Ana içeriğe atla

https://www.dsdamat.com/

 

DESTEKLER ÖNEMLİ AMA FİRMALAR AYAKTA KALMAK İÇİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRMELİ

09.05.2020 - 11:21

MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Keçebir: “Her ülke, elindeki yeterliliğe göre KOBİ'lere destek olmaya çalışıyorlar. Ülkemizde de destekler var. Gönülden geçen ile gerçekleşen arasında elbette fark var. Ama can suyu olmak adına destekler önemli. Günün sonunda her firma kendi çabasıyla ayakta kalacak. Dijitalleşme de her firmanın özelinde öne çıkacak. Destekler ayakta kalmaya yardımcı olacak ama işin sürdürebilirliği açısından dijital dönüşüme ayak uydurmak gerekecek.”

Son zamanlarda şu ifadeyi oldukça sık bir şekilde duymaya başladık: “Covid-19 salgını sonrası hayat asla eskisi gibi olmayacak…” Belirsizlik ve bilinmezliğin had safhada olduğu bu süreçte, geleceğe yönelik tahminlerin bir kısmı iyimserken, bir kısmı ise oldukça düşündürücü. İlk şoku atlatma evresinde, yeni bir başlangıca hazırlanırken, artık oldukça net olarak ortaya çıkan bir gerçek var; bundan böyle farklı bir dünyada yaşayacağımız. Peki bu sürecin ardından 'yeni normal' ne olacak? Hizmetix olarak, tartışılmaya başlanan bu soruya cevap aradık. Bu kapsamda İnstagram'daki canlı yayınımıza katılan MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Keçebir, sorularımızı cevaplandırdı. Kendisi aynı zamanda Bowlingo&Playpark Yönetim Kurulu Başkanı. Keçebir'in açıklamaları özetle şöyle:

 

SABİT OLMAYAN BİR DÜNYAYA DOĞRU HIZLA İLERLEMİNİN ADIDIR YENİ NORMAL

- 'Yeni normal' tanımlamasını sıkça duymaya başladık. Peki nedir bu yeni normal?

Yeni normale ilişkin birçok yorum var, ama onlardan bahsetmeyeceğim. Farklı bir açıdan bakalım. Sabit olmayan bir dünyaya doğru hızla ilerleminin adı olacak yeni normal. Dünya zaten hızlı bir değişim içindeydi. Koronavirüs, bu hızı arttırdı. Sabit olmayan bir dünyanın yeni adı olacaktır yeni normal.

 

- Her ülkenin kendine özgü bir yeni normali mi olacak? Yoksa küresel bir değişim mi yaşanacak?

Küresel bir değişim bize doğru geliyor kaçınılmaz olarak. Siz gitmeseniz bile değişim sizi içine alacak. Bu köklü bir değişim olacak. Yakın zamanda iki büyük kriz yaşandı. Biri 1929'daki büyük buhran, diğeri 2008'deki ekonomik kriz. Ancak şu an yaşadığımız sağlık tabanlı bir kriz. İşin daha da enteresan tarafı, diğer iki ekonomik krizde de dünyanın başka gündemleri vardı. Hayat normal akışında gidebiliyordu; günlük yaşantıda sorunlar yoktu. Ancak şu an tüm dünyada tek gündem pandemi süreci. Dünya şu an sadece bir tek konuya odaklanmış durumda: Koronavirüs. Dünya savaşlarında bile böyle olmamıştı. Dünya tarihinin görmediği bir süreçten geçiyoruz ve etkileri çok farkı olacak. Her ülke farklı noktalardan etkilenecek. Şirketler ve bireyler olarak da bu süreçten farklı etkileneceğiz. Olumlu etkilenenler elbette olacak ama olumsuz taraflar daha ağır basacak.

 

FAİZE VE REZERV PARAYA DAYALI ADALETSİZ EKONOMİK SİSTEMİN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR

- Peki, ekonomik olarak bizi nasıl bir 'yeni normal' bekliyor? Ekonomi daha güvenli, daha adil ve daha sürdürülebilir olacak?

