Ana içeriğe atla

playpark

 

MALLREPORT

AVM KORİDORLARINDAN SAHNELERE DÖNÜŞ

07.08.2018 - 18:15

YÜKSEK SADAKAT GRUBUNUN ESKİ SOLİSTİ CEMİL DEMİRBAKAN İLE KEYİFLİ BİR RÖPORTAJ GERÇEKLEŞTİRDİK. MÜZİK KARİYERİNE UZUN BİR SÜRE ARA VEREN VE AVM YÖNETİCİLİĞİ YAPAN CEMİL DEMİRBAKAN, TEKRAR MÜZİK DÜNYASINA GERİ DÖNÜŞ SÜRECİNİ ANLATTI.

Cemil Demirbakan’ı tanıyabilir miyiz?
1971 Ankara doğumluyum. Ankaralı memur bir ailenin çocuğuyum. Bütün müzik kültürümü Ankara’da aldım diyebilirim. Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ni bitirdim. İlkokuldan beri ortaokul ve lisede de çocuk korolarında solist olarak hep ben şarkı söylerdim. İçimde hep müzik vardı. Lise yıllarında Duran Duran’ın, MFÖ’nün plakları vardı onları dinlerdim. İlk grubumu üniversite yıllarında kurdum. Grubumuzun ismi Sıkoçbırayt’dı. İlk defa o grupla üniversite yıllarında sahneye çıkmaya başladım. Yarı profesyonel anlamda ilk çıktığım mekan, Ankara’nın meşhur rock barı Graffity’di. Sonrasında yeni bir grup kurdum. 60-70’lerden müthiş bir repertuvar yaptık. Hepimiz orta gelir seviyesine sahip olduğumuz için cebimizdeki üç kuruş parayla Ankara’dan yola çıktık, güney ve Ege sahillerini gezmeye başladık. Gittiğimiz yerlerde mekan baktık ama hiçbir yerde iş bulamadık. Sokakta çalmayı denedik ama utangaç tipler olduğumuz için yarım saat sonra kimse para vermeyince kalkmak durumunda kalıyorduk. Kemer, Belek, Alanya sahil şeridinde otellerin yoğun olduğu yerlerde iş bakmaya başladık. Gittiğimiz her kapı bize duvardı. Herkes müzisyenimiz var diyordu. Cebimizde iki günlük para kalmıştı. En son bir otele görüşmeye gittik. Olumsuz bir yanıt alırsak Ankara’ya dönecektik. Otellerinin bir müzisyeni olduğunu ama memnun olmadıklarını söyledi. Akşam gelip çalın bir deneyelim dediler. Akşam havuz kenarında çaldık ve inanılmaz bir hareket oldu. İnsanlar çok eğlendiler. Programdan sonra otel müdürü geldi ve memnuniyetini dile getirerek artık burada çalmaya başlayabilirsiniz dedi. Biz Ankara’ya dönmeyi planlarken bölgedeki en kaliteli otelde hiç hayal etmediğimiz aylık maaşla, sigortalı olarak otelin tüm nimetlerinden faydalanacak şekilde orada işe başladık. Hayatımdaki kırılma noktalarından bir tanesi budur. Orada yaklaşık 2 yıl grubumuzla beraber şarkı söyledim.  Bir gün otelin restoranında yemek yerken müzisyen Onno Tunç’u gördüm. Gidip onunla tanıştım ve akşam bizi dinleyeceğini söyledi. Akşam arkadaşımla birlikte çıkıp söyledikten sonra yanına gittim. Beni onore etmek için  “Üstat sen bu işi bitirmişsin.” dedi.  Kendisinin bir erkek solist aradığını, albüm yapmak istediğini, beni çok beğendiğini ve benimle albüm yapmak istediğini söyledi. Bu gerçekten inanılmaz bir duyguydu. Kısa bir süre sonra görüşmek üzere anlaştık. Ama ne yazık ki uçak kazasında vefat etti. Mekanı cennet olsun. Çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Çalıştığım otel Koç’un oteliydi. O yemekte bir hanım, burada bir müzisyen varmış ona ulaşmaya çalışıyoruz dedi. Ben de kendimi tanıttım. Sezen Aksu sizinle görüşmek istiyor dedi. Çünkü Onno Tunç benden Sezen Aksu’ya bahsetmiş. Böyle bir adam buldum, buna albüm yapacağım diye. Ben de Sezen Aksu’yla prodüksiyon yapmak için her şeyimi toplayıp İstanbul’a geldim. 

