmadığım organizasyon neredeyse kalmadı. Kongreden lansmana, defileden yabancı starlara, yarışmadan konserlere, imza günlerine, sergilere kadar daha sayamadığım sayısız işe imza attım.

Bu meslekte kalıcı olmak o kadar kolay değil sanırım...
Kalıcı olmak elbette zor, ama her önüne gelen vizesiz bu işe girdikçe daha da karmaşık bir hale geliyor bizim sektörümüz. Herkes organizatör, herkes basın danışmanı, herkes menajer... Neyse konuşturmayın beni, gerçekten siz sordukça ben sakin olamıyorum. Gerçi bir süre sonra anlaşılıyor kimin işi nasıl yaptığı, ne işler çevirdiği ama anlaşılıncaya kadar o marka onun referansları arasına girmiş oluyor. O kadar çok taklit ediliyorum ki sinir olmuyor değilim. Neden üretip kafa çalıştırmazlar da hep kopyalamak için takip ederler bilmiyorum. Hoş değil takip etmek, ama koşsalar da arkamdan yetişemezler.

Başarınızın sırrını açıklar mısınız?
Çok çalışmak hatta uykunda bile çalışmak, çok araştırmak ve dünyayı gezmek ve daha iyi ne yapabilirim diye meslek büyükleriyle istişareler yapmak ve üretmek. Sinan Akçıl'ın bir etkinlikte beni 'organizasyon dünyasının Messi'si' diye anons etmesi pek hoşuma gitmişti doğrusu.

Organizasyonlarınızda en çok sizin koşturduğunuza basın mensubu olarak biz de şahit oluyoruz. Ben patronum, ekibim çalışsın demiyor musunuz?
Ben hiç patron olmadım olamam da zaten. Masa başında olduğumda sorumluluklarım gereği öyle gözükebilirim ama uygulamada en ağır işçi benim. Ekibime sorun onlar da bana katılacaklardır. Zaten olması gereken de böylesi. Adımı koyarak aldığım her iş, tecrübeme güvenilerek bana teslim ediliyorsa benim de mahcup olmamak için herkesten daha fazla çalışıp o işi tamamlamam lazım. Oturduğun yerden olmaz bu iş. Organizasyon işi iyi planlama ve sahada doğru uygulama gerektirir 'ben yaptım oldu' ile olmaz.
Sizinle çalışmak kolay mı zor mu? Dışarıdan zor bir insan olarak göründüğünüzü itiraf etmeliyim...
Zorum çünkü işimi hatasız yapmaya çalışırım. Pardonu yok bizim işimizin. Canım cicimle olmaz bu iş. Zaten etrafta bolca canım cicimle iş alıp yapan var, ben bunlardan olmadım olmam da... Zorum çünkü işime saygı duyuyorum, zorum çünkü prensiplerim var, zorum çünkü laubaliliğe sorumsuzluğa gelemiyorum, zorum çünkü yalan dolanla iş yapmıyorum, zorum çünkü tek başıma çalışmıyorum, birçok çalışanım sorumluluklarım var. Kaç eve ekmek gidiyor nasıl rahat olabilirim ki... Zorum çünkü evladıma alın terimle kazandığım ekmeği yedirme mecburiyetim var. 

Hırslı mısınız?
Öyle sanılabilirim ama aslında hırslı hiç değilim. Yarışım mücadelem hep kendimle. Bunun adı da hırs değil. Başarı odaklıyım evet, başarısızlığı kabul edemiyorum ama öyle gözü dönmüş her şey mübah diye bakan biri asla olamam. Vicdanım ve merhamet duygum beni en çok yoran özelliklerim. Hal böyle iken hırs mırs olmuyor. 

Ekibinizden biraz bahseder misiniz? Kaç kişilik bir ekipsiniz, birlikte çalıştığınız insanlarda en çok hangi konulara önem verirsiniz?
Çekirdek kadromun dışında bazen 100, bazen daha fazla sayıda ekip yönettiğim oluyor. Hepsinde istediğim şey önce işlerine saygıları, zaman yönetimlerini doğru yapmaları. İşten kaytarmaya çalışan, tembel ve bahanesi bol hiç kimseye katlanamam. Öyle olduğunu fark edersem güle güle derim. Zaten onlardan da hiçbir şey olmaz. Bırakın benimle çalışmasını öyle bir insandan kimseye fayda gelmez. Ancak benden öğrendikleriyle birkaç işe girerler ama sonra bir şey olmadıkları anlaşılır ve kapıyı gösterirler. Zaten unutmayın, ustalar son en önemli metotlarını kimseye öğretmezler.
Eğlence ve sanat dünyasının merkezi İstanbul… Ancak siz Türkiye'nin en batısından, en doğusuna kadar uzanıyorsunuz. Bu kadar geniş bir çalışma ağı sizi zorlamıyor mu?
Evet, Türkiyemizi dolaşıyor ve organizasyonlarımızla her şehrimize ulaşmaya çalışıyoruz. Ben ülkeme ve milletime aşığım. Öyle misafirperver bir milletiz ki... İstanbul elbette muhteşem ama Anadolu'da yaşadıklarım bir başka oluyor. Yorgunluk falan kalmıyor. Dün Adana'daydım bugün Konya'da. Bu da mesleğim sayesinde, Allah'ın bana bir lütfu. Her gün şükürle yatıp şükürle kalkıyorum.

İş ve özel hayatınızda olmazsa olmazınız nedir?
Benim hayatım sevgi üzerine inşa edilmiş. Hep sevdiğim ve sevildiğim yerde olmak isterim. Öyle göründüğüm kadar sert biri de değilim. Sadece arkadan konuşmam küsseler de kişinin yüzüne söylerim düşündüklerimi. Bunun için biraz çekinildiğimin farkındayım ama öyle bence dostluk budur. Arkadaşım olmayan birinin benim arkadaşım olduğunu söylemesine dayanamam. Her tanıştığım kişi nasıl arkadaşım olabilir ki... Sahte ilişkiler çok ama ben olabildiğince uzak tutuyorum kendimi. Güzel enerji yayarsak her şey sorunsuz bitiyor, tersi durumda aksilikler bitmiyor.

İleriye dönük hedeflerinizde, hayallerinizde neler var?
Bir sanat akademisi planlıyorum, artık tek hedefim bu. İnşallah kısa bir zamanda girişimde bulunacağım. Aslında tüm proje ve detaylar hazır iş sadece uygulamaya kaldı.

Banu Noyan Event Office büyük bir marka, bu markayı korumak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Valla doğrusu hem dua hem çok çalışmayla yapıyorum işlerimi. Planlama ve doğru ekiple, teknik direktörü olduğum spor takımı gibi çalışıyoruz. Büyük küçük iş diye bakmam. Benim için her iş itina ister. Dedim ya pardonu olmayan bir iş benim işim. Sağlığım el verdikçe de işimin başında olarak çalışacağım. Allah ne kadar nasip ederse…

GGG

Yukarı