Ana içeriğe atla

S

 

HER YIL MINDSHARE İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ

07.03.2019 - 14:06

Mindshare Türkiye CEO’su Bülent Yar: “Zirveye çıkmak kadar zirvedeki yerinizi koruyabilmek de çok önemli. Her sene kalp çarpıntılarımız tabii ki oluyor. Biz nasıl olsa ödülleri yine toplarız diye düşünmüyoruz. Her yıl bizim için yeni bir başlangıç gibi.”

Bloomberg HT’de ‘Bana Hikâyeni Anlat’ adlı program yapıyorsunuz. Bu kez biz size hikâye anlattıralım. Ajansın hikâyesiyle başlayabilir miyiz?
Mindshare, 1997’de Asya’da kuruluyor. WPP’nin ilk global kurumsal şirketi olarak… ‘Zihin payı’ anlamında, yani zihinlerden pay çalmaya destek olan bir iletişim ortağı iddiasıyla yola çıkıyor. Türkiye’ye gelişi ise 2001. Ekonomik kriz yaşadığımız bir yılda Türkiye’ye yatırım yapmaya karar veriyor ve 8-9 kişiyle yola çıkılıyor. Biz bu hikâyeye İngilizce “From zero to hero” diyoruz. Çok güçlü network’lerin aktif olduğu ve üstüne üstlük ekonomik buhran yaşandığı bir dönemde sıfır noktasından yola çıkmaya karar veriyor Mindshare ve bugün 150 kişiye varan kadrosuyla ülkenin en büyük medya yatırımları yönetimini yerine getiren bir iş ortağı markalar için. Türkiye’de medya ajanslarının tarihçesine baktığımızda çok gururla söyleyebiliriz ki bu yapı yıldan yıla hep büyüyor ve liderliği son 10 senedir yılın ajansı seçilerek perçinliyor. 

Peki, Bana Hikâyeni Anlat nasıl başladı?
Program aslında planladığım bir şey değildi. Bir müşterimin yaşadığı probleme çözüm bulmak amacıyla kanalla temasa geçerken bir anda doğmuş bir fikir. Kanal yönetimi de ‘Bu konuda ciddiysen hemen toplanalım’ dedi. ‘Büyük bir ajansta olduğum için beni kırmamak için nezaketen davet ediyorlar’ diye düşündüm. Projemi anlattım. ‘Bir hafta sonra çekimlere başlayabiliriz’ kararı çıktı. Daha önce hiç kamera tecrübem olmamasına rağmen bana bu fırsatı verdiler. Sağ olsunlar. Toplantı öncesinde ve sonrasında arabaya bindiğimde ‘Ben ne yaptım ya! Emin miyim?’ gibi bir noktadaydım. Programa başlayalı bir yıldan fazla oldu. Anladım ki bayağı ihtiyaç varmış. Kendimizi ifade etmeye, markalarımızın başarılarını anlatmaya… 

ARTIK ‘BENİM MARKAMI SEVİN’ DÖNEMİ BİTTİ
Markalaşmanız için bir hikâyenizin olması, markayı devam ettirebilmek için de hikâyeler oluşturmanız gerekiyor… Siz o programla markaların hikâyelerini ortaya çıkartıyorsunuz bir anlamda.

Ben yapılmışları ortaya çıkarıyorum. Markaların, o başarılı işlere imza atarken kendilerini nasıl farklılaştırdığı, nasıl konumlandırdığı, nasıl bir çalışma sistematiğiyle ilerlendiği gibi tüm süreci derinlemesine aktarmalarını istiyorum. Bir de kurumsal sosyal sorumluluklarını… Artık tüketiciler, ‘Benim markam iyidir’, ‘Benim markamı sevin’ diyen markayı değil, ‘Seni çok seviyorum, senin yanındayım ve sana fayda yaratıyorum’ diyen markayı önemsiyorlar. Özellikle Z jenerasyonu için bu çok önemli. Dolayısıyla program, markaların çok da duyuramadıkları bu tür kalbe dokunan işlerini anlatmalarını rica ettiğim bir platforma da dönüştü aynı zamanda.

Son olarak, sürekli yılın ajansı seçilmenin nasıl bir duygu olduğunu sormak istiyorum?
Şampiyonluğu koruyabilmek tabii ki çok önemli. Her sene kalp çarpıntılarımız tabii ki oluyor. Biz nasıl olsa yine alırız diye düşünmüyoruz. Her yıl bizim için yeni bir başlangıç gibi. Başarı, ‘Hadi toplanalım, markalara daha yaratıcı şeyler üretelim’ deyip düğmeye basmakla olmuyor. O, çalışma kültürüyle, işe nasıl baktığınla, markanla kurduğun bağla ve diyalogla, markanın ihtiyacını doğru anlamakla, daha önce denenmemiş şeyleri yapmakla alakalı. Mindshare, bunları çok iyi yapıyor ve bu da ödüllere yansıyor.

n

Yukarı