Bu süreç tesadüflerle şekillenmiş gibi sanki…
Evet, hayatım resmen tesadüflerle şekillendi. Sezen Aksu ile tanıştım. Beni çok onore eden şeyler söyledi. O dönem Levent Yüksel’in ikinci albümünün hazırlık dönemiydi. Şebnem Ferah’ın ise albümü daha çıkmamıştı. Onno’nun planı Şebnem Ferah’tan sonra bana albüm yapmaktı. Gençlik ve o heyecanın etkisiyle Sezen Aksu’yu biraz yordum. Kiminle çalışmak istersin dedi; şu prodüktör olsun dedim sonra vazgeçtim, o olmasın bu olsun derken bu süreçler Sezen Aksu’yu yordu. O da kibar bir şekilde beni kapının önüne koydu. Yani her şey kısmet. Ama yol gösteren kimsem olmadığı için biraz da böyle oldu. İşsiz ve parasız kalınca evde kaldığım arkadaşlarımla bir müzik grubu kurduk. O grupla çalmaya başladık. O döneme göre bayağı iyi para alıyorduk. İlerleyen dönemlerde Cornflakes adında bir grup daha kurdum. Uzun yıllar Taksim’de çeşitli mekanlarda çaldık. Ama yine de kazandığım para yeterli olmadı.
Migros o dönemde mağaza müdür yardımcısı arıyordu. Arkadaşımın teşvikiyle başvurdum. Birkaç gün sonra iş görüşmesine çağırıldım. Mağaza müdürü yardımcısı olarak değil planlama departmanında işe başladım. Planlama departmanı Migros’un en kıymetli departmanı. Dolgun bir maaşım vardı. 10 yıla yakın burada bir kariyerim oldu. 

Müziği ve kurumsal iş hayatını birlikte mi yürüttünüz yani?
Evet, öyle oldu. Hem beyaz yakalı olarak çalışan hem de İstanbul’un popüler mekanlarında çalan biri olarak ismim duyulmaya başladı. Bir vesileyle Yüksek Sadakat grubundan Kutlu’yla tanıştık. Bir projesi varmış ve kendisine solist arıyormuş. Kutlu’nun profesyonelliği ve bakış açısı beni çok etkiledi. Birlikte bir işe giriştik ve Yüksek Sadakat’in ilk albümünü yaptık. Hiç hayal etmediğim bir şekilde Türkiye’nin en top albümü oldu. Neredeyse bütün müzik marketlerde “Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer” çalıyordu. Bir taraftan sabah 8, akşam 6 çalışıyordum bir taraftan da konser varsa Yüksek Sadakat’le konserlere gidiyordum. 2 sene böyle devam etti. Tabii bu kolay bir şey değildi. Bir gün önce kaç bin kişiye konser veriyorsun, ertesi gün kiralama işleriyle uğraşıyorsun. Çok bambaşka şeyler. Yüksek Sadakat ile güzel ödüller aldık. 

Peki, Yüksek Sadakat grubundan neden ayrıldınız? Kurumsal iş hayatınızdaki süreç nasıl ilerledi?
2007’de gruptan ayrıldım. Grubun konser programı yoğundu.  Nişanlılık, evlilik, eşimin hamile olması derken grupla yollarımızı ayırdım. Grubun istikbali için bunun doğru olduğunu düşündüm. İkinci albümün arifesinde ayrılmak istediğimi söyledim. Çünkü albüm çıktıktan sonra söylemek hiç etik olmazdı. Bu süreçte beyaz yakalı çalışma hayatım devam etti. 2012’de solo albüm çıkardım. Meyra ile düetler yaptım. 3 yıl önce 4 şarkılık Ceviz Ağacı adı altında bir albüm çıkardım. Ama tabii hiçbir zaman tam zamanlı olarak müziğe zaman ayırmadım. Ceviz Ağacı Youtube’da çok fazla dinlendi. Albümün ne reklamını ne tanıtımını yapmadım. Hiç çaba göstermedim. Çünkü gündüz bir işim vardı ve daha garanti bir işti. AVM sektörü bu kadar popüler değilken ben Migros’ta yani bu işin en temel okulunda kiralama nasıl yapılır, pazarlık nasıl yapılır, bir markaya en doğru lokasyon nasıl verilir, kaç metrekare verilir gibi a’dan z’ye bütün fizibilitesinin hesabını kitabını orda öğrenme şansına sahip oldum. O dönemde kiralama yaptığım firmalardan bir tanesi Kahve Dünyası’ydı. Kahve Dünyası’nın çok fazla şubesi yoktu, birkaç tane şubesi vardı. Bir gün Kahve Dünyası’nın patronu beni davet etti. Markayı dünya markası yapmak istediğini, çok hızlı büyümekle ilgili hedefleri olduğunu orada çalışıp çalışamayacağımı sordu. Ben de Kahve Dünyası’nın potansiyelinin farkında olduğum için Migros’tan ayrıldım. O dönemde Kahve Dünyası 40-50 tane mağaza açtı. 2,5 sene orada çalıştım. Bütün yatırımlara bakıyordum. Son dönemde mağazalar da bana bağlandı. Oradan bir vesileyle arkadaşım Ataköy A Plus AVM’ye genel müdür aradıklarını söyledi. Yatırımcıları ile  gidip görüştüm. Orada genel müdür olarak başladım. Kiralama sürecinde orada tecrübe sahibi oldum. 1 seneye yakın orada kaldım, sonra Marmara Forum’da AVM Direktörü olarak başladım. 1 sene civarında da orada çalıştım. 3-4 ay 212 AVM maceram oldu. Yine o dönemde 10 şarkılık bir albüm çıkarttım. 1 senelik bir ara verdim. O dönem içerisinde Türkiye’nin dört bir tarafındaki üniversitelere gittim. Oralarda beyaz yakalı kariyerim, ailenin ve müziğin nasıl eş zamanlı olabileceği konusunda kendi tecrübelerimi gençlerle paylaştım. Günün sonunda da ufak bir konser veriyordum. Gençlerin enerjisi de benim için emsalsiz bir tecrübedir. Sahilde yürüyüş yaparken A Plus’ın yatırımcıları ile karşılaştım. Bir şeye ihtiyacınız olursa arasınız diye usulen söyledim. Birkaç hafta sonra AVM müdürüne ihtiyacımız var gelir misin diye aradılar. Tekrar birkaç sene sonra geri dönmüş oldum. Yine orada 2 seneden fazla çalıştım. Sonra bir teklif geldi, en son şirketim olan Özak GYO’ya operasyon direktörü olarak geçtim. Bütün kiralama ve pazarlama operasyonları bana bağlıydı.3 ay önce ise yollarımızı ayırdık. Bundan sonra tam zamanlı olarak müzik yapacağım. 

