Ana içeriğe atla

S

 

Nedim ve Selim Diker kardeşlerin alamet-i farikası

16.01.2017 - 12:10

Tükkan… Karaköy’ün samimi ve sıcacık mekanı… Sanat galerisini andıran yapısıyla semtin ruhunu tamamlayan ve leziz menüsüyle damaklarda iz bırakan eşsiz yer… Tıpkı Selim Diker’in de dediği gibi semtin ilklerinden ve İstanbulluların Karaköy’deki vazgeçilmezi... Evet, bu ayki konuklarımızdan biri Tükkan ve onu sahibi Selim Diker’den dinledik. Şimdiden keyifli okumalar…

Tükkan hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? Tükkan yeme-içme sektörüne ne zaman adım attı? Kısaca Tükkan’ın tarihçesini dinleyelim sizden. 
İkizimle böyle bir serüvene başlamaya henüz ben askerdeyken karar verdik.  Hizmet sektöründe olmayı istiyorduk ama aklımızda direkt restoran açmak gibi bir düşünce yoktu aslında… Restoran işine gelince,  bu tamamen askerden sonraki sürece kalıyor. Hizmet sektörüne dair mevcut fikirlerimiz içerisinden çeşitli kriterler çerçevesinde elemeler yaptık ve bizim için en doğru olanın restoran açmak olduğu hemfikrine vararak, Tükkan’ı açmaya karar verdik.  

Peki, neden Karaköy?
Ben daha öncesinde Karaköy’e gelmiştim fakat o zamanki Karaköy, şu anki Karaköy’den oldukça farklıydı. Tornacıların ve eskicilerin olduğu,  değişimin daha yeni yeni başladığı, sadece iki ya da üç mekanın olduğu bir zamandan bahsediyorum. Restoran açmaya karar verdiğimiz ilk andan itibaren yaklaşık bir senelik bir araştırma sürecine girdik. Bahçeşehir’den tutun da Ataşehir’e kadar pek çok yere baktık. Hatta bir ara İzmir’i bile düşündük diyebilirim. Uzun araştırmalar sonucu tekrardan Karaköy’e döndüğümde gelişimin de biraz daha farkına varıp, mekanın Karaköy’de kurulmasına karar verdik ve Karaköy serüvenimiz başladı.
Bu çok güzel bir şey aslında… Çünkü genellikle restoran açmak herkesin hayalidir ve bu işe genellikle ‘Param var, açarım, yürür’ şeklinde düşünülerek giriliyor fakat sonu genellikle hüsran oluyor…
Sektörün en önemli sorunlardan biri bu gerçekten… İnsanlar bir hayal peşinde giriyor bu işe ve işin ne getirdiğini ya da ne götürdüğünü bilmiyorlar. Genellikle kurumsal hayattan kaçış olarak görülüyor maalesef…  Biz bu noktada avantajlıydık çünkü bu işi bir zevk veya hayalden öte ticaret olarak gördük ve bu işe girmeden önce bölgeyle ilgili birçok şeyi araştırdık. Bölgenin ne eksiklikleri var, neye oynamamız gerekiyor gibi pek çok konuyu ölçüp, tarttık ve ona göre hamlelerimizi yaparak ticari hayatımıza başladık. 

Tükkan’ın en ilgi çeken özelliklerinden biri de mühendis kardeşlerin yaratıcı fikirleri ile hayat bulan tasarımların ve dekorasyonda yer alan objelerin satın alınabiliyor olması… Bununla ilgili bizlere detaylı bir bilgi verir misiniz? Oldukça yoğun talep olmalı…
Normal şartlarda evet, biz bu ürünleri satıyoruz ama şöyle bir sıkıntımız oluyor; bu ürünler, tasarımından üretimine kadar kardeşimle beraber yapmış olduğumuz ürünler olunca ister istemez ürünü benimsiyor ve aramızda bir bağ kuruyoruz. Ticari hayatta bu duygusal bağı kurmamız gerekiyor ama maalesef kuruyorsunuz, kurduğunuz zaman da bazı şeyler sizin için çok daha zor olabiliyor. Ancak bu saatten sonra ciddi anlamda ticari olarak bunu hayata geçirmemiz gerektiğinin farkındayız. Çünkü işletmelerin güncel kalabilmek adına, beş yıl içerisinde ufak, on yıl içerisinde büyük değişiklikler yapması gerektiğini biliyoruz. Biz de üç senelik bir mekan olarak buna yaklaşıyoruz açıkçası. Yaklaştığımız süre zarfında bunun ticari zevktense ticari gereklilik olduğunu düşünmeye başladık.  O noktada 28 Mayıs’ta tıpkı Amerika ve Avrupa’da olduğu gibi bir garage sale yapmayı düşünüyoruz. Ardından Ramazan boyunca, belki iki haftalık bir tadilat süresine girerek, yeni tasarım ürünlerimizle müşterilerimizin karşısına çıkmayı düşünüyoruz.

