Ana içeriğe atla

S

 

Raftakiler

19.08.2019 - 17:14

20. YÜZYILDA KÖYLÜ SAVAŞLARI / ERIC R. WOLF
Köylüler ve köylülük devrim teorilerinin öyle veya böyle hep meselesi olmuş, zaman zaman “ilerici” bir müttefik, bazen de “gerici” bir engel olarak görülmüştür. Her durumda belirli toplum tasarımlarının nesnesi olmuş, sınıf olup olmadığı tartışmaları yapılmıştır. Eric R. Wolf, 20. Yüzyılda Köylü Savaşları adlı bu kitabında Küba, Cezayir, Vietnam, Çin, Rusya ve Meksika örneklerine yoğunlaşarak köylülüğü genel geçer tanımların ve kriterlerin ötesinde ülke bağlamlarında ve farklı toplumsal formasyonların içerisinden ele alarak önemli bir katkı sunuyor. Wolf’un çalışması köylülüğün sınırlarını ve imkânlarını karşılaştırmalı olarak takip etmek isteyen ve kitle hareketleriyle ilişkisini merak eden okurun fazlasıyla ilgisini çekecek nadide bir eser. “Binlerce yıl içinde insanlık çok eskiden beri devam eden açlık ve hastalık sorunlarını ilk defa çözmekte yol alıyor; her yerde insanların katılımı ve bilgiyi yayma çabaları karşısında kadim iktidar tekelleri ve genel geçer hikmetler geriliyor. Ne kadar belirsiz de olsa, nice zorluklar da olsa, ne kadar yanlış da anlaşılsa, hayatı bereketlendirme, insaniyeti yükseltme ümidi bu çabalardadır. Asi köylüler elemden nasibini alsa da, ümitten de nasibi vardır; bu açıdan onlar insaniyetten yanadır.” 

İNSAN NEDİR? / KOLEKTİF
İnsanın verili bir anlamdan yoksun bir şekilde dünyaya geldiği ve gözlerini açtığı andan itibaren yüklendiği işlevler veya rollerle tanımlandığına ikna edildiğimiz andan beri, insandan bir şey beklemek giderek zorlaştı. Dahası bu türden beklentiler, daima özgürlük talepleriyle karşı karşıya getirildi. Bu kitap "Özgür bir insandan ne bekleyebiliriz?" sorusunun hâlâ anlamlı bir şekilde sorulabileceğine ilişkin güçlü bir inançtan doğdu. İslam düşünce geleneğindeki farklı insan tasavvurları, tüm farklılıklarına rağmen insana ilişkin beklentilerimiz hususunda iyimserdir. Bununla birlikte söz konusu beklentinin nasıl temellendirilebileceği.  İslam düşünce geleneğindeki felsefî, kelâmî, tasavvufî ve fıkhî perspektifler içerisinde farklı cevaplar bulmuştur. 

DERİN/ MELTEM GÜNER
Sanki içimde bir yerlerde çırpınıp duran kuş özgür kaldı. Nedenini bilemediğim huzursuzluklarım son buldu. Hayata ne katabilirim dedikçe, cennet bahçemin çiçekleri coşuyor. Seyrettiklerim güzelleşiyor...
Bir inkâr ve kabul yolculuğu Derin…
Bizi ne mutlu eder? 
Tesadüf diye bir şey var mıdır?
Başımıza gelenlerin sebebi nedir?
Bu dünyaya gelişimizin en önemli gerekçesi nedir?
Bu hayata ne verdik biz? 
Bazen inançlar, kitaplar, türlü türlü yöntemler çare olmaz da hiç umulmadık bir yerden duyulan bir söz her şeyi çözebilir. Hayatı boyunca dış sesleri dinleyerek yaşayan Derin, nihayet iç seslere kulak vermeyi başarır.
Onu huzursuzlandıran tüm soruların yanıtlarını ararken, kendi yolunu bulmasına en büyük engeli keşfeden Derin’in hikâyesiyle büyüleneceksiniz. Rüzgârla oradan oraya savrulan, hayattaki amacını, benliğini keşfetmek niyetinde olan herkese iyi gelecek bir öze dönüş öyküsü Derin.
Ben Derin, içimde, dışımda her nerede saklanıyorsa, kendimi bulmak niyetindeyim.
Kayboluşum, buluşmanın isteğini taşıyor.

GGG

Yukarı