Ana içeriğe atla

S

 

Kurumsallık ve doğru iletişim riske atılacak kavramlar değil…

13.04.2017 - 09:08

“ŞİRKETİN KAPSAMI VE BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE PROFESYONEL DESTEK ALINMASINDAN YANAYIM” AÇIKLAMASINDA BULUNAN BOWLİNGO ŞİRKET SAHİBİ M. FATİH KEÇEBİR, “KURUMSALLIK VE DOĞRU İLETİŞİM ÇOK DA FAZLA AMATÖRCE YAPILIP, RİSKE ATILABİLECEK KAVRAMLAR DEĞİL” DEDİ. 

Farklı olmak firmaya ne kazandırır? Farklı olmak ve ön plana çıkmak ne gerektirir?
Aslında farklı olmak kelimenin kendi içinde taşıdığı anlamdan da anlaşılacağı üzere tek bir kritere bağlı değildir. Kalite, fiyat, yenilik, teknoloji, müşteri ilişkileri, konsept ve daha sayamayacağımız pek çok şey fark yaratır, ama bence asıl fark hepsinden aynı anda en fazla barındırabilmektir. Yani fiyatınızı en ucuz yapmak ya da mağazanızda en pahalı ürünleri satmak ya da sadece güleryüz tek başına yeterli olmaz. Ön plana çıkmak için tümünü sağlamaya çalışmak gerekir, işte o zaman fark yaratırsınız.

Önemli olan bilinirlik değil, doğru bilinirliktir. Bu anlamda doğru marka iletişimi ve imaj için neler yapılmalı? 
Hani diyorlar ya “reklamın iyisi kötüsü olmaz”, maalesef belki bazı durumlarda geçerli olsa da bizim için yani hizmet sektöründe çok da geçerli değil. Yanlış bilinmek ve marka imajını zedelemek, 1 yanlış bilineni ancak 5 doğru ile düzeltmek ve açıklamak zorunda olduğunuz bir kabus aslında... Çünkü ürün iadesi yok, zamanı geri veremezsiniz. Mutsuz bir müşteriyi tekrar kazanmak da hiç kolay değil… O sebeple gerek yeniliklerden gerekse markanızdan sürekli bilgiler vermek, haberdar etmek, reklam çalışmaları yapmak bu kapsamda olmazsa olmazlar zaten. Şirketin kapsamı ve büyüklüğüne göre ise ciddi anlamda profesyonel destek alınmasından yanayım. Kurumsallık ve doğru iletişim çok da fazla amatörce yapılıp, riske atılabilecek kavramlar değil.

Başarılı markaların en belirgin özelliklerinin müşterilerini iyi tanımaları olduğunu dile getirirler. Peki, neden müşteriler iyi tanınmalı? Müşterisini iyi tanımak isteyen marka neler yapar?
Doğru, her sektör için müşteriyi tanımak önemlidir ama hizmet sektörü için bu çok daha majör bir gereksinim. Sonuçta hizmet sektöründe bir fiziki ürün ya da değişimi yapılabilecek, iade edilebilecek bir paket yok. Siz ve müşteri varsınız, bir de sadece müşterinin geçireceği zaman... Müşterinizi ve isteklerini bilmez, tanımaz, standart bir yaklaşımla hizmet verirseniz yavaştan sorunları görmeye başlar, her şey ortaya çıktığında ve müşterilerinizi tanımanız gerektiğinizi anladığınızda çok geç olduğunu farkedersiniz.

Her firma yer aldığı sektördeki rakiplerini mutlaka inceler ve analiz eder. Peki, rakip analizlerinin yapılması firmaya ne katıyor? Firmalar neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyuyor? Doğru rakip analizlerinin oluşturulması için sizce neler yapılmalı, nelere dikkat etmeli?  
Rakibi incelemek aslında en başta sorduğunuz sorunun bir gerekliliği yani farklı olmak, fark yaratmak… Diğerinin nasıl olduğunu bilmeden farklı olma şansınız yok. Rekabet her sektörün vazgeçilmezi, aslına bakarsanız birazda kırbacı diyebiliriz. Rekabetin olmadığı bir yerde istisnalar dışında kalite ve gelişmeden bahsetmek imkansızlaşır. Bunun için müşterileriniz kadar rakiplerinizi tanımak ve takip etmek zorundasınız. 

Malum ülkemiz oldukça sıkıntılı süreçlerden geçti, hala bu süreçlerin etkisi de devam ediyor. Peki, markalar bu süreçleri en az hasarla nasıl atlatabilir? Yapılması gerekenler neler?
Maalesef ülkemiz için bu süreç bir gerçek ve devam etmekte, ancak her şeyi durdurmak, frene basmak ya da panikle küçülmeye çalışmak emin olun çok daha vahim sonuçlar doğurabilir. Biz bu kapsamda elbette adımlarımızı çok daha dikkatli atıyoruz ama hiçbir şekilde yatırımlarımıza ara vermedik ya da dondurmadık.  Bu gibi süreçler ferdi olarak atlatılamaz. Hep birlikte olmalı ve aynı gemide olduğumuzu unutmamalıyız. Birbirimize destek olarak, empati kurarak süreci atlamak zorundayız. Bu hem mağaza-müşteri ikilisi için hem de firma-AVM yatırımcısı ikilisi içinde geçerli.

GGG

Yukarı