Tükkan dekorasyon anlamında oldukça farklı bir konsepte sahip… Böyle bir dekorasyonun oluşturulması fikri nasıl ortaya çıktı? Sizin de fikirleriniz oldu mu konseptle ilgili?
İkiz kardeşim inşaat mühendisi, ben de makine mühendisiyim ve biz olduk olası dekorasyon ürünlerine karşı her zaman ilgi duyduk. Karaköy’e geldiğim zaman ilk söylediğim şey; ‘Burada yapmamız gereken lezzeti bir kenara koyup, tasarım ürünlerine oynamak…’ oldu. Çünkü Karaköy’ün doğasında da bu var; genellikle bir kafe ve yanında tasarım ürünleri satan bir yer ya da galeri… Ve bir de bu sirkülasyona uygun müşteri portföyü… Açıkçası üç sene sonunda düşüncelerimizin bizi yanıltmadığını gördük.

Peki, gelecek dönemlere ilişkin şubeleşme çalışmaları düşünüyor musunuz?
Başka bir konsept ya da isimle olabilir belki ama Tükkan markası adı altında açıkçası düşünmüyoruz. Çünkü bu konsepti taşıyıp, başka bir yerde kullanabileceğimiz çok alternatif yok. Belki Moda olabilir diyorum, onun dışında İstanbul’da olabilecek başka bir yer gelmiyor aklıma. Eğer yeni bir yer açılacaksa da o yere uygun bir konsept oluşturulmalı diye düşünüyorum. Nişantaşı’nda açılacaksa mesela daha beyaz masalar kullanılmalı, paslı aydınlatmalar yerine bakır ya da pirincin ağırlıklı kullanıldığı aydınlatmalar tercih edilmeli gibi… Ancak Tükkan isminin de Nişantaşı’na uymayacağını düşünüyorum. Biz bilerek Türkçe bir isim seçtik, Karaköy’e uyması ve daha samimi olması adına. ..

Günümüzde varlığı yoğun bir şekilde hissedilen rekabete yönelik yapmış olduğunuz çalışmalar nelerdir? Rakiplerinizden ayrışmak adına neler yapıyorsunuz?
Rekabette yapılması gereken; kendinizi daha iyi bir noktaya taşımanızdır… Biz de o noktada kendimizi sürekli yukarı çekmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda marka bilinirliği noktasında PR ajansıyla görüşüyor, konseptimize uygun niş eventler yapmak adına organizasyon şirketleriyle projeler üretiyoruz. Gerçekleştireceğimiz etkinliklerle tasarımımızı daha yeni ve daha farklı bir şekilde sunup, insanların dikkatini ve ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Onun dışında sunumlarımızı yeniliyor, yenilikleri takip ediyoruz. Mesela bir ara porselen modaydı, sonra ahşap moda oldu, sonra bir ara taş dönemine kısa bir geçiş yaşandı, şimdi de emayeler moda… Bu noktada trendleri takip ederek ve kendimizi bu trendlerle hazır duruma getirerek, mümkün olduğunca bu trendin başında olmaya çalışıyoruz. Nasıl ki Karaköy’de biz ilk beş mekanın içindeysek, bu trendlerde de önde olmayı kendimize amaç edindik ve amacımız doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 
 

n

Yukarı