Bu sürecin öncesinde de dünyada adil bir düzen yoktu. Adaletsiz sir düzen içinde ilermeye çalışan ülkeler vardı. Bu adaletsizliğin de başlıca 2 sebebi var. Birincisi faiz. Faize dayalı bir ekonomik yapıda bir taraf haksız kazanç elde ederken, diğer taraf emeğinin karşılığın alamaz. İkinci sebep ise nakti kimin kontrol altında tutuğudur. Siz bir emek verip, tüm ülke olup çalışarak bir ürün ya da hizmet ortaya koyarsanız. Bu ürünü, dünyanın bir kısmı bastığı rezerv paralarla satın alıyor. Biz bu rezerv paraları cebimizde taşıyoruz. Bunun karşılığında ruhumuzu ortaya koyup doğurduğumuz tüm ürün ve hizmeti o kağıt para karşılığında öbür tarafa transfer ediyoruz. Rezerv para dediğimizde genel geçer para dolar oluyor. Bu düzeni değiştirmeye çalışan askeri zorlamalarla karşılaşıyor maalesef. Temel nokta burada faize ve rezerv paraya dayalı adaletsiz ekonomik sistemin değişmesi gerekiyor. Kripto para sistemi, bunu değiştirme adına belki bir çıkış noktası olacaktır.

 

FİRMALAR DİJİTAL DÖNÜŞÜME AYAK UYDURMAK ZORUNDA

- KOBİ'leri desteklemek için bütün ülkelerde çalışmalar var. Türkiye'deki destekler yeterli midir?

Ülkeler, ellerindeki yeterliliğe göre KOBİ'lere destek olmaya çalışıyorlar. Ülkemizde de destekler var. Gönülden geçen ile gerçekleşen arasında elbette fark var. Ama can suyu olmak adına destekler önemli. Günün soununda her firma kendi çabasıyla ayakta kalacak. Dijitalleşme de her firmanın özelinde öne çıkacak. Destekler ayakta kalmaya yardımcı olacak ama işin sürdürebilirliği açısından dijital dönüşüme ayak uydurmak gerekecek.

 

- Teknoloji olmasa, bu süreçte işlerimizi devam ettirmek mümkün olmayacaktı. Bu süreçten sonra dijitalleşme her sektör için geçerli olabilecek mi?

Artık birçok toplantı dijital platform üzerinden yapılıyor. Bu toplantılar, bir üst aşamaya geçmek üzere. Hologram teknolojisi gelişecek. 12 kişiyi bir masa etrafında toplamanın hem zaman hem de ulaşım açısıdan maliyeti vardı. Şu anda yapılan dijital üzerinden yapılan toplantılar bu maliyetleri ortadan kaldırdı. Bunun bir sonraki aşaması da bahsettiğim gibi hologram teknolojisi olacak. Bunlar hızlı bir şekilde yaygınlaşıp hayatımıza entegre olacak. Ancak bu dijitalleşmenin bir de olumsuz çıktısı olacak. İnsana duyulan ihtiyaç azalacak. Bazı tekstil mağazalar, dijital mağazalarını açtılar. Belki AVM'lere olan ihtiyaç da azalacak. Buralar deneyim alanları haline gelecek. Hızlı bir değişimin içinde olacağız. İstihdamın kan kaybetmesi karşısında hükümetlerin alacağı ilk tedbir kamuya personel alımı olacaktır. Birçok hükümet devleti küçültme vaadiyle geldi ancak kamu hacmini büyütmek zoruna kalacaklar.

 

ÜRETİMİN GÜCÜNE İNANMAMIZ GEREKİYOR

- Dijital dönüşümle birlikte yeni iş modelleri ne olacak? Böyle bir dönemde iş dünyasında ayakta kalmanın yolları nelerdir?

