Ana içeriğe atla

playpark

 

Ticarette işin sırrı inovasyonda!

17.10.2016 - 15:07

KPMG TÜRKİYE, TÜRKİYE DAHİL 19 ÜLKEDEN 300 FİRMAYLA “AR-GE VE İNOVASYON” ARAŞTIRMASI GERÇEKLEŞTİRDİ. 

KPMG Türkiye’nin yaptığı araştırmada Türkiyeli ve Avrupalı şirketlerin Ar-Ge ve inovasyon yönetimi konusunda idari ve stratejik tercihlerinin finansal sonuçlara etkileri incelendi. Araştırmada Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapan şirketlerin daha hızlı büyüdükleri ve yeni ürünlerinde ticari hedeflerine daha yüksek oranda ulaştıkları tespit edildi. Kendi sektörlerinin üzerinde büyüme hızına ulaşmayı başaran şirketlerin inovasyon yönetimi ve stratejisi bakımından 4 ayırt edici ortak özelliği olduğu gözlendi. Araştırma sonucuna göre, inovasyona dayalı büyümede başarı faktörleri şöyle sıralanıyor:
– Uzun vadeli düşünme; gelecekte bugünkünden daha rekabetçi olmak için teknoloji ve tüketim trendlerinin zamanında fark edilmesi ve gerekli yatırımların zamanında yapılması şart.
– Çeşitlendirilmiş portföy; böylelikle ticari ve teknolojik risklerin dağıtılması sağlanıyor.
– Daha çok iş birliği yaparak finansal yükü paylaşmak…
– Ticarileştirme sürecini titizlikle ele almak ve rakiplere yönelik giriş bariyerleri oluşturmayı hedeflemek. Zira inovasyon ile yaratılan katma değerden en büyük payı almak ve o payı korumak buna bağlı.


 “TÜRK FİRMALARININ YOL KAT ETMESİ GEREKEN ÖNEMLİ ALANLAR VAR”
KPMG Türkiye Yönetim Danışmanlığı Direktörü Saip Eren Yılmaz, “Bu araştırma, yerli firmaların Ar-Ge ve inovasyon yönetimi stratejisi bakımından önemli eksikleri olduğunu gözler önüne serdi. İnovasyon artık tüm firmaların gündeminde; değeri ve önemi tartışılmıyor. Ancak inovasyon kabiliyetlerine yatırım yapan ve bu kabiliyetleri kurumsallaştıran firmaların oranı hem Türkiye’de hem de Avrupa genelinde bir hayli düşük. Başarıların tekrarlanabilir ve devamlı hale gelmesi için inovasyon yönetiminin tüm süreçleri ile kurumsallaştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Ar-Ge ve inovasyon alanında iş birliği yapmayı strateji haline getirmek ve buna yönelik kurumsal kabiliyetleri geliştirmenin çok kritik olduğunu görüyoruz. İşbirliği kabiliyetleri geliştirmek oldukça zorlu ve zaman alan bir süreç olduğu için, bir o kadar da güçlü bir rekabet avantajı sağlıyor” şeklinde konuştu.


“FİRMALAR DAHA HIZLI AR-GE SÜREÇLERİNE SAHİP OLMALI”
Araştırmanın firmaların bu alanda en fazla zorluk yaşadıkları performans ölçütünü, ‘proje takvimine uyum’ olarak ortaya çıkardığını belirten Yılmaz, “Özellikle büyük ölçekli şirketler, yakaladıkları ölçek avantajı dolayısıyla, Ar-Ge projelerinde kayda değer bir maliyet avantajı sağlarken, ürün geliştirme hızı bakımından küçük ölçekli şirketler karşısında zorluklar yaşıyorlar. Günümüzde tüm sektörlerde pazar dinamikleri daha sık yeni ürün geliştirilmesini gerektiriyor ve ürün yaşam döngülerinin kısaldığını görüyoruz. Büyük ölçekli firmalar değişen talep niteliklerine geç hitap ettiğinde pazarda oluşan arz açığını daha çevik olan küçük ölçekli firmalar hızla doldurabiliyor” dedi. 
KPMG araştırmasının sonuçlarını yorumlayan Yılmaz şöyle devam etti: “Bu bakımdan ölçeği ne olursa olsun tüm firmaların değişen talep niteliklerini daha yakından izlemeye ve ürün geliştirme hızlarını artırmaya yönelmesi gerekiyor. Bunun için Ar-Ge fonksiyonunun daha pazar odaklı ve hızlı hale gelmesi için yeniden yapılanması gerekebiliyor. Küçük firmalar için ise ek bir özel durum mevcut. Bu firmalar küçük adımlarla büyüttükleri pazar paylarını korumak için daha stratejik yaklaşımlar geliştirmeli ve ürün tasarımı ve teknoloji ile oluşturabilecekleri giriş bariyerlerine odaklanmalı.”

“ANA AKIM İNOVASYON TÜRLERİNİN DIŞINA ÇIKMAK GEREKİYOR”
Firmaların ürün, iş modeli, organizasyon, süreçler gibi farklı alanda inovasyon yapabileceklerini belirten Yılmaz, hatta daha önce fark edilmemiş yeni bir ihtiyaç keşfetmenin de inovasyon olacağını kaydetti.
Yılmaz şöyle devam etti: “Araştırmamızın sonuçlarına göre firmaların en çok odaklandıkları alan ürün inovasyonu olurken, en az ilgi gösterdikleri alan ise yeni satış kanalları ve gelir modellerinin geliştirilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu bakımdan, inovasyonun en alışılageldik biçimiyle ürün üzerinde ve etrafında uygulandığını ve bunun inovasyonun ana akımı olduğunu söyleyebiliriz. Araştırmamız, son 3 yıl içinde en hızlı büyümeyi kaydeden firmaların daha
önce fark edilmemiş yeni bir ihtiyaç keşfetmeye odaklanan firmalar olduğunu gösterdi. Ayrıca, oldukça ilginç bir şekilde, göreceli olarak az odaklanılan inovasyon türlerini benimseyen firmaların daha hızlı büyüme gösterdiklerini ortaya çıkarttık. Kısacası, daha hızlı büyüme elde etmek için ana akım inovasyon türlerinin dışına çıkmak gerekiyor.”

İNOVASYONUN FİNANSMANI İÇİN TÜM YÖNTEMLER DİKKATE ALINMALI
İnovasyonun finansmanına yönelik olarak yeni yaklaşımlar ortaya çıktığını belirten Yılmaz, “Avrupa’daki şirketlerin neredeyse üçte ikisi inovasyon projelerini halen geleneksel biçimde şirket içerisinde yönetiyor ve finanse ediyor. Kurumsal işbirlikleri bakımından tüm şirketlerin yarısı, Ar Ge ve inovasyon projelerinde kurum dışı ortaklarla iş birliğine gidiyor. Ancak kurumsal işbirliklerinin çok büyük oranda tedarikçiler ve müşteriler ile yapıldığını ve üniversitelerin ve kamu araştırma kuruluşları ile yapılan işbirliklerinin oldukça düşük oranlarda kaldığını görüyoruz” dedi.

playpark

Yukarı