Rapsodi orkestrası ile birlikte çalışacaksınız. Nasıl bir araya geldiniz?
Konserlere yine Cemil Demirbakan olarak çıkacağız. Ama ben istedim ki beraber sahneye çıkacağım müzisyenler benimle benzer profesyonellikte ve sorumlulukta olsun. İstanbul’da binlerce iyi müzisyen var. Ama benim için öncelikli olan iki şey var; hem iyi müzisyen olmalılar hem de herkes hayatla ilgili aşağı yukarı benimle benzer noktalarda olmalı. Çünkü ben şu anda müziği hayatımın merkezine koyuyorum. Çok uzun yıllardan beri tanıdığım, davulda Alpay Şalt, basgitarda Ferhat Hasanoğlu, Rapsodi grubunun grubunun kurucusu ve maestro’su Doğan Kospançalı klavyede ve Doğan’ın eşi Buket ise hem şarkı söyleyecek hem de bana vokal yapacak. Gitarda da benim Ankara’dan arkadaşım Tigin Aray var. Rapsodi çok kıymetli olduğu için onların isminin her noktada altını çizmenin doğru bir şey olduğunu düşünüyorum.  
 
Hem müzisyen hem de yönetici olarak AVM’lerde yapılan organizasyonların her iki tarafını da en iyi siz bilirsiniz sanırım. Konserler müşteriyi çekme ve marka sadakati sağlama konusunda ne kadar etkili? AVM’lere özel konserler, imza günleri ve etkinlikler yapmayı düşünüyor musunuz?
20 küsur yıldır perakende sektörü içerisindeydim. İşimi severek yaptım ama daha çok sevdiğim ve daha kendim gibi hissettiğim bir şey var, o da müzik. Benim de her insan gibi çocuğum var, evimizin kirası var, çocuğun okul parası var… Yani herkes gibi benim de maddi kaygım var. Para kazanmak da istiyorum tabii ki. Fakat bunu yaparken müziği en kaliteli şekilde yapmak istiyorum. Kendi yaptığım şarkılarla ve kaliteli müzikle bana katkısı olacak şeyleri yapmak istiyorum. Yeni şarkılar da yapacağım. Bir beyaz yakalı olduğum için, AVM’lerde yapılan konserleri ya da kurumsal firmaların yaptığı eventleri, davetleri, motivasyon toplantıları gayet iyi biliyorum. Masanın her iki tarafını da yıllarca bilen bir insanım. Dolayısıyla o tarafta da yer almak istiyorum tabii ki. O insanların ne hissettiğini, neyi dinlemeyi sevdiklerini biliyorum. Kesinlikle belli bir kalite standardıyla, iyi ve keyifli bir müzikle her mecrada insanlarla müziğimi paylaşmak istiyorum. Para kazanalım ama ruhumuzda iyi olsun, ruhumuzu da yormayalım. 

playpark

Yukarı