Öncelikle işletmelerin ayakta kalabilmeleri için, bu süreç yaşanmadan bazı hazırlıkları yapmaları gerekiyordu. Yani, nakit akışının sağlanması, gelir gider dengesinin kurulması, şahsi harcamalarda kısıtlamaya gidilmesi, büyümek için tamamen krediye yönenilmemesi, vb hususlarda adımların atılması gerekiyordu. Bu saatten sonra bu adımları atmak geç kalınmış tedbirler olacaktır. Artık firmalar sınavın içine girdiler. Bu tedbirleri önceden alan firmalar şu an daha rahatlar. Ülkemizin, şirketlerimizin bir serveti var. Bu servetleri, sermayeye çevirmek gerekiyor. Üretimin gücüne artık çok daha fazla inanmamız gerekiyor. Bireysel olarak da ne yapıyorsak en iyisini yapmalıyız. O farklılığı oluşturacak adımları atmalıyız. 1952'de Güney Kore ile aynı noktadaydık Türkiye olarak. Ancak şu anki Güney Kore'nin başarısını anlatmaya gerek yok. Güney Kore, bunu bir nesil gecesiyle gündüzüyle çalışarak gerçekleştirdi. Bu çalışmayı herkesin, tüm ülkenin yapabildiği bir durumda Güney Kore rüyası gerçek oluyor.

 

TARİHİN EN KÖTÜ BİLANÇOLARI BİZLERİ BEKLİYOR

- Panrdemi sürecinin ardından rekabette nasıl bir değişim yaşanacak?

Rekabet çok sert ilerliyordu. Rekabetten kaçma şansınız yok. Ancak her krizin altında bir fırsat imkanı da var. Bunu yakalayabilecek altyapıya sahip olmalıyız. Özellikle Avrupa'da bir resesyon bekleyinordu. Koronavirüs, bu resesyon sürecinin hacmini büyüttü. Çarpan etkisi oluşturdu. Çok daha olumsuz veriler bekliyor firmaları. Birçok CEO, yönetim kurulu, 2020 sonunda koltuklarında olamayacak. Tarihin en kötü bilançoları bizleri bekliyor. En az 2 yıllık bir toparlama sürece bekliyorum.

 

- Yeni normal, çalışanlara nasıl yansıyacak? Evden çalışmanın artığı bu süreç devam edecek mi? Böyle bir keskin dönüş ne kadar mümkün?

Bu değişim bir gün mutlaka olacak. Üretimin olmadığı, bedeni koymaya gerek olmayan her alanda bu dönüşüm yaşanacak. Dijital mağzalar var artık. Alışverişinizi artık kasiyerle yapmayacaksınız. Bu hizmet, çok daha otomasyon bir şekilde sizlere sunulacak. Ne iş yaparsak yapalım, yaptığımız işin en iyisini yaparsak vazgeçilmez oluruz. Ve her işletmede zayıftan sağlama giden bir skala vardır. Bu zincirde en iyisi olmak zorundayız. Bir kriz ortamında zincirin en zayıf halkası işten çıkarılır. En zafıy halkalar olamamaya çalışalım.

 

TÜRKİYE AVANTAJLI OLDUĞU SEKTÖRLERİN ÜZERİNE DÜŞMELİ

- Gelecek, Türkiye'ye ne tür fırsatlar sunuyor? Bu konuda öngörüleriniz nelerdir?

Türkiye gibi olan ülkelerin önünde önemli fırsatlar var. Rekabette üstünlüğü olan birçok sektörümüz var; sağlık, turizm, tekstil sektörleri gibi. Türkiye, son 15 yılda sağlığa yaptığı yatırımların mevyelerini topluyor şu anda. Bu gibi avantajlı olduğumuz sektörlerde patlama yaşayabiliriz. Savunma sanayii de son yıllarda Türkiye'nin parladğı alanlardan birisi oldu. Türkiye bu üstünlüklerinin üzerine gitmeli. COVİD-19, bir daralmaya sebebiyet verdi ancak bunu bir kuluçka dönemi olarak görüp tazelenmeden geçen firmalar, avantaj elde ederek bu süreçten kârlı çıkma imkanı bulabilirler.

 

ds

Yukarı